Günlük kalma

Eşim Meksikalı, kızımda Meksika pasaportuyla annesiyle birlikte İstanbul’a giriş yaptılar. E vizenin bitiş tarihinden itibaren 20 günlük bir fazladan kalma süreleri var. Kızımın Türk kimliği yanında. Kendisi 1 yıl 7 aylık. Kızım için ceza öder miyiz? Eşim için ise 20 günlük ihlalin para karşılığı ne olur? Kesirlerin Günlük Hayatta Kullanım Alanları Nelerdir hakkında yazı. Kesirler gündelik yaşamda çok sayıda yerde farkında olmadan kullanılır. Kesir nedir ilk olarak tanımını yapalım. Bir değerin tam olarak sayı ile değil ölçekli olarak ifade edilmesinde kesirlerden yararlanırız. Günlük Maruz Kalmaya (ADE) dayanmalıdır. MACO hesaplamasının prensibi, önceki ürününüzün sonraki ürününüze kabul edilebilir taşınmasının ADE’ye dayanarak hesaplanmasıdır. Prosedür ADE (Kabul Edilebilir Günlük Maruz Kalma) aşağıdaki eşitliğe göre hesaplanır ve sonuç MACO hesaplanmasında kullanılır. Geleneksel sokakları, ahşap ve kerpiç kullanılarak inşa edilen konakları, doğal güzellikleri ile Yörük kültürünü halen yaşatmaya devam Günüören köyündeki günlük yaşam kısa ... Kalma, North Hamgyong, Kuzey Kore için 3 Günlük hava durumu tahmini alın. En Yüksek ve En Düşük sıcaklıklar, RealFeel, yağış ve radar. İşe gidip gelirken ve hafta sonu, güne hazır ... Kredi Ve Yurtlar Kurumu için yazılan 'Kredi Ve Yurtlar Kurumu Yurtlarda Birkaç Günlük Kalma İzni Hakkında' şikayetini ve yorumlarını okumak ya da Kredi Ve Yurtlar Kurumu hakkında şikayet yazmak için tıklayın! Günlük ücret ile çalışanlar program dışında kalma riskiyle karşı karşıya Türkiye daha fazla finansman arayışındayken, evlerde temizlik için çalışanlar başta olmak üzere ... 25 Ağustos 2020 Salı günlük burç yorumları; aşk, para ve sağlık üzerine etkileri nasıl olacak? Koç, boğa, akrep, ikizler, yengeç, aslan, başak, terazi, yay, oğlak, kova ve balık ... günlük süreye her kalma gününden geçmişe bakılması suretiyle (girişte veya gerçek bir kontrol gününde olacak şekilde) uygulanmasını ifade etmektedir. Diğerlerinin yanı sıra bu, 90 günlük kesintisiz bulunmama durumunun en fazla 90 günlük yeni bir kalışa izin vermesi anlamına gelmektedir. Günlük Terazi Burcu Yorumu 14.09.2020 tarihli Terazi burcu yorumu Aynı zamanda alıng an ve duygusal bir tavır içinde olabilirsiniz ve duyduğunuz haberlere duygusal tepkiler gösterebilirsiniz.

Werewolf Online Anlatıyorum Fakat Biraz Küfürlü

2020.09.22 10:30 ZeytranZiztasion Werewolf Online Anlatıyorum Fakat Biraz Küfürlü

HEY, SEN! EVET, SEN! ARTIK OYUNLARDAN NEDEN HİÇBİR DUYGUYU ALAMADIĞINI SORGULAYAN BİRİSİ MİSİN? ARKADAŞLARINLA OYUNA GİRMEK İSTEDİĞİNDE SATIŞA GETİRDİKLERİNDEN DOLAYI YALNIZ BAŞINA OYNAYAN YIKIĞIN TEKİ MİSİN? ROLE-PLAY YAPMAYI SEVEN AMA TELEFONU SAMSUNG GALAXY J2 VEYA DAHA BERBAT BİR MODEL OLDUĞU İÇİN TOWN OF SALEM İNDİREMEYEN BİRİ MİSİN? OYUNLARDA KANSER OLUP BUNDAN MAZOŞİZM SEVİYESİNDE ZEVK Mİ ALIYORSUNUZ?
O ZAMAN WEREWOLF ONLINE TAM SİZE GÖRE!
BİR SÜRÜ APTAL OROSPU EVLADININ TOPLANDIĞI BU OYUNDA AMACINIZ SİZE VERİLEN RASTGELE BİR ROLLE TAKIMINIZLA BERABER KAZANMAYA ÇALIŞMAK.
TOWN OF SALEME ÇOK BENZEYEN BU OYUNDA OLAN EN TEMEL FARK, KÖTÜ TAKIM MAFYALAR DEĞİL KURT ADAMLAR!
[He birde Fool diye Jester çakması bir tipleme var ama... Neyse.]
AYRICA BU OYUNDA TOWN OF SALEM'İN O 2 SUNUCUYA SAHİP OLMASI GİBİ VAROŞ BİR KITLIK YOK!
BU OYUNDA:
İNGİLTERE, ALMANYA, FRANSA, BREZİLYA, VİETNAM, RUSYA, İSPANYA, HOLLANDA, TİBET, İTALYA, MALEZYA, ROMANYA
VE TABİİKİ DE KANSER OYUNCULARI TEK BİR ALANDA TOPLAYIP BAŞKA YERLERE GİTMEMELERİ İÇİN VÂR OLMUŞ OLAN TÜRKİYE SUNUCUSU!
[Derecelime gelmeyin artık pezevenkler... Oyun keyfimi siktiniz.]
BU OYUNDA DERECELİ GİRMEK İÇİN TAM 100 OYUN KAZANMALISINIZ! EVET! YANLIŞ DUYMADINIZ! TAM 100 OYUN?
KAFAYI YEME SEVİYESİNE RAMAK KALMIŞ BİR RUH HÂLİYLE OYUNLARA GİREREK, DUVARLARI TEKMELEYEREK, YASTIK ISIRIP AĞLAYARAK, TOXİC SEER DIRDIRINA KATLANMAK ZORUNDA KALARAK, KÜFÜR YİYEREK, MAGANDA SİLAHŞÖR KURŞUNUNA KURBAN GİTME KORKUSUNU HER SEFERİNDE YAŞAYARAK, ÇÖPÇATAN ROLÜNÜN SON ANDA KASABAYI SATIP OYUNU KURTLARA KAZANDIRARAK,
YÜZ TANE ZAFER ELDE ETMELİSİNİZ!
PEKİ, BU 100 GALİBİYETİ ALDIK DİYELİM. BU DERECELİ DENİLEN YERE GİRDİĞİMİZDE KAZANCIMIZ NE OLACAK?
Hmm... GÜZEL SORU!
KESİNLİKLE VE KESİNLİKLE NORMAL OYUNLARDAKİ İNSANLARDAN ÇOK ÇOK DAHA APTAL İNSANLARLA OYUN OYNAYIP HER MAÇ SONU 80 LİG PUANI KAYBEDİP PLASTİK LİGİNE YERLEŞMEK!
GAYET GÜZEL BİR KAZANÇ! ÖYLE DEĞİL Mİ?
[Travmatik WWO anıları lütfen sal beni...
Tek günde 816 puan kaybettim. İyi durumda değilim. Yardım edin.]
NEYSE, NE DİYORDUK? BU DERECELİ MAÇLARA GİRMEK İSTEMİYORSANIZ SANDBOX GİBİ MÜTHİŞ Mİ MÜTHİŞ BİR DENEYİMİ TATMANIZI Ş̸̫̣͈͆̓İ̸̖̦̦͈̼̗̗̿̕Ḓ̷̙̞͉́̾͆̇̚Ḑ̵̈́͌E̵̼̫̭͔̘͎͙̒͂̽̒́̄Ṯ̴̜̠̂͗̑̂̆̏̈L̶͕̔̒̄́͠Ȩ̸̠̣͇̻̺̑̆̈́ ÖNERİRİM!
BU SANDBOX DENEN ÇÖPLÜKTE CUPİD DENİLEN BİR İBNE VA-
A, A, AA! ROLLERİ SİZE HENÜZ DEMEYECEĞİM! ÖNCELİKLE OYUNUN MAÇ TÜRLERİNDEN BAHSETMEM LAZIM!
SANDBOX DENİLEN TÜRDE YENİ YENİ ROLLER DENEYİMLİYORUZ! AMA BU MAÇA GELEN TİPLERİN %80'İ KENDİ DİLLERİNİ KONUŞAN VE KENDİ MİLLETİNİ ARAYAN SALAKLARDAN OLUŞUYOR.
ONUN DIŞINDA HIZLI MAÇ DENİLEN ŞEY VAR Kİ CİDDEN HER ŞEY ÇOK HIZLI OLUP BİTİYOR!
[Abi Town don't go afk amk LAN afk kalma Town LAN TOWN AFK KALMA-]
BU KANSER KİŞİLERİN ÇOĞUNU TÜRK VE VİETNAMLI OYUNCULAR OLUŞTURUYOR!
O YÜZDEN MAÇINIZA TOXİC TÜRK VEYA VİETNAMLI GELİRSE ONDAN KURTULMA TAKTİĞİ VERECEĞİM!
EĞER MAÇINIZA VİETNAMLI VEYA TÜRK OLDUĞU BELLİ OLAN TOXİC BİRİSİ GELİRSE YAPMANIZ GEREKEN 2 ŞEY VAR!
  1. YOL: EĞER ROLÜNÜZ SİLAHŞÖR, GARDİYAN, KURT ADAM VEYA HERHANGİ BİR ADAM ÖLDÜRME KABİLİYETİNE SAHİP BİR ROLSE ANINDA TOXİC HERİFİ YOK EDİN.
  2. YOL: EĞER ROLÜNÜZ GÖZCÜ TÜRLERİNDEN HERHANGİ BİRİSİ, DOKTOR, MEDYUM VEYA HERHANGİ BİR ÖNEMLİ ROL DEĞİLSE EĞER ANINDA OYUNU TERK EDİN. VE BONUS YOL:
ÇÖPÇATAN İSENİZ VE BU KİŞİLERİ İLK GECEDEN FARK EDİNCE ANINDA BİRBİRLERİNE AŞIK EDİP KALAN GÜNLERDE ÖLMELERİNİ BEKLEYİN!
[Valla hiç kusura bakmayın kendi milletimden birisi oyuna gelince salak olmama ihtimali %10 oluyor. Alınıp darılmaca olmasın ama böyle.]
VE BU OYUNDA EN SAÇMA OLAN ŞEY OTA BOKA IRKÇI DAMGASI YİYİP KÜFÜRLERE MARUZ KALMANIZ! SADECE BİRİSİNE GERİ CEVAP VERİN VE IRKÇI DAMGASI YİYİN!
HATTA KARŞISINDAKİ BİRİSİ KARAKTERİNİ SİYAHİ YAPTIYSA YARRAĞI YEDİNİZ!
PEKİ BU OYUNDAKİ ROLLER NELER?
BU DA ÇOK GÜZEL SORU!
SİZ ISRAR ETMEDEN HEMEN GEÇELİM!
AMA SADECE KASABA ROLLERİNE GEÇELİM!
Çünkü üşeniyorum ve daha yazacağım bir Among Us ile Town of Salem floodum var.
/KASABA ROLLERİ!\
[Gerçi, oyunda köy diye geçiyor ama... neyse siktir edin.]
BU ROLLERDEN BAZILARINI BEYNİNİZİN HİÇBİR YERİNİ KULLANMADAN KASABA NE DERSE ONU YAPARAK OYNASANIZ BİLE AŞIRI OP!
GÖZCÜ (SEER): BU ROL ÖYLE BASİT BİR ROL Kİ, BU ROLDE KAYBETMEK İÇİN YA ÇOK SALAK BİR TOXİC OLMAK LAZIM YA DA KASABA BEYNİNİ ÇÖPE ATMALI!
EĞER GARDİYAN SİZİ ALIP ROL SORUYORSA VE İNADINA CLAIMLEMİYORSANIZ ÖLMEYİ SONUNA KADAR HAK ETMİŞSİNİZ DEMEK!
AURA GÖZCÜ (AURA SEER): MENTALİST DENİLEN ELEMANDAN BİR TIK ÖNEMLİ, GÖZCÜ DENİLEN KİŞİDEN ON TIK ÖNEMSİZ BİR ROL OLARAK GÖRÜNSENİZ BİLE GÖZCÜ ÖLÜNCE TÜM KASABA BİR ANDA SİZE TAPMAYA BAŞLAYACAK!
MENTALİST (SPIRIT SEER): [Kalp kırmadan ne desem ki şimdi buna? Laps diye Town'un sikinde olmayan bir rol ve bunu seçerseniz direkt oyundan çıkın demek kabalık olur. Neyse, deneriz bir şeyler.]
BU ROL Bİ SİKE YARAMIYOR!
Tamam tamam işe yarıyor ama Town aptal olunca yaramasa daha iyi olur. Bir de çok umursanan bir rol değil yani... Ama Aura ile Seer'ın yokluğunda yine en değerli oluyor. Tabii gözcü çırağı oyunda yoksa.
GÖZCÜ ÇIRAĞI (SEER APPRENTICE): GÖZCÜ MÜ ÖLDÜ? O ZAMAN GÖZCÜ 2.0 SAHALARDA SİZİ BEKLİYOR! MERHABA GİZLİ KOZ!
SİLAHŞÖR (GUNNER): DÜÜÜT DÜÜÜTT AÇ YOLU AÇÇ HADİ ASLAN PARÇASI YOLU AÇ HADİ BAK ENGELLİ BEKLİYO BURDA HADİ DÜÜÜTTT ♿ BAK SİNİRLENDİ ARKADAŞ HADİ YOLU AÇ HADİİ DÜÜÜT DÜÜTT BİİİPP HADİ BE HIZLI OLL DÜÜÜTT BİİİPPP ♿♿ BAK HIZLANDI ENGELLİ KARDEŞİMİZ SERİ KÖZ GETİR SERİ DÜÜÜTT DÜÜÜT DÜÜÜÜTTTTT BİİİİPPP BİİİİİPPP DÜÜÜTTT ♿♿♿♿ BAK ARTIYO SAYILARI AÇTIN MI YOLU AÇMADIN PÜÜÜÜ REZİİİLL DÜÜÜÜTTT ♿♿♿♿♿♿ BAK KALABALIKLASTI BAK DELI GELIYOR DELIRDI DELI AC YOLU DUTDUTDURURURUDUTTT♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿♿KAFAYI YEDI BUNLAR AC LAAAAN YOLU
GARDİYAN (JAILER): Lan bana mı öyle geliyor yoksa bu rol Town of Salem'de Jailor olarak geçmiyor muydu? Jailer-Jailor ne fark var ki?
He doğru, Jailor town vurunca tüm mermileri kaybediyor ve 3 vuruş hakkı var ama Jailer tek vuruş hakkına sahip.
Bu rol güzel de hani eehh... Seer rollerini daha çok seviyorum.
Geveze (LoudhMouth): Kapat sil oyunu çekemem senin Gözcüymüş gibi aldığın tavırları.
Bu rolü alınca lütfen Seer havalarına girmeyin aq sadece şüphe ettiğiniz kişiye tıklayın bak deli etmeyin insanları evinizi bulup ateşe veririz.
Köylü (Villager): İşinde gücünde olan sıradan bir köylüyüz.
Doktor (Doctor): A.K.A Seer'ın muhtaç olduğu ilk kişi.
Koruma (Bodyguard): A.K.A Aura Seer'ın muhtaç olduğu ilk kişi.
Sert Adam: (ToughGuy): Buna da Mentalist ihtiyaç duyuyor çünkü onu koruyacak delikanlı bir tip tek bu var.
Kırmızılı Hanım (Namuslu Orospu): Town of Salem'de ki Escort mantığı fakat rol engelleyemiyor sadece eğer kötü birine gittiğimizde pat diye ölüyoruz.
İmam (Priest): Tüm köyü alıp Bayram namazı kılıyorsunuz.
Şakayı bir köşeye atarsak eğer, birisine Zemzem suyu atıyoruz. O kişi kurtsa Allah onu helak ediyor ama değilse Allah seni Zemzem suyunu boşa kullandığın için helak ediyor.
Nişancı (Marksman): Bunda Gunner gibi savsaklık yapmak= canınla ödemek
Medyum (Medium): Ölülerle konuşup afk kalmamış bir oyuncuyu diriltebilen çok önemli bir rol. İlk gün öldüğünde genelde tüm Kasaba gerginliğe boğulur.
Dedektif (Detective): Bak kardeşim, şu insanla diğerini seç bak = çıkıyor mu? Çıkıyorsa aynı takımdalar. ≠ mı çıkıyor? O zaman Fool asalım.
Şerif (Sheriff):
Ayrıca bakınız: Town of Salem Lookout.
Mantık neredeyse aynı. Bir kişiyi seçiyorsunuz fakat Lookout ona gelen herkesi gösteriyor ama Şerif sadece 2 kişi gösteriyor.
Belediye Başkanı (Vergi Almayan Tek Başkan): Başkanlığı belli et ve hobaaa tüm oyların 2 katı olsun.
Cadı (Witch): Bu rolü ilk kez oynadığımda aşırı afallamıştım. Çünkü ToS'da Witch farklı burada farklı ya, o yüzden.
Aga bi iksirimiz var işte biri koruyan diğeri can alan. Koruyanı Gözcüye at can alanı git random shooting yap Doctor'a denk gelsin de tüm Town yok etsin seni.
Birazcık riskli bir rol... Ngl.
Demirci (Forger): Bak abim bu kalkan 30 lira ama 3 gün daha beklersen 90 liraya kaliteli bir kılıç yaparım sana gider Doctor kesersin. Ne dersin?
İntikamcı (Avenger):
+12 Junior Ww onu vurun! -Dene bakalım...
Gunner Avenger'ı vurur ve Avenger Mentalist'i öldürür
Canavar Avcısı (Beast Hunter): I'm Beast Hunter and selected myself.
Barışsever (Pacifist): AGA EĞER İLK GÜN ELİNİZDE 0 BİLGİ VARSA RANDOM REVEAL YAPIN BAK SK BULDUĞUMUZ AN YAPMAYIN ANANIZI SİKİCEM YETER LAN YETER.
Çiçek çocuk (Flower child): Fool'un korkulu rüyası.
Falcı (Fortune Teller): 9 ve 12'ye kart verdim kartları gösterin yoksa boğazınıza basarım.
Bari 3. günde falan baskı uygula be adam.
Huysuz Nine (Grumpy Grandma): Sebepsiz yere Seer susturur. Bulunduğu yerde katledilmesi şart diğer rol.
Çöpçatan (Cupid): Benim çiftim Kurt adam ve Seri katil fakat Town onları öldürdü Townu sikiyim hepinizi sikiyim ben oyunu satıyorum bb Kurtlar seer'ı öldürün.
Orospu evladı seni.
Başkan (President): Risk ve ödül sistemi fakat ödül yok.
BU GÜNLÜK OYUN TANITIMI BU KADAR DİĞERİNDE GÖRÜŞMEK ÜZERE!
submitted by ZeytranZiztasion to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.23 16:09 biajansnet Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları Dijital Reklam Ajansı


Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça sorulan sorular için sayfayı aşağıya kaydır. Google’da insanların en çok sordukları soruları ele alarak cevap vermeye çalıştık. Biajans.NET olarak umarım sorularınıza yanıt olmayı başarmışızdır. Bu arada sorunuzun cevabı aşağıda yer almıyorsa bize mail atabilir yada Whatsapp üzerinden sorunuzu sorabilirsiniz.

WEBSİTEM YOK REKLAM VEREBİLİR MİYİM?

Evet verebilirsiniz. Reklam denildiğinde genellikle akla gelen Google Ads (Adwords) reklamları oluyor. Fakat reklamlar Google Adwords’den çok daha fazlası. Günümüzdeki teknoloji ile bugün sosyal medya üzerinden de reklam vermek mümkün. Eğer bu soruyu soruyorsanız muhtemelen websiteniz yoktur. Websitesi olmayanlara tavsiyem websitesi açmak yerine diğer reklam türleri ile başlamak olur. Örneğin; Facebook reklamları. Facebook büyük bir kitle ile reklam verebileceğiniz insanları demografik, yaş, cinsiyet, eğitim vs. gibi bir çok özelliğe göre kitlelere bölebileceğiniz, geniş bir reklam ağıdır. Üstelik Facebook reklam hesabınız üzerinden instagram içinde reklam verebilirsiniz. Sosyal medyada reklam hesabı oluşturup nasıl reklam verilir? Daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki bağlantıları kontrol edebilirsiniz.
İnstagram’da nasıl reklam verilir? Facebook’da nasıl reklam verilir? Youtube’da nasıl reklam verilir?
Sıkça Sorulan Sorular: Websitem yok reklam verebilir miyim?

GOOGLE'DA ÜST SIRALARA ÇIKMAK İÇİN NE YAPILIR?

Aslında bu websiteniz üzerinde nasıl çalıştığınıza bağlı olarak değişiklilik gösterir. İnternet sitenizin öncelikle arama motorlarına uyumlu bir şekilde hazırlanması gerekir. Sitenize ziyaretçi gelmesini istiyorsanız önce arama motolarının websitenizi sevmesi gereklidir. Web siteniz doğrudan erişimin dışında diğer kaynaklardan da ulaşılabilir durumda olmalı. Örneğin; bir başka web sayfasından yönlendirme, sosyal medyada etkinlik, blog ile desteklemek, backlink ve site içi site dışı bir çok çalışma gerekir. Bunu sağlamak için Google web araçları etkin kullanılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular: Google’da Üst sıralara çıkmak için ne yapılır?

GOOGLE'DA ARAMA SONÇLARINDA SİTEM GÖZÜKMÜYOR!

Sorunun birden fazla sebebi olduğunu hemen hemen herkes bilir. Başlıca sorunlardan birisi doğru yapılandırılamamış olmasından ve yetersiz kalmasından dolayı Google sizi indexleyemiyor olabilir. Web tasarımcılarının bir çoğunun bazen eksik yaptığı veya websitesinde eksik bıraktığı taraflar olur. Örneğin; sitenizin içeriklerini eksiksiz girse bile optimizasyonu yarım bırakabilir. Bunu sorgulayamazsınız çünkü Google optimizasyon işlemi uzmanlık ve bilgi gerektirir. Özetle bütçenize ve web tasarımcınızın profesyonelliğine kalmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular: Google’da arama sonçlarında sitem gözükmüyor!

GOOGLE REKLAMLARI İÇİN WEB SİTENİZİN OLMASI GEREKİR Mİ?

Kendinize ait site oluşturmak istemiyorsanız, sosyal sayfalardaki ( Facebook, İnstagram gibi ) açacağınız tanıtım sayfaları yada e–ticaret hizmeti sunan kuruluşların bünyesinde oluşturacağınız dükkan bölümünüze ait linklerle bağlantılı reklam çalışması yapılabilir.
Bu süreçte sunacağınız ürün ya da hizmetlerin niteliklerini belirlemeli, ulaşmak istediğiniz hedef kitle ve reklam bütçenizi ayarlayarak, Google çalışma ortağı bir ajansla yola çıkmanız hedeflerinize çok daha hızlı ulaşmanızı sağlayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular: Google reklamları için web sitenizin olması gerekir mi?

FACEBOOK’TA REKLAM VERMEYE NASIL BAŞLANIR?

Facebook reklamlarına bir ajans yada kendiniz-kişisel olarak başlayabilirsiniz, biajans.net uzman ekibi ile büyük ve küçük her türlü işletmenin dijital pazarlama, reklam faaliyetlerini ve hesap yönetimini sağlamaktadır.
Facebook reklamlarına biajans ile veya firma içinde kişisel yönetimiyle başlamak için temel ihtiyaçlarınız şunlardır.
Facebook sayfanız olmadan reklam verilemez, eğer Facebook sayfanızı instagram hesabınıza da bağlarsanız Facebook üzerinden Instagram reklamlarını da yönetebilirsiniz.Facebook reklam hesabınızla kampanyalar oluşturabilir, reklam setleri ayarlayabilir ya da yeniden hedefleme reklamları açabilirsiniz.
Facebook ile sadece metin odaklı reklamlar verilememektedir, reklamlarınızın doğru çalışması için en az 1 fotografa ya da 1 videoya ihtiyacınız olacaktır.Biz Facebook reklamları için videoların kullanılmasını öneriyoruz, bu sayede reklamlarınızdan daha fazla verim ve istatistik elde edebilirsiniz.
Sektörünüz yada ürününüzle ilgili hedef kitleyi iyi tanımalısınız ve detaylı hedeflemelerde daraltmaları kullanarak daha iyi hedeflemeler yapmalısınız.
Amaçlar ve tanımlar iyi yapılmış olmalı, hedef kitlenizi iyi seçtikten sonra kampanya türünüzü en iyi şekilde ayarlamalısınız, trafik reklamları ile ilk öncelik satış olmayacaktır, aynı şekilde marka bilinirliği reklamları ile doğrudan bir trafik artışı beklenemez, hedef kitle ve firmanın reklam amacına göre reklam türünüzü iyi optimize etmelisiniz.
Facebook Pixel veri takip kodunun web sitenize entegre edip doğru çalışmasını sağlayarak tıklama başına maliyetler gibi parametrelerinizi takip edebilirsiniz.
Not: Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için Facebook Özel Kitleler Nasıl Ayarlanır? adlı yazımıza bakabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: Facebook’ta Reklam Vermeye Nasıl Başlanır?

İNSTAGRAM REKLAMLARINI NASIL VEREBİLİRİM?

İnstagram Reklamlarını Facebook üzerinden oluşturuyoruz. Başlamak için, Facebook’un reklam yöneticisi bölümüne gidin ve “oluştur ” seçeneğine tıklayın. Tabi bir Business hesabınızın olması gerekiyor.
Yapmanız gereken ilk şey, reklam verme amacınızı seçmektir. Reklam verme amacı, potansiyel müşterileriniz reklamınızı gördüğünde yapmasını istediğiniz eylemdir.
Ya da Sadece marka bilinirliğinin arttırılmasını mı istiyorsunuz ?
O zaman marka bilinirliği seçeneğini seçmelisiniz.
Satış mı yapmak istiyorsunuz ?
o zaman dönüşüm reklamları arasından bir seçenek seçmelisiniz.
Müşterilerinizin form mu doldurmasını istiyorsunuz ?
Yanında bir huni amblemi olan potansiyel müşteri bulma yani form reklamlarını seçmelisiniz.
Tam olarak hangi eylemleri yapmak istediğinizi düşünün ve bu hedefi reklam oluştururken seçin.
Daha detaylı bilgi edinmek için; İnstagram Reklamları isimli sayfamıza bir göz atın.
Sıkça Sorulan Sorular: İnstagram Reklamlarını nasıl verebilirim?

REKLAMLARIMIN GOOGLE’DA 1. SIRADA OLMASINI NASIL SAĞLAYABİLİRİM?

Ortalama olarak, arama sonuçlarının ilk sayfasında veya üst kısmında gösterilen reklamlar, diğer arama sonuçları sayfalarındaki reklamlara kıyasla çok daha fazla tıklama alır. Google Ads, reklamların bu değerli konumlarda gösterilmesini sağlamak için teklifleri belirlerken kullanabileceğiniz tıklama başına maliyet (TBM) teklif tahminleri sağlar.
Bu makalede ayrıca ilk sayfada görünme, sayfa üstünde görünme ve ilk konum teklifi tahminleri ve bunların nasıl bulunacağı açıklanmaktadır.

Teklif tahminleri hakkında

Bir arama sorgusu anahtar kelimenizle tam olarak eşleştiğinde reklamlarınızın arama sonuçlarının ilk sayfasında gösterilmesine yardımcı olmak için, Anahtar kelimeler sekmesinde 3 tür teklif tahmini vardır.
İlk sayfa teklifi tahmini: reklamın, arama sonuçlarının ilk sayfasında herhangi bir yerde gösterilmesi için belirlemeniz gereken tahmini teklif tutarıdır.
Sayfanın üstünde görünme teklifi tahmini: Reklamın, ilk sayfadaki arama sonuçlarının üstünde yer alan reklamlar arasında gösterilmesi için belirlemeniz gereken tahmini teklif tutarıdır.
İlk konum teklifi tahmini: Reklamınızın ilk reklam konumunda gösterilmesi için ayarlamanız gereken tahmini teklif tutarıdır.
Kaynak: Google Ads Yardım
GOOGLE’DA REKLAM VERMEK İSTEYENLER İÇİN 10 İPUCU
Sıkça Sorulan Sorular: Reklamlarımın Google’da 1. sırada olmasını nasıl sağlayabilirim?

GOOGLE’DA ÜST SIRALARA ÇIKMAK İÇİN SEO MU YOKSA GOOGLE ADWORDS MÜ?

Bu aslında sizin ne kadar aceleniz olmasına bağlı olarak tercih meselesidir. Yani kısaca anlatmak gerekirse, eğer yeni başlamış ve 1 yıl sonrası için bir satış yada hizmet planınız varsa bu 1 yıl için reklam vermeniz çok bir şey değiştirmez. 1 yıl boyunca SEO ile web sitenizi destekleyebilir ve sonrasında zamanı geldiğinde reklam verebilirsiniz.
Bir diğer yoldan siteniz aktif ve hizmet veren bir web sitesiyse ve organik aramalarda google’da çok gerilerdeyseniz potansiyel müşterileriniz size ulaşamaz. İşte burada da Adwords devreye giriyor. Yani SEO yapılmamış bir sitenin alt yapısı çok sağlam olmadığından senelerce hizmet vermiş olsun yinede google’da 1.sayfaya gelemez böyle bir durumda reklam vermek en mantıklı yoldur.
Bir diğeri ise ikisi bir arada, yani hem SEO hemde Adwords ile ilerlemek. Bu en çok önerdiğim yoldur. Çünkü Google’da reklam verirken bile, örneğin seçtiğiniz anahtar kelimeler bile sayfanızda yer almıyorsa kalite puanınız düşer. Yine aynı zamanda doğru açılış sayfalarınız yoksa seçtiğiniz anahtar kelimeyi mecburen aanasayfaya yada en yakın olan bir sayfaya yönlendireceksiniz ve buda adwords için alakasız olacaktır, kalite puanınız düşecektir. Bu arada Adwords’de kalite puanının düşük olması rakiplerinizden daha fazla para harcayarak reklam vermeniz anlamına gelir.
Ayrıca her zaman reklam verecek bir bütçeniz olmayabilir. Haftanın 3 günü reklam verdiğinizi düşünürsek geriye kalan 4 gün Google’da kaybolucaksınız. Yani görünmeyeceksiniz. Tabi SEO’nuz yoksa!
Konuyu daha kapsamlı anlattığım yazımalarıma bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Google’da Reklam Vermek İsteyenler İçin 10 İpucu SEO Anahtar Kelimeler Nelerdir? Sayfa İndirme Hızı Neden Önemli?
Sıkça Sorulan Sorular: Google’da üst sıralara çıkmak için SEO mu yoksa google Adwords mü?

WEB SİTEM KAÇ GÜNDE HAZIR OLUR ?

Web sitem kaç günde hazır olur? Web sitesi yaptırırken neler istediğinize bağlı olarak bu süre değişir. Örneğin tek seferlik bir site kurulumu (Sadece site kurulumu ve içerikleri girme) ortalama max 7-8 gün sürer. Fakat siteye SEO yapılacak mı? Reklam hesapları kurulacak mı? Sosyal medya hesap kurulumu-paylaşım planlama-yönetimi, backlink özel tasarım, Logo, Kurumsal kimlik oluşturma gibi bir çok şey sitenin yapılma süresini uzatır. Örneğin bir SEO yaptırmak istediğinizde aslında yukarıdaki her şeyi istemiş oluyorsunuz. Ve SEO en kısa süre olarak 6 ayda tamamlanıyor.
Peki 6 ay boyunca site kullanılmayacak mı? Tabiki kullanılacak site 1 hafta içinde kullanıma açılıyor. Sadece Google’da değerli bir konuma gelmesi, yani potansiyel müşterilerin sizi görebilmesi en az 6 ay sürüyor.
Yani kısacası düz bir sitenin tamamlanması en geç 7 gün sürer diyerek sorumuzu yanıtlamış olalım.
Sıkça Sorulan Sorular: Web sitem kaç günde hazır olur ?

İNSTAGRAM REKLAM FİYATLARI NEDİR?

İnstagram reklam fiyatları talepleriniz ve rekabetinize göre değişiklik gösterir. Bu sizin ne kadar rekabete gireceğiniz ve ne kadar kişiye gösterim yapacağınıza bağlı olarak değişir. İnstagramda reklam verirken belirleyeceğiniz tarihler yine bu fiyatı değiştirir. Yada süresiz yayınlamak gibi.
Mesela bir reklam oluşturup günlük 50 tl bütçe vererek ve süresiz yayınla diyerek reklamınızı oluşturdunuz. Bu reklam 50 tl günlük olarak her gün yayınlanacaksa aylık sizin reklam bütçeniz 1550 TL olur. Bunu aylık değilde sadece hafta sonları yayınlamak haftalık 100 TL harcamanızı sağlar. Tabi bunun yanı sıra verdiğiniz rakam karşılığında gösterim sayınızda düşü yada artış olabilir.
Google ads’de olduğu gibi Sosyal medya reklamlarında da gösterim başına ücret ve rekabet vardır. Doğru kitleyi seçmediğiniz taktirde belirlediğiniz rakamı harcarsınız fakat sitenize tıklama yada telefonunuza arama alamazsınız. Buda sizi zarar ettir.
Eğer instagram’da reklam vermek istiyor ve reklam konusunda tecrübesizseniz kendi başınıza vermemenizi bir uzman ile çalışmanızı tavsiye ederim.
İnstagram Reklamları sayfamızı inceleyerek daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: İnstagram Reklam Fiyatları nedir?

REKLAM VERMEK İÇİN NE YAPMALI?

Reklam vermeden önce karar vermeniz gerekiyor. Peki neye?
Tabiki reklamı nerede vereceğinize. Gogole Adwords’de mi? Yoksa sosyal medyada mı?
Buna karar verdikten sonra ise gerekli kaynaklara sahipmisiniz? Websiteniz varmı? Reklam vermeye müsait sayfalar var mı? Yada Sosyal medya hesap profillerimin durumu ne?
Reklam vermek kolay gözükebilir ama bir çok etken verdiğiniz reklamın kalitesiz olmasını sağlayabilir. Örneğin Adwords’de bir reklama çıktınız Ads’de ki anahtar kelimelerinizin web sitenizde olmaması kalite puanınızı düşürür. Ve kalite puanınızın düşmesi, rakiplerinizden daha fazla para harcayarak aynı yerde bulunmanızı sağlar. Öte yandan insanlar reklama tıkladıktan sonra açılan bir sitenin görünümüne açılma hızına bakarlar doğru sayfada olup olmamaları müşterilerinizin kararlarını değiştirir. Örneğin geç açılan bir site için potansiyel müşterileriniz beklemez zaman onlar için olduğu gibi hepimiz için önemlidir ve internette hızlı gezinebildiğimiz bir zamanda sitenizin yavaş açılmasına kim sabredebilir ki?
Yukarıda anlattığım bir kaç benzetme reklam vermeden önce düşünmeniz gerekenlerdi. Şimdi “Reklam vermek için ne yapmalı?” sorusuna gelelim..
Diyelim ki reklam vermek için hazırsınız. Ve kararlısınız.
Reklam vermek için bir uzman ile çalışmanız gerekiyor. Eğer bu konuda tecrübeniz yoksa büyük geri dönülmez hatalara sebebiyet verebilirsiniz. Reklamı kendiniz vermek istiyorsanız eğer, bununla ilgili makaleler okuyup videolar izlemeniz gerekiyor. Hatta kursa giderek bir sertifikasyon programına girmeniz gerekli bunu bir meslek haline getirmeniz gerekiyor.
Ve sonrasında da yapmakta olduğunuz hale hazırda ki işinizi bırakabilirsiniz artık reklam uzmanısınız. 🙂
İşin espirisi bir kenara insanlar reklam için bir uzman kiralamak yada bir ajans ile çalışmayarak reklamı küçümseyip bende yapabilirim diyor. Ve yapıyor’da fakat yapabildiği tek şey videolarda izlediği gibi bir reklam kampanyası oluşturmak. Fakat reklam bütçesi eksilirken müşterisi reklamdan gelmiyor.
Genel bir istatistiğe göre küçük işletmelerin %67 si önce reklamı kendi veriyor ve sonrasında bir ajans ile çalışmaya başlıyor.
Sıkça Sorulan Sorular: Reklam vermek için ne yapmalı?

NASIL İLK SAYFADA ÇIKABİLİRİM?

İlk sayfaya çıkabilmenizin bir den fazla yolu vardır. Sitenizin google’ın istediği gibi yayınlanması bunların en başında geliyor. Bu çok kapsamlı ve detaya giren bir konu. Örnek vermek gerekirse, İlk sayfaya çıkmanızı sağlayacak en önemli olay SEO’dur. SEO olan bir sitesi doğru seo yapılmasıyla birlikte zamanla ilk sayfaya çıkabilir.
Bir diğer yol ise Google Ads ile ilk sayfaya reklam olarak çıkabilirsiniz. Bu SEO’ya göre daha az zaman içinde 1 sayfaya çıkmanızı sağlar. Fakat reklam bütçenizin bitmesi ile 1 sayfada kalma sürenizde dolar.
Bu sebepten en iyi yol SEO ile 1 sayfaya çıkmaktır.
Dilerseniz aşağıda ki bağlantılara tıklayarak konuyla alakalı içeriklerimizi inceleyebilirsiniz.
Google’da Reklam Vermek İsteyenler için 10 İpucu Dijital Reklam Ajansı Nedir? Seo Anahtar Kelimeler Nedir?
Sıkça Sorulan Sorular: Nasıl İlk Sayfada Çıkabilirim?

WEB TASARIM NEDİR?

Web tasarımı, web sitesinin arama motorlarında erişilebilirliğini sağlayan, ana hatları ile kişi ve kurumları, ürün ve hizmetleri tanıtan grafik ve metinlerin bir araya geldiği kaliteli bir çalışmadır. Web tasarım nedir? denildiğinde kısaca kişi ve kurumların dijital ortamda görünen yüzü denilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular: Web Tasarım Nedir?

GOOGLE ADWORDS NEDİR?

İnsanlar Google’a bir çok şey sorarlar.. Örneğin; Google Adwords nedir? yada Çengelköy’de Pizza gibi aramalar yaparlar. Bu kelimelere reklam verdiğinizde ise bu soruyu soran kullanıcının karşısına, reklamınız sayesinde sizin siteniz gösterilir. Anahtar kelimeler örnekti. Bunu kendi sektörünüz kendi hizmetlerinize göre değişen anahtar kelimeler ile kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Örneğin bir rent a car hizmeti veriyorsanız ve üsküdar’da hizmet veriyorsanızı reklam Adwords’de reklam verirken “Üsküdar’da araç kiralama” anahtar kelimesini eklediğinizde google bu kelimeyi yazan üsküdarda araç kiralama arayan kullanıcılara reklamınız gösterilir.
Yani kısacası, Google Adwords, Google aramalarda ve haritalarda işletmenizin sunduğu ürün veya hizmetlerin kullanıcılara daha kolay ulaşabilmesini sağlayan bir internet reklamcılığı sistemdir.
Sıkça Sorulan Sorular: Google Adwords Nedir?

WEB TASARIM NEDEN ÖNEMLİDİR?

Web tasarım önemlidir. Çünkü düzgün ve kaliteli tasarlanmış bir web sitesi kullanıcıların gözünden bakıldığında zaman geçirmek için kayda değerdir. Ayrıca web tasarımı sadece kullanıcı açısından değil google içinde çok önemlidir. Sitenize puan verir ve index değerinizi hızlandırır. Doğru yapılmış bir tasarım ile hem masaüstü bilgisayarlarda hemde telefon, tablet gibi diğer mobil cihazlarda duyarlı çalışır.
Yani aslında web tasarım yaparak markanızı kullanıcılara ve Google kimlik olarak imaj olarak algılattırır.
Sıkça Sorulan Sorular: Web Tasarım Neden Önemlidir?

RESPONSİVE TASARIM NEDİR?

Responsive duyarlı anlamına gelmektedir. Yani kısacası web sayfanızın bilgisayarlardaki görüntüsünün bozulmadan tablet, telefon gibi mobil cihazlarda da aynı kalitede ufaltılmış duyarlı halidir.
Sıkça Sorulan Sorular: Responsive Tasarım Nedir?

SEO'NUN FAYDALARI NELERDİR?

Aslında bu soru çok genel ve uzun cevaplara dayanıyor. Fakat kısaca anlatmak gerekirse Seo 7/24 ücretsiz reklam vermek gibidir.
Google ads ile reklam vererek 1. sayfa da yer alabilirsiniz. Ama bunun için ödeme yapmanız gerekmektedir.
Fakat SEO ile hazırlanmış veb sitesi çalışma yaptığınız anahtar kelimelerde Google’da 1. sayfada ücretsiz ve kesintisiz olarak gösterilirsiniz.
Tabi SEO uzun vadede devamlılık gerektiren bir yoldur. Minimum 6 ay seo çalışması ile belirlenen çalışılmış kelimelerde yükselirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: SEO’nun faydaları nelerdir?

SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ NEDİR?

Sosyal medya yönetimi; Dijital ortamda sayfa ve hesapların kullanılırken bunun nasıl olması gerektiğini, nasıl yollar izleneceğini, herhangi bir durum karşısında hangi yöntemlere başvurulacağını, marka tanıtım ve yönetimlerinin nasıl olması gerektiğini ve tüm bunların düzenli ve uyumlu bir şekilde yönetilmesine verilen addır. Sosyal medyanın günümüzde sahip olduğu yer çok güçlüdür.
Hedef kitle belirleme sosyal medya yönetimin en önemli noktalarındandır. Yaş aralığı, cinsiyet, ilgi alanları belirlenen kitlenin bilinmesi gereken unsurlarındandır. Hedef kitlenin ilgisini çekmek adına anket yapılabilir. Ve hatta özel günlerde verilen hediyelerle birçok kişi çekilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular: Sosyal Medya Yönetimi Nedir?

MOBİL SEO NEDİR?

Mobil SEO sitenizin iç seo ayarlarını yapmanız gibi mobilede de etki edeceğini bilmelisiniz.
Eğer web sitenizi zaten arama motorları için optimize ettiyseniz, mobil SEO çalışmaları için çok da yorulmayacaksınız diyebiliriz.
Bir mobil sitenin dizaynı, kullanıcılar ve arama motoru botları için çok önemlidir. Mobil dizayn ile ilgili yapılması gerekenler:

Responsive Tasarım mı, Ayrı Mobil Site mi?

Web siteniz Mobil uyumlu değilse, vermeniz gereken en önemli karar: Mobil sitenizin; responsive mi, dinamik mi yoksa ayrı mobil site mi olacağıdır.
Sıkça Sorulan Sorular: Mobil SEO Nedir?

ORGANİK ARAMA NEDİR?

Sitenize SEO uyguladığınızda reklam vermeden google aramalarda potansiyel müşterileriniz tarafından bulunmanızı sağlayan aramaya verilen isim Organik Aramadır.
Organik aramalarda yani reklamsız ücretsiz googleda arandığınızda bulunabilmeniz SEO ile mümkündür.
Sıkça Sorulan Sorular: Organik Arama Nedir?

GOOGLE REKLAMLARI İÇİN ANAHTAR KELİME NEDİR?

Google reklamları için anahtar kelimeler sektörel olarak değişir. Her sektör için farklı anahtar kelimeler kullanılır. Örneğin bir ayakkabı satıcısının anahtar kelimeleri ile araba kiralama firmasının anahtar kelimeleri ortak değildir. Sektöre göre değişiklik göstermektedir.
Anahtar kelimelerinizi ayarlarken bu kelimeleri reklamlarda kullanmadan önce sitenizde de yer aldığına dikkat edin.
Sıkça Sorulan Sorular: Google reklamları için anahtar kelime nedir?

NEDEN İNSTAGRAM REKLAMLARI?

İnstagram reklamları google reklamları (Google Ads) farkı tamamen sizin yaptığınız işe bağlıdır. İnstagramda ki kullanıcı kitlesi sizin potansiyel müşteriniz olabilir. Yada Google aramalarda ki. Bu tamamen sizin verdiğiniz hizmetle ilgilidir.
Örneğin; Sizin kitleniz gençlerden oluşan ve sadece erkekleri baz alabileceğiniz bir kitle var. Ve bu kitleye Yüzme etkinliği yapıyorsunuz. Bunu adwords’de yapmanız daha zor ve uğraş gerektirir. Fakat instagram üzerinden bu genç kitleye görseller ile yada video ile bir reklam paylaşarak daha kısa ve net bir şekilde ulaşabilirsiniz.
Fakat dediğim gibi bu kitleye adwords’de de ulaşabilirsiniz. Bu tercih meselesidir. Fakat bazı durumlarda adwords bazen instagram ve hatta bazen kitlenizin facebook’da olduğunu görebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular: Neden İnstagram Reklamları?

FACEBOOK REKLAM MODELLERİ

Facebook size reklam verme amacınıza uygun modeller sunar. Bu reklam modelleri temelde şöyledir;
1) İnternet Sitesi Tıklamaları
2) İnternet Sitesi Dönüşümlerini Artırma
3) Sayfa Tanıtımını Yapma
4) Gönderileri Öne Çıkarma
5) Uygulama Yüklenmesini Sağlama
6) Uygulama Etkileşimini Artırma
7) İşletmenizin Yakınındaki Kişilere Erişme
8) Etkinlik Katılımını Artırma
9) İnsanların Teklifinizi Almasını Sağlama
10) Video görüntülemeleri
Sıkça Sorulan Sorular: Facebook Reklam Modelleri

FACEBOOK REKLAMLARI ETKİLİ Mİ?

Bu soruyu yanıtlamadan önce Facebook’un kullanım oranlarına dair kısa bir bilgi verelim. Facebook, son rapora göre toplamda aylık 2,13 milyar kullanıcıya sahip. 7,6 milyar olan dünya nüfusu göz önünde bulundurulduğunda her 3-4 kişiden birinin aktif olarak Facebook kullandığını söyleyebiliriz. Üstelik Facebook’ta hemen hemen her kesimden kullanıcı bulunuyor. Her yaştan, cinsiyetten ve meslekten kullanıcının yer aldığı Facebook’ta bu kadar çok kullanıcının olması da markaları bu kanaldan reklam yayınlamaya yönlendirdi.
Öncelikle yeni kurulan bir markanız varsa veya Facebook’ta yeni bir sayfa açtıysanız reklam çalışması oluşturmalısınız. Çünkü Facebook’un algoritması değişti. Yeni algoritmaya göre Haber Kaynağı’nda yani ana sayfada kişisel Facebook hesaplarının paylaşımları yer alacak. Bu sebeple markaların işletme sayfalarında gönderi paylaşmaları yeterli değil. Kendilerini ön plana çıkarabilmek, kullanıcıların görmesini sağlamak için reklam yayınlamak şart. Üstelik yeni kurulan bir Facebook hesabı için sayfa beğeni reklamı açılmalıdır. Mevcut takipçisi olmayan veya az olan işletme sayfalarının etkili olabilmesi de oldukça zor.
Daha fazla bilgi edinmek için Facebook Özel Kitleler Nasıl Ayarlanır? isimli yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.
Sıkça Sorulan Sorular: Facebook Reklamları Etkili mi?
Biajans Reklam Ajansı olarak güçlü ve deneyimli bir ekibe sahip dijital reklam ajansıyız. Reklam hesaplarının yönetimi dışında Google Ads, SEO, Web Tasarım, Video Prodüksiyon, İnstagram Reklamları, Facebook Reklamları ve Youtube Reklamları için de bize ulaşabilirsiniz. Sitenizi ücretsiz olarak analiz etmek için bize bilgilerinizi bırakın.
Daha fazla bilgi için; https://biajans.net/sikca-sorulan-sorula
Daha fazla sormak istediğiniz soru varsa

Bizimle Konuşmaktan Çekinmeyin

Tek seferlik Ads Kampanyası oluşturmak mı istiyorsun? Yoksa reklam hesabının aylık yönetilmesini mi? Eğer hala karar veremediysen bizimle iletişime geç birlikte karar verelim.
Bunlardan birine ihtiyacın olabilir; Web Tasarım, SEO, Sosyal medya reklamları veya Logo tasarımı. Aşağıdaki E-posta hesabına mail atabilir yada direk arayabilirsin.
Email [[email protected]](mailto:[email protected])
Call Now! +90 530 460 6357
submitted by biajansnet to u/biajansnet [link] [comments]


2020.06.15 13:48 karanotlar Vebayı Camus'nün felsefesiyle alt etmek

YİĞİT BENER
Albert Camus’nün Veba’sı, hem salgınla mücadeleyi hem de alegorik olarak faşizme karşı direnişi odağına alan çok katmanlı bir roman: Farklı bir gözle yeniden okunmayı denemeli…
Corona günlerinde tüm dünyada en çok okunan ve yorumlanan kitaplardan biri kuşkusuz Albert Camus’nün 1947 tarihinde yayımlanan romanı Veba.
Türkçede ilk kez geçtiğimiz Nisan ayında Artı Gerçek’te yayımlanan ve Camus’nün muhtemelen 1941’de – yani Veba’nın yayımlanmasından altı yıl önce- yazdığı Vebayla Boğuşan Hekimlere Tavsiyeler adlı metin, Veba’nın yeniden okunmasına zenginlik katacak birkaç kilit cümle içeriyor.
Bunlardan ilki, böyle bir dönemde kimsenin paçayı sıyıramayacağını, fildişi kulesine çekilemeyeceğini vurgulayan bir uyarı: “Vebanın hüküm sürdüğü bir ülkede hiç kimse hastalık bulaşmış bir nesneye dokunmadan edemez.”
Asıl püf noktası ise, ölümle baş etmenin önemi vurgulayan paragrafın ardından gelen şu cümle: “Size bir felsefe lazım.”
Başka bir deyişle, Camus bu mücadelede tıbbi bilginin, ilaçların, hekimlerin gayretinin tek başına yeterli olmayacağını düşünerek bir genel çerçeve, bir “mücadele felsefesi” öneriyor ve bu felsefenin ana hatlarını şu cümlelerde özetliyor:
“Her şeyden önce, asla korkmamalısınız. (…) Netice itibariyle korku insanı hastalığın etkisine açık hale getirir.” “Bu hastalığa veba adı verildiğinden bu yana hep olduğu üzere insanların sinek gibi ölmelerine asla, ama asla alışmamalısınız”. “Diğerlerini tedavi etmeyi reddedenlerin yapayalnız, kendini feda edenlerin ise topluca öldüğü; doyumun doğal sonucuna eremediği; liyakatin düzeninin bozulduğu; mezarlıkların dibinde dans edilen; hastalık bulaştırmamak için sevgilinizi kendinizden uzaklaştırdığınız; cinayet suçunun asla cani tarafından üstlenilmediği ve bir korku anının şaşkınlığında tayin ettiğimiz günah keçisi bir hayvana yüklendiği bu korkunç kargaşaya yönelik isyanınız asla dinmeyecek”. “En kadim ayinler kadar köhne olan dinin hizmetine girmeyeceksiniz. (…) Velev ki o din bize gökten inmiş olsun, o zaman da göğün adil davranmadığını söyleriz.” “Gün gelecek, herkesin korkusunun ve acısının sizde uyandırdığı tiksintiyi haykırmak isteyeceksiniz. İşte o gün, benim size önerebileceğim çareler de tükenmiş olacak…”
Yazarın birçok söyleşisinde açıkça belirttiği gibi, Veba dar anlamda salgınla mücadeleyi ele alan bir roman değil, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı dönemine denk düşen yazım sürecine damgasını vuran faşizme karşı direnişin bir alegorisi. (dolayısıyla faşizme karşı mücadelede de militan gücün, eylemlerin, silahların yetmeyeceğini, bir felsefe gerektiğini düşünüyor)
Veba’nın güncelliğinin katmerli olmasını sağlayan, romanın bu çoğul katmanlı yapısı olsa gerek.
Bu da bize Veba’yı iki ayrı ana eksende ele almaya götürüyor. İlki, romanın hemen tüm salgın/afet/savaş/toplu felaket anlatılarına ortak olan yönleriyle, ikincisi Camus’nün özgün katkısı olan felsefesi ışığında. Bu ikinci eksende bundan belki bir ölçüde bağımsız olarak yine Camus’ye özgü yan açılımlara ayrıca değinebiliriz.
Camus, romanın “bireysel anlatı”yla “kolektif anlatı” şeklinde ayrıştırabileceğimiz ikili bir anlatım tekniğine sahip olduğunu açıklıyor bir söyleşisinde.
Bunun da roman içindeki beş ayrı bölüme denk düştüğünü belirtiyor: hastalık öncesi bireysel yaşam (bireysel anlatı); ilk hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasıyla bireyle toplumsalın yollarının kesişmesi (bireysel ve kolektif anlatı); hastalık sürece tam hâkim olduğu andan itibaren her şeyin iç içe geçip bir “alaşıma” dönüşmesi (salt kolektif anlatı); hastalığın gerilemesiyle bireyle toplumsalın yeniden ayrışmaya başlaması (bireysel ve kolektif anlatı); sonrasında yeniden bireyselin öne çıkması (bireysel anlatı).
YAS SÜRECİ
Bir farklı yaklaşım, romanı, salgının kesinleşmesi ve kentin karantinaya alınmasıyla başlayan bir yas sürecinin (yani olağan yaşamın sona ermesinin yasının) aşamalarına koşut olarak ele almak olabilir.
Aslında Covid salgını dahil birçok toplumsal felakette ve bunları konu alan roman ve filmlerde bu aşamaların (inkâr, öfke, pazarlık, çöküntü, kabullenme) izini sürmek mümkün.
Şok / İnkâr / İnanamamak
“Vebalar da savaşlar da insanı hazırlıksız yakalarlar.”
Yazar, salgınla savaşlar arasında bir benzetmeye giderek, kendi başına gelmedikçe insanların felaketlerin gerçekten mümkün olduğuna inanmakta güçlük çektiklerini vurguluyor:
“Bundan böyle yurttaşlarımız bir şeyin farkına varıyorlardı: küçük kentimizin farelerin güneşte ölmesi ve kapıcıların tuhaf hastalıklardan yaşamlarını yitirmesi için belirlenmiş bir yer olabileceği asla düşünmemişlerdi”. (…) “Bir savaş patladığında insanlar, ‘Uzun sürmez bu, çok aptalca’ derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir.”
Bu aşamada insanlar ne kadar kırılgan olduklarını idrak ediyorlar. Tıpkı kentin kapıları kapanınca, uzun süreli bir ayrılığa hazır olmayan eşlerin, sevgililerin, aile fertlerinin bir anda -vedalaşma fırsatı dahi bulamadan- ayrı düşmeleri örneğinde olduğu gibi.
Öfke
Hastalık gerçeği artık inkâr edilemez şekilde kendini dayattığında, şaşkınlık ve inkâr yerini öfkeye ve bu öfkenin yönelebileceği bir sorumlu arayışına bırakıyor: Hastalığın ortaya çıkmasına neden olan bir günah keçisi ve/veya bu süreci iyi yönetemediği için yaşanan sıkıntılara yol açmakla suçlanacak idari bir sorumlu.
Romanda bunun tipik örneği, apartmanda fare ölülerinin çoğalmasına karşın inatla “bizde fare yok, dışarıdan birileri getirmiş besbelli” diyen kapıcının yaklaşımıdır.
Zaten salgınlarda “olağan suçlu” konumundaki belirli azınlıkların (örneğin Yahudilerin, Çingenelerin, “cadıların”, vb) ya da kırılgan başka toplumsal kesimlerin hastalığın yaygınlaşmasından sorumlu tutulması ve nefret nesnesine dönüşmesi sık rastlanan bir olgu değil midir? AİDS salgınında eşcinseller, Sars salgınında topluca katledilen Misk kedileri, Covid salgınında da “olur olmaz şeyler yeme alışkanlıkları nedeniyle” Çinliler…
Camus bu tür durumlarda söylentilerin, kehanetlerin ve komplo teorilerinin çok rağbet gördüklerini hatırlatıyor, tüm kehanetlerin ortak yönünün rahatlatıcı özellikleri olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bir tek veba rahatlatıcı değildi!” Bu batıl inançların din yerine geçtiğini de ayrıca vurguluyor.
Günümüzde sosyal medya bu söylentilerin katmerli olarak ve daha hızlı yayılmasına da hizmet ediyor. Ancak geçmişte kulaktan kulağa yayılarak koca bir kenti bir anda yangın yerine çevirme potansiyelini taşıyan söylentilerin yarattığı tehlikeli durumdan farklı olarak, sosyal medyada kontrol ve denge mekanizmaları da var: Bu tür süreçlerde Teyit gibi sanal yayın organlarının ve onun bir türevi olan Covid-19 Postası’nın sağduyu katkılarının değeri gerçekten paha biçilmez.
Pazarlık
Romanda çeşitli örnekleri verilen üç tarz davranış ön planda: Alınan sert önlemlerin yumuşatılmasını talep edenler, en azından başkaları için değilse de “kendileri” için böyle bir talebi öne sürenler; hastalığın gerçek boyutlarını sorgulayanlar, örneğin ölü sayısının “abartıldığı kadar” çok olup olmadığını tartışmaya açanlar, bunun neye denk düştüğüne kuşkuyla bakanlar; bir de romandaki gazeteci Rambert gibi bireysel çözüm arayışına girerek kuralların dışına çıkmaya, kaçmaya çalışanlar.
Çöküntü / Acı / Hüzün
Camus, insanların belli bir aşamadan sonra manevi bir çöküntüye girdiklerini ve “veba düzlemine” geçtiklerini anlatıyor romanında. Vebanın düzlemi “vasat, monoton, renksiz bir yinelemeden” ibaret olduğu için insanların da sıradanlaştıklarını aktarıyor: “Kimsede yüce duygular kalmamıştı” saptamasını yapıyor.
Ayrıca herkesin kendi içine kapandığını, birbirlerinin duygularını anlamaz hale geldiklerini ve kimsenin kimseye yararı kalmadığını anımsatıyor.
Ölümün olağanlaşması oranında büyüklük, aşkınlık duygularının da yitirildiğinin, her şeyin basit bir hayatta kalma yarışına döndüğünün altını çiziyor.
Dostlukların, özellikle de aşkların anlamını, değerini yitirdiğini uzun uzun betimliyor. “Aşk var olmak için kendine bir gelecek hayal etmelidir oysa bizde sadece uçucu anlar kalmıştı” diye belirtiyor.
Yazar, vebanın değer yargılarını da sildiğini ekliyor. Kimsenin artık yediğinin, içtiğinin, üst başının kalitesine aldırış etmez hale geldiğini, “her şeyi toptan, olduğu gibi kabul etmeye” başladığını gözlemliyor.
Covid salgınında paradoksal olarak bu süreç örneğin AVM’leri kentin yeni “agorası” haline getiren bir yaşam tarzından AVM’lerin kapalı olduğu bir yaşama geçişte buna pekâlâ alışılabildiğinin saptanmasına, yani kapitalizmin dayattığı tüketim toplumu modelinin insanın gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan ne kadar uzak olduğunun kısmen de olsa sorgulanmasına olanak sağladı. Bunu da sosyal medyanın yaşanan bireysel deneyleri bir ölçüde paylaşama, birlikte yorumlama fırsatı sunmasına bağlayabiliriz ola ki.
Kabullenme
“Yurttaşlarımız yola gelmişti, uyum sağlamışlardı, öyle denir ya, çünkü başka türlü yapacak bir şey yoktu”.
Hastalıkla yaşamak zorunda kalınması gerçeğinin toplum tarafından kabullenildiğini, romanda uzun betimlemelerle aktarılan cenazelerin kaldırılışındaki evrimde izlemek mümkün: Önce sadece yakınların katılımıyla dini törensiz ama mezarlıktan kaldırılan cenazeler, ölü sayısının artmasıyla artık sadece görevlilerin eliyle ve alelacele, özel olarak açılmış kireç dolu çukurlara topluca atılıveriyor ya da yakılıyor.
Cenaze töreni başlı başına yas sürecinin önemli bir unsuru olduğu için aileler, başlarda nispeten daha gelişkin törenleri bile yetersiz bulup isyan ederken, salgın kente iyice çöreklendiğinde artık cesetlerin “tıbbi atık” muamelesi görerek kaşla göz arasında yok edilmesini dahi olağan karşılar hale geliyorlar.
O kadar ki, yazar bu süreci anlatırken kara mizaha bile başvurmaktan çekinmiyor: “(...) Çok iyi bir örgütlenmeydi bu ve vali memnun kaldı. Hatta Rieux’ye bunun eski vebaları anlatan tarih kitaplarında karşılaştığı Zencilerin ölüleri taşıdığı el arabalarından daha iyi bir şey olduğunu söyledi”. Hak veriyor Rieux: “Aynı türden gömme işlemi bu, ama biz fişler hazırlıyoruz. Tartışmasız bir ilerleme var.”
MÜCADELE FELSEFESİ
Toplu felaketin ve bunun insanlar üzerindeki etkilerinin betimlenmesi hem birçok başka yazarın benzer içerikli kitaplarda anlattıklarıyla hem de mevcut pandemi sırasında dünyanın dört bir köşesinde yaşananlarla büyük ölçüde örtüşüyor.
Camus’nün asıl özgün katkısını, hastalıkla mücadele sürecinde roman kişileri (özellikle Dr Rieux, yer yer Tarrou) aracılığıyla ortaya koyduğu genel felsefi yaklaşımda aramak gerek.
Hastalık toplumda zaten var olan sorunları, dengesizlikleri, hastalıklı yapıyı ortaya çıkarıyor; eşitsizlikleri körüklüyor.
Bunu romanın başlarındaki anlatımda, varlıklarından haberdar dahi olunmayan binlerce lağım faresinin birden ve topluca yüzeye çıkmaları alegorisinde ya da romanın değişik bölümlerinde betimlenen toplumsal eşitsizliklerde, karantina döneminde bunların yol açtığı sorunlarda, çatışmalarda görmek mümkün.
“Veba işini görürken çok etkili bir tarafsızlık sergilediği için bir eşitlik duygusuna yol açmalıydı, oysa bencilliklerin doğal işleyişi nedeniyle tam tersine, insanlar adaletsizliği yüreklerinde çok daha keskin biçimde hissediyorlardı.”
İnsanlıktan çıkma riskine karşı uyarı
Yazar, ölümlere ve hastalığa salt istatistiki bir bakışla yaklaşılmasına isyan ediyor ve insanlığından arındırılmış bir ölünün basit bir rakama dönüştüğünü vurguluyor. (“üç, beş, on, yüz terörist etkisiz hale getirildi” ya da “üç, beş, on, yüz şehit verildi” söyleminde olduğu gibi)
Hatta roman kahramanının zihninde, insanları ölüm gerçekliği ile yüzleştirmek için şaşırtıcı bir yöntem bile düşlüyor: “Madem insanlar ölümün gerçek anlamını ancak birinin cesedini gözle görünce anlıyorlar, o zaman bunu gözlerine sokmalı. Beş büyük sinemadan aynı anda çıkacak on bin kişiyi kent meydanında öldürmeli ki toplu cesetleri görünce herkesin kafasına dank etsin! Öyle olunca bu isimsiz yığının gerçek insanlardan oluştuğu, bir yüzleri olduğu anlaşılır…”
Başka bir deyişle, insanların sinek gibi ölmelerine asla alışmamak gerek! Dr. Rieux bu düşünceyi şöyle vurguluyor: “Felakete alışmak, felaketin kendisinden bile beterdir.”
Boyun eğmemek ve dine başkaldırı
Romanın kilit öneme sahip kişilerinden biri de “herkesin saygı duyduğu” papaz Panneloux.
“Becerikli bir hatip” olarak sunulan Panneloux’nun vaazı, yazara dinle hesaplaşma fırsatı veriyor. O andan itibaren salgının ortasında sivrilen iki temel ama zıt karakter olarak ortaya çıkan hekim Rieux ve rahip Panneloux’nun farklı bölümlere dağılan felsefi tartışmaları, bir yönüyle klasik din/ateizm/laiklik sorunsalının iki ayrı düzlemine denk düşüyor.
Daha soyut düzlemdeki tartışmada roman karakteri Rieux’yü (ve aslında belli ki yazar Camus’yü) isyan ettiren en önemli ahlaki mesele, dinin “tanrının yolundan uzaklaşmak” ve “günahkâr” olmakla suçladığı felaketzedeleri başlarına gelenden sorumlu tutuyor olması.
Panneloux’nun romanda tüm bir bölüme yayılan ve kutsal kitaptan, dini efsanelerden referanslarla süslü vaazı, dinci zihin dünyasını neredeyse karikatür düzeyinde ayrıntılarla betimliyor ve bu zihniyeti “Kardeşlerim, felaketin içindesiniz, kardeşlerim bunu hak ettiniz” sözleriyle billurlaştırıyor.
Vaazın içeriği okura zaman zaman “bu kadarı da olmaz” dedirttiği için bu bölümde bir Fransız aydını olan yazarın “laikçi/aydınlanmacı” hezeyanlara kapıldığını düşünmek mümkün. Gel gör ki Covid salgınında medyada rastladığımız benzer içerikleri suçlamalar, örneğin en yetkili dini otoritenin eşcinselleri hastalıkların yayılmasından sorumlu tutması yazarın pek de abartmadığını göstermiyor mu? Herkesi etkileyen toplumsal felâketler karşısında çaresiz kalan insanlarda ilahi adaleti bile sorgulama, hatta kendilerini korumayan Tanrılarına isyan etme eğilimleri belirlediği için, dini otoriteler söylemi sertleştirme ve Tanrının gazabı tehdidiyle korku salarak cemaati yeniden hizaya sokma ihtiyaç duyuyor belli ki.
İşler kötüleştikçe sertleşen bu dini söyleme kendi coğrafyamızda yıllardır maruz kalmıyor muyuz? (1999 Körfez depremi sonrasında sallanan “7.4 yetmedi mi?” pankartını unutmak ne mümkün!) Panneloux’nun sert sözleriyle bizim yöredeki dinci söylemin arasındaki temel fark, bizdeki suçlayıcı cümlenin romandaki kadar kapsayıcı olmayışıdır, yani “kardeşlerim” hitabından yoksun oluşudur. Bizde bu tarz bir dinciliğin sözcüleri aynı içeriği daima ötekileştirerek dile getirmeyi, doğrudan hedef gösteren bir nefret söylemine çevirmeyi tercih ediyorlar. (günahkâr olan daima “öteki”, cemaat dışı)
Bu zihniyet farkının bir başka örneği, romanda masum olduğu varsayılan bir çocuğun ayrıntılı ve sarsıcı bir biçimde betimlenen ölümünün rahip Panneloux’nun bile ilahi adalete inancını derinden sarsmasıdır. Bu anlamda Panneloux karakteri, örneğin Umberto Eco’nun Gül’ün Adı romanında betimlediği engizisyon sözcüsünden oldukça farklı, vicdan sahibi bir din adamı. Bizim coğrafyamızın dinci söylemi engizisyon dönemi söyleminin şiddetine daha yakın duruyor: Bu akımların sözcüleri benzer vakalarda “masum çocukların” ölümünün bile aslında “ebeveynlerinin günahının kefareti” olduğunu savunarak “günahkârları” toptan, aile boyu “cezalandırmaktan” yana tavır almıyorlar mı? Ne de olsa bizim yörelerde kan davaları bireyselden çok kavim ya da aile boyu hesaplaşmalarla yürütülüyor, cadılar teker teker değil topluca yakılıyor, günahkâr semtler, hatta koca kentler toptan yıkılıyor…
Panneloux ise, sonunda kendi de hastalandığında, tutarlı olmak adına hekimden yardım istemeyerek kendini Tanrının merhametine terk etmeyi yeğler… ve ölür.
Tanrıya karşı işlendiği varsayılan suçların faturasının bu kadar gaddarca kesilmesi Dr Rieux’yü “ilahi adalete” ve böylesi bir dini inanca karşı isyan ettirse bile, aslında yazar da insanları başlarına gelenden kısmen sorumlu tutmaktadır: Onun gözünde de adaletten ve akılcılıktan yoksun toplumsal düzen ve onun çıkarcı yönetim biçimi salgının etkilerinin bu derece yıkıcı olmasından doğrudan sorumludur.
Hatta bunun da ötesinde, insanlar kişisel yaşamlarında yaptıkları hatalardan ve birbirlerine karşı işledikleri bireysel suçlardan ötürü de suçlu ve sorumludur. Bunu en net biçimde romanın sonlarına doğru geçmişte kalan militan yaşamındaki hatalarını Dr Rieux’ye itiraf ederek adeta “günah çıkaran” Tarrou karakteri ifade eder: “Ben zaten buraya gelmeden de vebalıydım, insanlara veba bulaştırmamak için onlardan uzak durmaya karar vermiştim”.
Günümüzde de benzer şekilde, bu akıl dışı düzeni yarattığımız (ya da yeterince itiraz etmediğimiz) için hastalığı manevi olarak hak ettiğimize dair suçlayıcı bir söyleme rastlıyoruz. Ayrıca, doğayı tahrip ederek salgından bizzat sorumlu olduğumuzu vurgulayan bir söylem de sıklıkla karşımıza çıkıyor.
Öte yandan, kapitalist düzenin yarattığı çevre felaketleri ve bunların doğa üzerindeki yıkıcı etkileri, bunların da sonunda dönüp insanlara da büyük zararlar verdiği malum. Covid salgınında da bu süreci izlemek mümkün. Öte yandan, insanlar doğaya bu kapsamda zarar vermeden binlerce yıl önce de canlıları etkileyen ölümcül salgınlar yok muydu?
Doğanın düzeni bozulduğunda bunun dar anlamda biyolojik ve maddi açıdan fiili sonuçlarının olacağını belirtmek gerek elbette. Ancak bunun bir adım ötesinde geçerek doğanın bizleri “cezalandırdığını” iddia etmek ne derece mümkün? Doğa manevi bir düşünce yapısına, vicdani bir güdüye, yani “insanları yanlış davranışlarından ötürü cezalandırma” amacına sahip olabilir mi gerçekten? Böyle düşünürsek, Doğayı Tanrı düşüncesine ikame etmiş, yani bu sefer de “doğa temelli” yeni bir mistisizm üretmiş olmaz mıyız?
Romandaki dinle hesaplaşmanın daha ikna edici boyutu, soyut tartışmalardan çok, işin asıl pratik/pragmatik düzleminde ortaya çıkıyor. Camus’nün her şeyin Tanrı’nın iradesi olduğunu ve buna karşı çıkılamayacağını kabullenmeyi reddetmesinin daha temel ve pragmatik nedeni, böyle bir ön-kabulün salgınla mücadeleyi imkânsız hale getirmesi endişesidir.
Bu yaklaşımın şu cümlede billurlaştığını söyleyebiliriz: “Dr Rieux eğer mutlak güçte bir Tanrı’ya inansaydı, insanları iyileştirmeyi sürdürmez, bu görevi ona bırakırdı”.
Oysa Rieux bir hekimdir ve onun işi, görevi, her koşulda mesleğini yapmaktır. Onun, “mücadele etmekten başka seçeneği” yoktur. Camus için bu hem bireysel, varoluşsal bir tercihtir hem de ölüme teslim olmak dışındaki tek seçenektir.
Başka bir deyişle, “Tanrının var olup olmamasının” ve bu ilahi düzenin gerçekten “adaletli olup olmamasının” ya da “insanların başlarına gelen felaketi hak edip etmemelerinin” çok ötesinde, asıl mesele şudur: Salgınla, toplumsal felaketlerle, savaşla karşılaştığınızda, işi Tanrı’ya havale ederek duayla yetinmek, insanları yok edecek olan bu afete teslim olmakla eşdeğerdir.
Mücadeleden başka çare yok!
Dolayısıyla Camus’nün mücadele felsefesi bir yönüyle çok sadedir: “O sıralar kentimizde türeyen birçok yeni ahlakçı hiçbir şeyin işe yaramayacağını ve diz çökmek gerektiğini söylüyorlardı. Oysa şu ya da bu biçimde savaşmak ve diz çökmemek gerekiyordu. Tüm sorun ölü sayısını olabildiğince aza indirmek ve ayrılıkların sonsuza dek sürmesini engellemekti. Bunun için de tek bir yol vardı, vebayla savaşmak. Bu gerçek hoşa giden bir şey değildi, yalnızca tutarlıydı. Bununla birlikte getirdiği sefalet ve acıyı düşünürsek, vebaya boyun eğmek için deli, kör ya da korkak olmak gerekir”.
Sıradan insanların mücadelesi / işini yapmak / kahramana gerek yok
Camus’ye göre bu mücadele süper kahramanların, büyük şeflerin, dahi önderlerin, ulu kurtarıcıların değil, sıradan insanların işidir: “Anlatıcı yalnızca mantık çerçevesinde önemli gördüğü bir kahramanlığı ve iyi niyeti güzel sözlerle yüceltmeyecek”.
Nitekim Dr Rieux: “Tüm bunlarda kahramanlık diye bir şey söz konusu değil. Dürüstlük söz konusu. Bu gülünç gelebilecek bir düşünce, ama vebayla savaşmanın tek yolu dürüstlük” dediğinde, gazeteci Rambert ona “dürüstlük nedir?” diye sorar. Rieux’nün yanıtı da çok sadedir: “Bunun genelde ne olduğunu bilmiyorum. Ama benim durumumda mesleğimi yapmaktır”.
Zaten salgın tepe noktasına çıktığında sıradan insanlar gönüllü olarak mücadeleye katılırlar. Tarrou başı çeker, rahip Panneloux bile çabaya katkı verir. Başından beri hep kaçıp şehir dışına gitmeye çalışan gazeteci Rambert dahi “insan tek başına mutlu olmaktan da utanabilir” diyerek tam kaçabileceği gün kalmaya ve mücadeleye katılmaya karar verir.
Bunun iyi bir şey olduğunu kabul eden romanın anlatıcısı, “ama öğretmen iki kere ikinin dört ettiğini öğretiyor diye tebrik edilmez. Belki bu mesleği seçti diye tebrik edilir. Biz de Tarrou ve ötekilerinin, iki kere ikinin başka bir şey değil de dört ettiğini gösterdikleri için saygıya değer olduklarını belirtelim, ancak bu iyi niyetin öğretmenin iyi niyeti, öğretmenin yüreği gibi bir yürek taşıyan ve insanlık onuru uğruna sanılandan daha kalabalık gruplar halinde bir araya gelebilecek kişilerin iyi niyeti arasında ortak bir şey olduğunu da belirtelim; en azından anlatıcının inancı böyle”.
Anlatıcı zaten roman içinde aktardığı onca soruna, tanık olunan onca kötülüğe karşın, iyi insan sayısının kötülerden çok daha fazla olduğunu sürekli vurgular: “İnsanların çoğu kötü değil, iyiler daha çok…”
Anlatıcının -aslında yazarın- bu konudaki ısrarı çok temel bir ayrışmaya denk düşüyor aslında: Camus olağandışı meziyetlere sahip “ulu kurtarıcılara” tapınmaktan yana değildir; o nedenle sıradan insanların, milyonların mücadeleye verdikleri belirleyici ama “olağan” katkıların altını çizmeyi yeğler.
Oysa Nazilerin yenilgiye uğratılmasının ardından savaş sonrası yeni iktidarların belirleneceği bu geçiş dönemi, savaş galibi çeşitli siyasi güçler arasındaki güç paylaşımı ve iktidar savaşları dönemidir aynı zamanda. Güç devşirmenin bir yolu da savaş sırasındaki kahramanlık anlatılarının sunacağı meşruiyeti ve prestiji sömürmektir. Bir yandan De Gaulle mitleştirilirken, komünistler de “halkların babası” Stalin’i kahramanlaştırma çabasındadır.
Camus ise, örneğin ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombalarını mahkûm eden nadir Batılı aydınlardan biridir. O bu eylemde “savaşı resmen sona erdiren” bir zafer değil, yüz binlerce insanı katleden bir barbarlık ve “insanlığı intiharını” görür.
Aynı şekilde Camus, sadece Nazilerin toplama kamplarını değil, Sovyetler Birliğindeki toplama kamplarını ve totaliter uygulamaları da mahkûm etmekten yanadır. Buna karşılık örneğin Sartre’ın başını çektiği aydınlar ise, yüceltilen Stalin’in yönetime, onun güdümündeki komünist partilere eleştirellikten arınmış bir destek vermekten yanadır.
YAN UNSURLAR
Ölüm cezası
Romanın sonlarına doğru, romandaki kilit kişilerden biri olan Tarrou, geçmiş yaşamıyla ilgili ayrıntıları Dr Rieux’ye anlatırken babasının savcı olduğuna da değinerek ölüm cezası karşıtı ayrıntılı savlar öne sürer.
Sanki romanın genel akışından kopukmuş izlenimi verebilen bu uzun ölüm cezası tartışmasını, “felsefi düzeyde ölüm kavramıyla hesaplaşan” bir romanda yer almasını çok da yadırgamamak gerek aslında.
Öte yandan, eğer romanın aynı zamanda bir faşizme karşı direniş alegorisi olduğunu düşünürsek, ölüm cezası konusunda savaş sonrası Fransa’da antifaşistler arası yaşanan tartışmalarla bağlantı kurmak da mümkündür.
Aydınların önemli bir kısmı bu dönemde “intikamcı” bir yaklaşım sergilemeyi yeğlemiştir. Bunun doğal bir uzantısı da “işbirlikçilerin” ve “hainlerin” kurşuna dizilmesidir.
Örneğin Sartre, hem savaş öncesinde hem de hatta savaş yılları sırasında bile saygısını ve hayranlığını eksik etmediği Céline’in “Almanlardan para aldığı için ırkçı görüşler savunduğunu” ileri süren bir makale yazar. Eğer o sıralar sürgünde olmasaydı, tek başına bu bile Céline’in de kuruşuna dizilmesi sonucunu doğurabilirdi.
Camus ise, ölüm cezasına çarptırılan ve Céline gibi ırkçı görüşlere sahip bir edebiyatçı olan Brasilliach’ın cezasının infaz edilmesini önlemeye çalışır, De Gaulle’e bu yönde bir mektup da yazar, ama başarısız olur.
Sürgün/Hapis
Yazar, karantina döneminde yaşananlarla sürgün ve hapiste yaşananlar arasında koşutluklar kurar: “Vebanın yurttaşlarımıza getirdiği ilk şey, sürgün oldu. O andan itibaren mahpus konuma geçmiştik bir bakıma ve geçmişimize indirgenmiştik. Bazılarımız her ne kadar gelecekte yaşama eğilimine sahip olsalar da bundan hızlıca vazgeçiyorlardı…” (…) “Böylece, tüm tutsakların ve sürgünlerin hiçbir işine yaramayacak bir bellekle yaşaması demek olan o derin acıyı duyuyorlardı. Durmadan düşündükleri o geçmişin de üzüntülü bir özlemden başka tadı yoktu.”
Zamanın akışı
Özellikle de zaman kavramının ele alınışında Veba’yla sürgünü ya da hapsi ele alan başka eserlerin anlatıları arasında bir dizi benzerlik, yakınlık bulmak mümkündür.
Örneğin romanın başlarında hastalığın ortaya çıkış süreci günlük temelde ele alınırken (”ilk fare”, “ilk hasta”, “ilk ölüm”, “karantinada ilk gün”, vb.) bir süre sonra zamanın akışı tamamen bulanıklaşır, hatta zamanın akışını bile hastalığın seyri belirlemeye başlar. Hastalık öncesi dönemi andıran bir zamansal devinim ancak mevsim dönüşlerinde gözlemlenebilir hale gelir.
Bellek
Salgın nedeniyle karantinaya alınmanın doğurduğu en önemli sonuçlarından biri, belleğin giderek bulanıklaşmasıdır. Romanda bu süreçler ayrıntılı olarak ele alınır: “Yaşadıkları şimdiki zamana karşı sabırsız, geçmişlerine düşman ve geleceği elinden alınmış olarak insan kaynaklı adaletin ya da nefretin parmaklıklar arkasında yaşamaya mahkûm ettiği kişilere benziyorduk biz de.”
Bu bulanıklaşma sonucu hem kapanma öncesi “normal” hayatın ve o andan beri görülemeyen yakınların yüzleri giderek bellekten silinmeye başlar hem de şimdiki zaman anlamını yitirir ve gelecek tasarımının ortadan kalkmasıyla tüm bir yaşam tarzı uçup gider.
Tanıklık
Yazar işte bu nedenle kendi işlevini de yaşananlara tanıklık etmek olarak belirler: “[Anlatıcı] niçin araya girdiğini açıklamak ve tarafsız tanık üslubunu seçmeye özen göstermesinin anlaşılması istiyor. Ama bunu uygun, ölçülü bir tutumla yapmak istemiştir. Genel olarak gördüklerinden fazlasını anlatmamaya, veba dostlarına, gerçekte sahip olmayacakları düşünceleri yakıştırmamaya ve yalnızca rastlantı ya da kötü talihin kendisine sunduğu metinleri kullanmaya özen göstermiştir”.
Hatta anlatıcı bir aşamada “sanatın sağladığı imkanları da kullanmadığını” belirterek, romanın dilinin ve anlatımının fazla “düz” olduğunu yönünde sonradan yöneltilecek kimi eleştirileri peşinen boşa çıkartmıştır: Yazar Camus’nün bu roman için seçtiği anlatım tarzı ve seçilen dilin sadeliği kasıtlıdır: Anlatıcının [yazarın] derdi kendini öne çıkarmak, kahramanlaştırmak değil, “herkes adına konuşmaktı”.
“Dürüst bir yüreğin kurallarına uygun olarak, isteyerek kurbanın tarafını tutmuş ve insanları, aynı kenti paylaştığı insanları, yalnızca aşk, acı, sürgün gibi ortak inançları çevresinde birleştirmek istemiştir. İşte böylece, tek bir acı yoktur kentlilerce paylaşmasın, ya da tek bir durum yoktur kendisi de sahiplenmesin. (…) Sadık bir tanık olmak için özellikle olayları, belgeleri ve söylentileri aktarmalıydı. Ama kişisel olarak kendi söyleyeceği, kendi bekleyişini, kendi geçirdiği sınavları dile getirmemeliydi”.
Kadınlar
Romana yöneltilebilecek önemli eleştirilerden biri, kadın karakterlerin silikliğidir: Romanda nice kadın vardır ama aslında yoktular… Kadın ya uzaklara gitmiş eştir ya uzaklarda kalmış sevgilidir ya da yanı baştaki sessiz, şefkatli, varlığını pek hissettirmeden hizmet eden annedir, başka bir değişle hiçbiri özne değildir.
Gerçi bu durum hem Camus’nün başka kitaplarında hem de dönemim birçok başka eserinde karşımıza çıktığı için ayrıca ele alınmayı hak etmektedir.
Araplar
Bir diğer önemli eksik özne de Araplardır. Hikâye Cezayir’in Oran kentinde yaşandığı halde romanda tek bir Arap karakter yoktur. Başka bir deyişle Araplar kendi ülkelerinde yan karakter dahi olamayacak kadar siliktir, ki bu da hele bugünden geriye dönüp bakıldığında sömürge gerçeğinin çarpıcı bir dışavurumudur.
Bunu vurgulayan ilginç bir cümle, hastalığa veba tanısı konma aşamasında iki hekim arasındaki bir sohbete yansıyan şu cümledir: “Hem sonra, bir meslektaşın dediği gibi: Olamaz bu, herkes Batı’da bunun ortadan yok olduğunu biliyor”.
Demek ki o dönemde Cezayir birçok Batılı aydın tarafından “Batı”nın bir parçası olarak algılanıyor. Belli ki “Batı” bir coğrafya değil, aslında bir “habitat”: Batılıların yaşadığı her yer “Batı”dır!
Romandaki bu çarpıcı eksiklik, Camus’nün Cezayir doğumlu olması, bir dönem Cezayir Komünist Partisinde militanlık yapması, sömürge sistemine açıkça karşı çıkmış bir aydın olması nedeniyle daha da tuhaftır.
Gerçi Camus birçok çevre tarafından Cezayir’in bağımsızlığını desteklemediği ve Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi FLN’in sivilleri de hedef alan eylemlerine karşı çıktığı için çok eleştirilmiştir.
Öte yandan, Camus bağımsızlığı desteklememekle birlikte, sömürge sistemine son verilmesinden yana olduğunu her zaman açıkça belirtmiştir. Onun hayalini kurduğu sistem, bağımsızlığa gerek bırakmayacak şekilde eşitlik temelinde federal ya da özerklik türü yeni bir ortaklığa geçilmesiydi.
Camus’nün FLN’in sivilleri de hedef alınmasına karşı çıkması aslında Cezayir’e özgü değildi, daha genel anlamda “hedefe varmak için her yol mubah” anlayışına karşı çıkmasıyla alakalıydı.
Dolayısıyla, yazarın bu siyasi yaklaşımlarının doğruluğu yanlışlığı ayrı mesele, ama Veba’da bir Arap öznenin yer almayışını bu siyasi tartışmalara bağlamak pek doğru olmaz.
SONUÇ
Camus’nün Veba’yı yazarken bir yandan da bugün pandemi sırasında yaşayacaklarımızın bir kısmını neredeyse 80 yıl öncesinden görüp betimlemesi elbette hem onun dehasının hem de edebiyatın gücünün kanıtıdır.
Ancak Camus’nün asıl katkısı, toplumsal felaketlerle mücadele için bu romanda ortaya koyduğu felsefi yaklaşımdır.
Özetleyecek olursak: “İstesen de ‘bana ne’ diyemezsin/isyan edeceksin/ korkmayacaksın/insanların ölmesine razı olmayacaksın/gerekirse tanrıya bile karşı geleceksin/insanlık onuruna sahip çıkarak yılmadan mücadele edeceksin çünkü başka çaren yok/ama kendini de kahraman sanmayacaksın…”
Camus’ye göre edebiyatçıya düşen ise, bunu bir kahramanlık destanına dönüştürmeden mücadeleye tanıklık etmek, onu sonraki kuşaklara aktarmaktır.
Camus’nün bu romanda yaptığı tam da budur, anlatıcısı gibi o da: “Susanların arasında yer almamak, o vebalılardan yana tanıklık etmek, onlara yönelik adaletsizliği ve şiddete ilişkin en azından bir anı bırakmak ve felaketlerin ortasında neler öğrenildiğini, insanların içinde hor görülecek şeylerden çok, hayranlık duyulacak şeylerin bulunduğunu söylemek için burada son bulan anlatıyı kaleme almaya karar verdi.
Çünkü biliyordu ki insanlar kendilerini özgür sansalar da “felaketler oldukça kimse asla özgür olamayacak”; dolayısıyla tıpkı roman karakteri Rieux gibi o da “belki bir gün insanların bir mutsuzluk yaşaması ya da bir şeyler öğrenmesi için vebanın kendi farelerini uyandırıp mutlu bir kente ölmeye yollayabileceğinden haberi olmadığını biliyordu”.
İşte bunun için yazılışından onlarca yıl sonra yine ve yeniden okumak gerek Camus’nün romanını. Veba ya da Corona ya da başka kara vebalar, kılık değiştirmiş faşizmler geri gelecek: Hazırlıklı olmak gerek…
https://www.artigercek.com/yazarlayigit-benevebayi-camus-nun-felsefesiyle-alt-etmek
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.26 16:45 bebbeknet bebek isilik kremi önerileri

Yaz aylarında bebeklerin en çok yaşadığı problemlerden biri de isiliktir. Bebeklerde isilik kremi önerileri isimli makalemizde, bebek isilik kremleri ve özellikleri hakkında bilgi vereceğiz. Ter bezlerindeki tıkanmadan dolayı ortaya çıkan isilik, en hızlı ve en kolay nasıl tedavi edilir? sorusunu yanıtlayalım. Genellikle kol, sırt, karın, yüz ve bacak gibi yerlerde sık sık ortaya çıkan isilikler, vücutta çok nadir iz bırakmaktadır. İsilik tedavisi uygulanırken kaşımamak ve dokunmamak gerekmektedir.
Başlıklar: [Gizle]

Nasıl oluşur?

gibi durumlarda isilik oluşmaktadır.
📷

Nasıl geçer?

isilik nasıl geçer sorusu, bir çok ebeveynin kafasında daima soru işareti olarak kalmıştır. İsiliğin hızlı ve en kolay tedavisi temizlikten geçmektedir.

Bebeklerde isilik kremi önerileri

  1. Bepantol pişik kremi: Bephantol pişik kremi, pişik veya isilik olan bölgeye uygulandığı takdirde cildi yenileyerek sizi bu dertten kurtaracaktır. Parfüm, renklendirici ve koruyucu madde içermeyen Bephantol pişik kremi, aynı zamanda pişik ve isilik oluşmasını da engellemektedir. Günlük kullanım için uygundur. Doğumdan itibaren tüm yaş ve ay grupları için kullanılabilmektedir. Cilt bariyerini güçlendirir.
  2. Mustela Stelatopia Emollient Cream: Mustela Stelatopia Cream, doğumdan itibaren kullanılabilmektedir. Pişik ve isilik gibi sorunların üstesinden gelmesi için özel olarak üretilmiştir. Günlük kullanımı için uygundur. Doğumdan itibaren kullanılabilmektedir. Cildi nemlendirerek taze tutar. Pişik ve isilik oluşumunu engeller.
  3. Coresatin Panthenol Barrier Cream: Coresatin cilt bariyeri, tahriş olan cildin yenilemesi için kullanılmaktadır. Doğumdan itibaren kullanılabilen Coresatin Barrier Cream, kortizon, paraben, renklendirici gibi zararlı maddeler içermez. Pişik ve isilik oluşumunu engeller, var ise tedavi eder.
  4. Sudocrem: Sudocrem, doğumdan itibaren her yaş için kullanılmaktadır. Güneş lekeleri, pişik ve isilik gibi sorunları hızlıca tedavi etmektedir. İçerisinde boya, alkol gibi zararlı bileşenler bulundurmamaktadır. Tüm ciltler için uygundur. Cilde ince tabaka halinde sürülmesi gerekmektedir.
  5. Desitin Hızlı Koruma ve Pişik Önleyici Krem: Desitin hızlı koruma kremi, pişik veya isilik olan bölgeye ilk kez sürüldüğü andan itibaren etki göstermektedir. Aynı zamanda ciltte pişik ve isilik oluşumun da engellemektedir. Parfüm ve renklendirici gibi zararlı maddeler içermez. Günlük kullanıma uygundur. Doğumdan itibaren kullanılabilmektedir.
  6. Travazol krem: Cildin tahriş olmasını ve tahriş olan cildin onarımı için kullanılmaktadır. Travazol krem sadece doktor kontrolü ile kullanılmalıdır. Eczaneler sadece reçete ile satmaktadır. Standart pişik ve isilik kremlerinden farklı olan Travazol krem, mantar ve egzama gibi hastalıkların tedavisi için de kullanılabilmektedir.
  7. Hametan: Hametan pişik kremi, bebeğinizin tahriş olan cildinin yenilenmesinde yardımcı olur. Pişik ve isilik gibi rahatsızlıklarda hızlı etki göstermektedir. Pişik ve isiliğin yanı sıra cilt yanıkları, sivilce izleri, güneş lekeleri ve yara izleri için de kullanılmaktadır.
📷
Bebekler için en hızlı ve en kolay isilik tedavisi nasıl yapılır? sorusuna yanıt verdik. Aynı zamanda En iyi gaz giderici kemer tavsiyeleri isimli makalemizi okuyabilirsiniz.
submitted by bebbeknet to u/bebbeknet [link] [comments]


2020.05.04 12:37 avukatbesler İş Kazası Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İş Kazası Hakkında Bilinmesi Gerekenler
İş Kazası Nedir?
İş kazası; bir işverene bağlı olarak çalışan işçinin, yaptığı iş esnasında geçirdiği kaza nedeniyle fiziki ya da psikolojik kayıplar yaşamasıdır. İş kazası nedir sorusunun cevabı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 13 içerisinde tek tek sayılmıştır. Bu haller şu şekilde sıralanabilir:

  • Kazanın iş yeri sınırları içerisinde gerçekleşmesi,
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş sebebiyle gerçekleşmesi,
  • İşçinin görevli olarak gönderildiği iş yeri dışında bir yerde kaza geçirmesi,
  • Emziren kadın çalışanın çocuğuna süt verme saati içerinde kaza geçirmesi,
  • İşçinin işveren tarafından sağlanan araç hizmeti sırasında kazaya yakalanmasıdır.
İş kazası örnekleri kanunda sayılanlar ile sınırlı değildir. Bunların dışında işin görülmesi esnasında gerçekleşen merdivenden düşme, trafik kazası geçirme vb. durumlarda iş kazası kapsamına girmektedir.
İş Kazası Tutanağı Nasıl Tutulmalıdır?
Kaza meydana geldiğinde ivedilikle tutanak altına alınmalıdır. Kazanın meydana geldiği tarih ve saat, oluş şekli, şahit olan kişilere tutanakta yer verilmelidir. İş kazası tutanağı açılacak maddi ve manevi tazminat davasında önemli rol oynayacaktır. İşverenler tutanakları genelde kendi kusurlarını gizleyecek şekilde düzenlemektedir. Bu nedenle tutanaklarda işçi aleyhine yazılan hususların aksinin ispatı için alanında uzman bir iş kazası avukatı ile çalışılması önemlidir.
İş Kazası Bildirimi Nasıl Yapılır?
İş kazası bildirimi SGK’nın sitesinden elektronik ortamda yapılabilmektedir. Bunun dışında kurumun sitesindeki bildirim formunu doldurarak veya kendiniz hazırlayacağınız bir dilekçe ile de SGK’ya kazayı bildirebilirsiniz.
Kaza kurum tarafından öğrenildikten sonra olayın araştırılması için müfettiş görevlendirilir. Kurum ayrıca işçiye çalışamadığı günler için geçici iş göremezlik ödeneği bağlar ve tedavi masraflarını karşılar. İş kazası avukatının kurum tarafından belirlenen maluliyet oranının doğruluğunun incelenmesi ve gerekirse itirazda bulunması büyük öneme sahiptir. Bu şekilde olası hak kayıplarının önüne geçilebilmektedir. İş kazası avukatı aynı zamanda kazadan sorumlu olan kişilerin cezai ve hukuki sorumluluklarının belirlenmesi konusunda da danışılması gereken ilk kişidir.
İş Kazası Bildirim Süresi Ne Kadardır?
İş kazası bildirim süresi kaza tarihinden itibaren 3 iş günüdür. Bu süre içerisinde işveren tarafından SGK’ya başvurularak bildirim yapılmalıdır. Aksi takdirde işçi herhangi bir zaman sınırlamasına tabi olmaksızın kazayı SGK’ya bildirebilir.
İş Kazası Bildirmeme Cezası Ne Kadardır?
Üç günlük süre içerisinde iş kazası bildirmeme cezası oldukça yüksektir. Süresi içerisinde bildirim yapmayan işverenlere 2020 yılı için en az 4688 TL en çok 9376 TL ceza verilmektedir. Ceza miktarı iş yerinin tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre değişmektedir.
Bazı durumlarda işverenlerce SGK’ya bildirim yapılmamakta ve olay kapatılmaya çalışılmaktadır. Bu şekilde işçinin kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açması ve kolluğa şikayette bulunması engellenmeye çalışılmaktadır. Böyle bir durum söz konu olduğunda iş kazası avukatının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. İşveren bildirimi zamanında yapmaz ise bildirim işçi veya iş kazası avukatı tarafından kuruma yapılmalı ve şikayet süresi içerisinde kolluğa iletilmelidir.
İş Kazası Geçiren İşçinin Hakları Nelerdir?
İşçinin tedavi masrafları SGK tarafından karşılanır ve geçici iş göremezlik maaşı bağlanır. İşçi meslekte kazanma gücünü en az yüzde 10 oranında kaybetmişse kendisine sürekli iş göremezlik maaşı ödenecektir. Bunların dışında işçi kendisinin ve yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili için işverene karşı dava açabilecektir.
İş Kazası Tazminat Hesaplama Nasıl Yapılır?
İş kazası tazminat hesaplama teknik ve detaylı bir konudur. Maddi tazminat hesaplanırken işçinin kaza olmasa idi elde edebileceği gelir hesaplanarak, uğramış olduğu iş gücü kaybı nedeniyle mevcut durumda elde edeceği gelir arasındaki fark tespit edilir. İş kazalarında tazminat hesaplamasına etki eden en önemli faktörler işçinin ücreti, maluliyet oranı, yaşı ve kusur oranıdır. Bu nedenle alanında uzman bir iş kazası avukatı tarafından işçinin ücret miktarının ispatı ve kusur oranı bakımından gerekli savunmaların yapılması gerekmektedir.
Manevi tazminat hesaplamasında ise uğranılmış olan ruhsal çöküntünün bir nebze giderilmesi amaçlanmaktadır. İşçiler çoğu zaman zorlu ve acılı tedaviler geçirmekte, kendisi ve yakınları psikolojik olarak yıpranmaktadır. Bu nedenle uğranılan elem ve ıstırabın büyüklüğüne göre hakim tarafından takdiri olarak manevi tazminat miktarı belirlenmektedir. Olayın koşullarına göre işçinin yakınları için de manevi tazminat talebinde bulunulması mümkündür.
İş Kazası Raporu Maaştan Kesilir Mi?
İşçiye SGK tarafından geçici iş göremezlik maaşı bağlanmaktadır. Ancak sürekli iş göremezlik geliri genellikle işçinin ücretinin altında olmaktadır. Bu nedenle işveren işçinin istirahatte olduğu süre boyunca geçici iş göremezlik maaşını mahsup ederek işçinin ücretini ödemek zorundadır.
Sigortasız İşçi İş Kazası Geçirirse Tazminat Alabilir mi?
İşe başlayan işçinin sigortasının başlatılması işverenin yükümlülüğüdür. İşverenin bu yükümlülüğünü ihlal etmiş olması iş kazası geçiren işçinin haklarını alamayacağı anlamına gelmez. Sigortasız işçi veya yakınları hastane polisine iş kazası geçirdiğini bildirerek şikayetçi olmalı ve doktorundan raporunu iş kazası olarak düzenlemesini istemelidir. Bunlar yapılmamış olsa dahi iş kazası tespit davası açılarak, kazanın iş kazası olduğunun ispatı mümkündür.
İş Kazası İfade Değiştirme Mümkün Müdür?
Yüksek tazminatlar ödeyebileceğini ve hakkında soruşturma başlatılacağını bilen bazı işverenler olayın üstünü örtmeye çalışmaktadır. Bunun için işçiye baskı yaparak şikayetçi olmaktan vazgeçirmekte ya da işçiye bir miktar para vaat ederek iş kazası olmadığı yönünde ifade verdirmektedir. İşçi bu şekilde ifade vermiş olsa dahi dava açma ve tazminat alma hakkı mevcuttur. Zira iş hukukunda işçi lehine yorum ilkesi mevcuttur ve iş kazasının başkaca delillerle ispatı mümkündür. Bu nedenle iş kazası geçiren işçinin hastanede veya karakolda verdiği ifadesini değiştirerek, tazminat davasında başka bir ifade vermesi mümkündür.
İş Kazası Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?
İş kazası zamanaşımı kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak kazanın aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, zamanaşımı süresi işlenen suça ilişkin zamanaşımı süresinden az olamaz. İş kazası avukatı tarafından kısmi dava açılması halinde, zamanaşımı süresi dolmadan ıslah yoluna başvurulması gerekmektedir.
İş Kazası Geçirdim Tazminat Alabilir miyim?
Sürekli iş göremezlik geliri için en az %10 iş gücü kaybı aranmakta ise de tazminat davaları bakımından böyle bir şart bulunmamaktadır. Hemen hemen tüm iş kazalarında işçi maddi ve manevi zararlara uğramakta dolaysıyla tazminat davası açmaya hak kazanmaktadır.
İş kazalarına bakan avukatlar, kaza nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarının açılması, takibi ve icra yoluyla tahsili konusunda uzmandır. Kaza sonucu işçinin ölümü halinde yakınları tarafından açılacak destekten yoksun kalma tazminat davası da iş kazası avukatının uzmanlık alanlarından biridir. Bu tür davalar en iyi iş kazası avukatı aracılığıyla takip edilebilir. Zira hukukta belirli bir alanda uzmanlaşma son derece önemlidir.
Besler Hukuk Bürosu olarak uzman avukat kadromuz ile kaza geçiren işçi müvekkillerimize her türlü desteği sağlamaktayız. Uzman iş kazası avukatlarımız tarafından gerekli dava açma işlemleri hızlı ve etkili bir şekilde yerine getirilmektedir. Müvekkillerimizin hak kayıplarının önüne geçerek ve hak ettikleri tazminat tutarlarını almalarına yardımcı olmaktayız.
Kaynak: https://www.besler.av.tcalisma-alanlarimiz/is-kazasi-avukati-is-kazasi-avukatlarina-danisma/
submitted by avukatbesler to u/avukatbesler [link] [comments]


2020.04.13 19:15 hakansan Evde kalamamak

Evde kalma olayı çok abartılmadı mı? Şahsen 18 yaşındayım ve bu süreci evde tek başıma geçiriyorum, en son ne zaman evden çıktığımı hatırlamıyorum bile. Bütün bunlara rağmen elimden geldiğince durumun olağanüstülüğünü kabul ederek erzak stratejisi falan yapmaya çalışıyorum ve şikayetçi değilim. Bu durumu kendimi geliştirmek için bir fırsat olarak görüyorum. Ama anladığım kadarıyla insanların çoğu ciddi ciddi dışarıya bağımlı, mesela etrafımdakilerle konuşurken herkes evde kalmaktan aşırı şikayetçi zaten topu topu iki günlük sokağa çıkma yasağı biter bitmez milletin gezmeye başlaması ayrı saçmalık. Ben mi anormalim yoksa bizim milletimiz mi rahatına aşırı düşkün? Siz ne düşünüyorsunuz?
submitted by hakansan to Turkey [link] [comments]


2020.02.22 12:26 hesaplianne Dikkat Eksikliği, Dikkat Dağınıklığı

Dikkat Eksikliği, Dikkat Dağınıklığı
Dikkat Eksikliği, Dikkat Dağınıklığı

https://preview.redd.it/vf1vewe6ngi41.jpg?width=640&format=pjpg&auto=webp&s=c694a7b38e70a3eae794feef29a1e77395dc54df
DİKKAT EKSİKLİĞİ NEDİR?
Dikkat eksikliği, çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluklarından biridir. Tedavi edildiğinde belirgin ilerleme ve düzelme elde edilebilmesinin yanı sıra tedavi edilmediğinde ilerde sosyal ve psikiyatrik sorunlara yol açabilir. Dikkat eksikliği dikkat ve öğrenmenin yanında davranış ve duygusal sorunları da barındıran bir gelişim sorunudur. Dikkat eksikliği olan çocuklar tıpkı diğer çocuklar gibi normal, normalaltı, normalüstü zekaya sahip olabilirler. Dikkat eksikliği var olan zeka potansiyelini kullanmada çocukların önünde bir engeldir.
DİKKAT DAĞINIKLIĞI NEDİR?
Özellikle gelişim çağında ki çocuklarda rastlanan dikkat dağınıklığı;”Yapılan işe odaklanamama gün içinde organize olamama ve dikkatini toplayamadığı için kendini doğru ifade edemem durumu” olarak tanımlanabilir. Çocuklarda dikkat dağınıklığı birçok farklı etkene bağlı oluşabilir. Ortam ışık ve ses gibi çevresel faktörlerin yanı sıra herhangi bir duyu organındaki sorunlar ve kişisel özelliklerde dikkat dağınıklığının sebeplerinden olabilir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ İLE DİKKAT DAĞINIKLIĞI ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?
Dikkat Eksikliğinde;
1-Uzun süreli unutkanlık gözlemlenebilir.
2-Meşgul olunan işte ve o işle bağlantılı olmayan diğer günlük faaliyetlerde sık sık sakarlık gözlemlenebilir.
3-Hiperaktivite ile birlikte görülme oranı yüksektir.
4-Çok küçük yaştan itibaren gözlemlenir, tedavi süreci daha uzundur ve ciddi anlamda hayatı etkiler. Anlık değil, sürekli kişiyi takip eden bir bozukluktur.
Dikkat Dağınıklığında;
1-Kısa süreli hafıza bozukluğu gözlemlenebilir.
2-Anlık yapılan işte hata gözlemlenebilir ancak genel sakarlık durumu dikkat eksikliği kadar fazla gözlemlenmez.
3-İçine kapanık, az hareketli kişilerde de sıklıkla görülebilir.
4-Anlık duygulara göre açığa çıkabilir. Uykusuzluk, stres gibi faktörlerle birlikte görülme olasılığı yüksektir. Zinde başlanan bir günde hiçbir olumsuz etkisi gözlemlenmeyebilir.

https://preview.redd.it/7k0ludf7ngi41.jpg?width=4272&format=pjpg&auto=webp&s=4c71a777c5556ae436310fd781d14772779b2865
DİKKAT EKSİKLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
-Kalıtım
-Doğum zorluğu
-Anne sütü almama ya da yeterli alamama
-Ateşli hastalıklar
-Kafa darbesi
-Yetiştirilme tarzı ve çevresel faktörler
-Duygusal travmalar
DİKKAT DAĞINIKLIĞININ NEDENLERİ NELERDİR?
-Çevresel faktörler: Ortam ışığı, ses, hava vb.
-Fiziksel Faktörler: Beş duyu organımızdan herhangi birinden özellikle görme ve işitme eksikliği yani problemi olması.
-Kişisel Faktörler: Dikkat toplamayı öğrenememe…
Dikkat Eksikliği Tanısı Konulabilecek Belirtiler Nelerdir?
Zihinsel hastalıklar için uluslararası bir tanı ölçüt kitabı olan DSM-V, aşağıdaki belirtiler arasından en az 6 tanesine sahip olunması durumunda dikkat eksikliği tanısı koyuyor.
  • Detaylara dikkat etmeden hatalar yapma
  • Dikkati toplamada sıkıntı yaşama
  • Karşısındaki dinlemiyormuş gibi gözükme
  • Komutları takipte zorlanma
  • Organizasyon sıkıntısı yaşama
  • Yoğun düşünme gerektiren işlerden uzak durma
  • Eşyalarını kaybetme
  • Kolayca dikkat dağılması
  • Günlük rutin işleri yapmada aksaklık yaşama, unutma
Dikkat Dağınıklığı Tanısı Konulabilecek Belirtiler Nelerdir?
· Sürekli bir konudan diğerine geçme ve herhangi bir konuya bağlı kalamama.
· Zaman zaman kendini doğru ifade etmekte zorlanma.
· Daha önce gördüğü birinin ismini ya da yüzünü hatırlayamama / ayırt edememe.
· Özellikle sevmediği derslere dikkatini verememe, anlamakta ya da dinlemekte zorluk çekme.
· Herhangi bir şeyle uğraşırken önemsiz dış etkenlerle dikkatinin dağılması. Örneğin ders çalışırken dışarıdan gelen küçük bir sesle odağını kaybetme gibi.
· Daha önce kolaylıkla yapabildiği basit şeylerde hata yapma.
· Okuduğu veya dinlediği bir şeyi anlayamayıp birden fazla kez okumak ya da dinlemek zorunda kalma
TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR
Dikkat Eksikliği ve dikkat dağınıklığının tedavisinde ilaçsız tedavi için etkin olan yöntem NeuroSound yöntemidir . Neurosound bir tedavi değildir, bütünsel bir gelişim programıdır. Kliniğimizde dikkat dağınıklığı ve dikkat eksikliği tedavisinde psikiyatrisler ve psikologlar işbirliği içinde çalışmaktadır. Kayseri'de NeuroSound yöntemi en iyi psikologlar ve psikolojik danışmanlar tarafından Tms Clinic de uygulanmaktadır. Detaylı bilgi ve danışmanlık için Tms Clinic ile iletişime geçebilirsiniz.
https://www.tmsclinic.org/neurosound/disleksi
submitted by hesaplianne to u/hesaplianne [link] [comments]


2019.11.23 17:48 Ghettoiman Tüccar Ragfim'in Günlüğü Bölüm 1

Tüccar Ragfim'in Günlüğü Bölüm 1
"Not-Benim gerçek nick'im Frostbite aslında Redditim çok eski olduğundan dolayı bu haldeyim :D"

Sevgili Günlük,ya da hesapları tuttuğum eski ve artık deri kaplaması aşınmış defterim.
Sevgili dostum Hareh bana günlük tutmam gerektiğini söyledi.Sanki hiçbir işim yokmuş gibi.
Bu hafta gerçekten yoğun geçti.
Pagret ne zaman sakin ki,bunları söyleyerek kendimi kandırıyorum,o kadar.
Sabah yine o lanet yılan tüccarı Pahhr'ın sesine uyandım.
Bir gün onun suratına o pis "Ölüm Getiren Kargaresh Yılanı"'na
kimsenin ilgi duymadığını ve umursamadığını bağıracağım.


Kalktım kendime güzel bir kahvaltı hazırladım.
Galiba menü de çöl yılanı ve biraz "Gruntarr"dan getirdiğim buğday dan ekmek vardı.
Mavi Kandura mı giydim.Sivri uçlu deri ayakkabılarımı ve o çok sevdiğim gerçek kadife olan ten rengi sarığımı da aldım.
Pagret Altıncı Deri Pazarı

Evden çıktım,sokaklarda yine o hain maymunlar geziyordu.
Eğer Pagret'e gelecekseniz diye söylüyorum,bu maymunlardan uzak durun.
Siz farketmeden altınız da ki kıyafeti bile çalar bu hayvanlar!
Büyük pazarı es geçtim bu sefer.O büyük surların dibinden ilerleyip şehir geçitine geldim.
Orada tanıdığım bir güvenlik var,beni hiç sevmez.Nedeni ise amcam olan Hane'yi şu Fakir Kral'ın öldürdüğünü anlatmam.
Bana inanmıyor,oysa gerçekten öyle oldu!
Ah aklıma geldi yine.
Zavallı amca Hane,ne istediniz ki bir hancı dan!
Şehir çıkışında beni 7 adet deve ve bir adet yük ayısı bekliyordu.
Evet şaşırtıcı değil mi!Koşar adımlarla gittim ve hesap sordum Hareh'e.
"Bu lanet ayı nın burada ne işi var Hareh!"
Ayılar Pagret gibi çetin bir iklim ve sıcağa sahip yerler de pek yaşamazlar.
Bana dedi ki;
"Bu işte çok para var Ragfim,Saggard'lı bir arkadaş ödünç verdi,hem geri vereceğiz!"
Annemin dediklerini hatırladım.Sakin ve sabırlı bir insan olmak erdemliktir.

Ben Ve Devemin Resimi.Fever'li Bir Dostumun Yaptırdığı Tablo
Rutin işlerimi halletmem gerek şimdi,belki bunu okursunuz ve size ne kadar ilgi çekici gelir bilemem;
Helgen neredeyse ticaret şehiri lakabını aldı Pagret'ten!
İşler onlar ve dostları Vergan için iyiye gidiyor.
Bu yüzden kuzeye yani Helgen'e biraz kadife ve kurutulmuş biber,patlıcan ve Anzahar Yemişi götürüyoruz.
Bazen Yılan Tükürüğü de götürdüğümüz de oluyor.
Pagretliler çok akıllıdır (öhöm).Anzahar dan yemişi alır,kurutur sonra da daha pahalıya satarız.
Öyle daha lezzetliymiş,hiç tatma fırsatım olmadı kuru olmayanını.

Büyük Savaş Öncesinden Kalma Bir Harita

Yola çıkacağım şimdi,hatta çıktım sayılır.
Ah karşı da galiba Deve Lordu ve kafilesi var,onlarla uğraşmam gerek.

Şimdilik görüşürüz!

-Tüccar Dostunuz Ragfim





(Seriye yeni başlamış arkadaşlar da yararlansın :D)
Bu Bölümün Ehven Sözlüğü;
Gruntarr:Kalbedur'da kuzey doğu da bulunan yerleşim yeri.
Pagret:Kalbedur'un güney doğusunda bulunan yerleşim yeri.
Hane:Ehvenişers 1.sezonun da 8. bölümde Theodred ve dostları tarafından öldürülen hancı.
Fakir Kral:Theodred Sylvergan'ın lakabı.(Redoran tarafından verilmiştir
Saggard:Relendel adasının güneyinde bulunan yerleşim yeri.
Vergan:Berez'in kuzeyinde ki yerleşim yeri.
Helgen:Kalbedur'un batısında Pagret'in kuzeyinde bulunan yerleşim yeri.
Yılan Tükürüğü:Ehvenişers 1. sezon 8.bölümde görebileceğiniz Pagrette satışta olan bir içki,içecek türü.
Deve Lordu:1.sezon 8.bölümde görebileceğiniz bir sürü deve ve asker'e sahip,mafya benzeri bir çete ye sahip olan kişi.
-Not
"Hareh Pahhr ve Ragfim karakterleri benim yarattığım karakterlerdir seriyle alakası yoktur.
Onun dışında Anzahar Yemişi ve Ölüm Getiren Kargaresh Yılanı da benim uydurduğum şeylerdir."
submitted by Ghettoiman to ehvenisers [link] [comments]


2019.11.21 12:19 psikiyatrist DİJİTAL DÜNYADA EBEVEYNLİK

İçinde yaşadığımız dijital çağda teknoloji kullanımı her yaştan birey için kaçınılmaz. Dijital alanlara her gün bir yenisi ekleniyor. Her yerde teknolojinin zararları ve çocukları teknolojiden “koruma”nın şifreleri anlatılıyor. Öte yandan okullarda akıllı tahtalar, internetten verilen ödevler; çağı yakalama çabaları; bu uyarı ve önerilerle epeyce çelişiyor. Ebeveyn, eğitimci ve sağlıkçılar bir hayli endişeli! Çocuğunuz “otizmli olacak”, “obez olacak”, “hiperaktif olacak”, “bağımlılığın kollarında”,… gibi başlıklarla yapılan yayınlar, ailelerin teknolojiyi bilinçli kullanmak yerine tümden yasaklamaları ya da kaçınmalarına neden oluyor. Bu mümkün olmadığı gibi, gerekli ve yararlı da değil. Yasaklanan her şey kendi cazibesini doğurur. Bugünün çocuklarının dijital çağda en iyi şekilde gelişmeleri için hem analog, hem de dijital deneyimlere ihtiyaçları var. Dijital dünyada ebeveynlik
Medya kaynaklı kışkırtıcı haberler karşısında ne yapmalı?
  1. Kulaktan dolma “kopyala-yapıştır” paylaşım furyasına dikkat!
  2. Haberlerin başlıklarına aldanmayın, söz edilen araştırmaları kendiniz de inceleyin.
  3. Korku ve suçlulukla hareket etmeyin.
  4. Çelişkili tavsiyeler arasında bocalamamak için bilimsel verilerden şaşmayın.
  5. Bu konuda yazılmış uzman görüşlerini ve kitapları okuyun.

TEKNOLOJİK ÇOCUKLUKLAR

Kaiser Aile Vakfı’nın 2010, Common Sense Media’nın 2013’teki araştırmasına göre: 1970’lerde çocuklar 4 yaşında ekranlarla tanışırken, günümüzde 4 aylıkken tanışıyorlar. İlk 8 yaşta ekran karşısında 2 saat geçirilirken, 8-18 yaş arası günde 7.5-8 saati buluyor. Fermuar çekemez düğme ilikleyemezken akıllı telefonu gözü kapalı kullanan çocuklar; çorba karıştırmadan, vida sıkmadan, evde yaşına uygun sorumluluk almadan büyüyen(!), 24 saat çevirimiçi minik youtuber’larımız var! Çocuklarımız büyük hızla gelişirken; fiziksel, sosyal ve zihinsel olarak geri kalma tehlikesi ile de karşı karşıyalar.

YETİŞKİNLER NE YAPMALI?

  1. Dijital hayatı keşfetmeleri, sağlıklı ve ölçülü kullanabilmeleri için çocuklarımıza rehber olmalı
  2. Sanal dünyada öğrendiklerini gerçek dünyada uygulamaya geçirmelerini desteklemeli, yardımcı olmalı
  3. Güvenli internet kullanımı; sosyal medya adabı, akran zorbalığı, siber-zorbalık konularında eğitimlere katılmalı
  4. Yeni araçlar geliştikçe ve çocuk büyüdükçe, bilgiler güncellenmeli

EKRAN KARŞISINDA GEÇİRİLEN ZAMAN HANGİ YAŞTA NE KADAR OLMALI? KESİN SÜRELER VAR MI?

Sadece yaşlara bakarak ekran karşısında geçirilecek kesin süreler belirtmek gerçekçi değil. Burada her bireyin ve durumun biricik olduğu gerçeği akılda tutularak, ilk 2 yaş ekranla hiç karşılaşılmaması, 2-5 yaş arası günde 1 saat, 5-12 yaş arası 1-2 saat geçirebileceği söylenebilir. Bu sürenin tamamı mutlaka ebeveyn ya da bir büyüğün eşliğinde olmalı ve izlenilen görüntüler hakkında söyleşerek, çocukla etkileşerek zaman geçirilmeli. 7 yaştan itibaren, TV de dahil edilecekse günde 1-2 saat gibi rakamların gerçekçi olmadığını hepimiz biliyoruz. O nedenle günlük saatlerden bahsetmekten çok; günü planlamaları, bilgisayar ya da telefon ile uzun zamanlar harcayacaklarsa bu süreyi haftasonu ya da haftanın belli günlerinde blok olarak kullanmaları seçeneği değerlendirilebilir.

TEKNO-İHMAL NEDİR? NASIL ÖNLERİZ?

2013’teki bir araştırmaya göre telefonlarımızı günde yaklaşık 150 kere kontrol ediyoruz. Bu toplam 3 saat ediyor ve bunun 2 saati sosyal medyada geçiyor. Avusturalya’da 6000 çocuk üzerindeki bir araştırmada çocukların %32’sinin ebeveyninin onlarla teknolojik aletlerden daha az zaman geçirdiği bulunmuş. Çoğumuz bir dikkat dağınıklığı halindeyiz. Dijital çağın çocuklarımızı etkilemesinden endişe ederken, kendimiz üzerindeki etkilerini görmezden geliyoruz. Çocuklarımızı, yediğimizi içtiğimizi, yaptıklarımızı sosyal medyada sürekli paylaşıyor, anıları kaydetme ve paylaşma zorlantısı, gelişmeleri kaçırmama korkusu (FOMO) yaşıyor; kendimizi, çevremizi ve çocuklarımızı ihmal ediyor, anda kalma becerilerimizi yitiriyoruz.
Çocuklar kesintisiz dikkate ihtiyaç duyar. Gününü çeşitli zamanlarında teknoloji ile ilişkimizi kesmeli, çocuklarımızla anlamlı ilişkiler kurmalıyız. Ekranlar bizi gerçek ebeveynlik görevlerimizden koparmamalı! Nasıl örnek olduğumuz, sınır ve denge önemlidir. Farkındalık ve an’da kalma becerileri konusunda kendimizi geliştirmeli, çocuklarımıza da rol model olmalıyız. Yemek, oyun, yatak odasında teknoloji kullanımını sınırlamalı; telefona eve girmeden, çocuk yattığında, uyanmadan bakma alışkınları geliştirmeli; teknolojiyle geçireceğimiz zamanı belirlemeli, gerekirse alarmlar kurmalıyız.

KENDİNİ YÖNETME BECERİSİ KONUSUNDA KOLAYA MI KAÇIYORUZ?

Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği’nin 2015’teki araştırmasında 8 yaş çocuğu olan ebeveynlerin yarısının çocuklarının öfke kontrol ve özdenetim ve davranış sorunlarını geçiştirmek için teknolojiye başvurduğu gösterilmiş. Teknolojiyi “dijital emzik” olarak kullanmaktan vazgeçmeli, çocuklarımıza kendi kendini yatıştırma ve duygularını düzenleme becerisi kazandırmalıyız. Aksi halde kaçıngan, bağımlı bireyler yetiştiririz.

SOSYAL MEDYA VE TEKNOLOJİ SOSYAL BECERİLERE ZARAR VEREBİLİR Mİ?

Sosyal medya ve oyunlar çocukların sosyalleşmesine kısmen olanak sağlasa da, çocuklar kişilerarası becerileri geliştirmek; duygu ve niyetleri okumayı öğrenebilmek için yüz yüze iletişim ve temas gereksinirler. Yüz yüze iletişimden uzaklaştıkça sosyal beceriler geriler, iletişim ve ilişki sorunları oluşur. Ekran karşısında geçirdikleri zaman denetlendiğinde çocukların daha fazla sosyal ipucu yakalayabildikleri gösterilmiş.

SİBER-ZORBALIK NEDİR? NASIL MÜCADELE EDİLİR?

Siber-zorbalık internet üzerinden; görsel, sözlü şiddet içeriğine, rahatsız edici, tacizkâr ya da pornografik içeriklere maruz kalma; rahatsız edici mesajlar alma, alay konusu olma, gruplardan atılma,… şeklinde olabilir. 8-17 yaş arası çocukların %20’si siber-zorbalığa maruz kalıyor. Çocuklar genelde bu tür durumlarla nasıl baş edileceğini bilmez. Tıpkı cinsel taciz ve istismarda olduğu gibi siber-zorbalık konusunda çocukların eğitilmesi gerekir. Neyin siber-zorbalık olduğu; nasıl baş edecekleri, büyüklerinden yardım almaları gerektiği öğretilmeli. Çocuklar empati ve davranışlarının sonuçlarını öngörme konusunda daha yetersizdir, bir zorbaya dönüşmemeleri için paylaşacakları içerik ve yorumlar konusunda bilinç kazandırılmalıdır.

ZORBALIĞA DUR DE!

  1. Dur! Zorbalık eden kişiye yanıt yazma
  2. Engelle: Engelle ama kanıtları kaydet
  3. Bildir: İnternet sitesi yöneticisine ya da bir büyüğüne bildir
  4. Maruz kalanı destekle, aşırı tepki verme, suçlama
  5. Yardım istediği için takdir et
  6. Birlikte çözüm ara
  7. Sağlıklı teknoloji kullanımı konusunda teşvik et yasaklama

ŞİDDET İÇERİĞİNE MARUZ KALMANIN NE GİBİ SONUÇLARI OLUR? NASIL KORUNABİLİRİZ?

Çocuklar Youtube’da bir çizgifilm izlerken şiddet içeren bir görüntüye 3 tık uzaktalar. Birlikte izleme ve model olma o açıdan gerekli. Şiddet içeren içeriğe maruz kalma, özellikle bilgisayar oyunları; çocukların şiddet gösteren davranışlar sergilemesine zemin hazırlar. Küçük çocukların haberleri izlememesi; büyük çocuklarla ise bazı haberlerin birlikte izlenerek, üzerinde konuşularak rehberlik edilmesi yararlıdır.

PORNOGRAFİK İÇERİKTEN NASIL KORUNURUZ?

Çocuklar pornografi ile 11’li yaşlarda tanışıyor. Bazı çocuk ürünleri çocuk karakterlerin cinselleştirildiği örüntüler içeriyor. Çocuklarda hızlı cinselleşme söz konusu. Sadece içeriğe maruz kalmıyor, kendilerinin videolarını çekip paylaşarak pornografi üretiyorlar. Bu konuda son derece uyanık olmalı, önlemler almalıyız.

UYGUNSUZ İÇERİĞE ERİŞİMİ ENGELLEMEK İÇİN

  1. İnternete Family Zone gibi filtreler kullanın
  2. Telefon, tablet ve bilgisayara ebeveyn denetimi ve filtreler kurun (Her bir kullanıcı için ayrı oturum açılabilir.)
  3. Google’da güvenli arama seçeneğini açın (Otomatik olarak cinsel içerikleri engeller.)
  4. Youtube kullanırken güvenlik modunu açın (tam filtre sağlamasa da etkin!)
  5. Çocuklar için olan internet tarayıcılarını kullanın (Zoodler, Kidoz,…)
  6. Youtube’da listeler oluşturun ( Kids video, Kids Youtube play list,… )
  7. İzledikleri gördükleri materyalle cinsellik hakkında açık net kapsayıcı ve destekleyici sohbetler edin
  8. Salon, mutfak gibi kullanım alanları belirleyin bunun dışındaki alanlarda kullanım olmasın
  9. Bu yöntemlerin hiç biri %100 koruyucu değil ve ebeveyn gözetimi şart!

SOSYAL AĞ KULLANIMI KAÇ YAŞINDA BAŞLAMALI? NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

On yaşındaki çocukların yarısı bir sosyal ağ kullanıyor. Sosyal onay ve akranlarla bağ kurma ihtiyacı bu yaşlarda öne çıkıyor. Pek çok oyunun çevrim içi sohbet özelliği var. Çocuklar teknolojiyi kullanmakta oldukça becerikli olsa da; siber görgü kuralları, etkileşim ve güvenlik becerileri konularında tedbirsizler. 8-12 yaş çocuklar bizim rehberliğimizde internet deneyimleri kazanabilirler. Çocuklarımızın hangi bilgi ve içerikleri paylaşabileceği hakkında onları eğitmeliyiz. Paylaştıklarımızın dijital ayak izlerimiz olduğu bilincini kazandırabilir, beraber paylaşımlar yaparak örnek olabiliriz.
  1. Teknolojiyi çocuklarla birlikte kullanın
  2. Skype ya da interaktif kitap uygulamaları gibi uygulamalarla sizin de onayladığınız dost ya da akrabalarla bağlar kurmasını sağlayın
  3. Kendi teknoloji alışkanlıklarınız konusunda dikkatli olun
  4. Ebeveyn filtreleri kurun

UYKU AÇISINDAN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Erişkinler gibi çocuklar da teknoloji aşırı kullanımı nedeniyle kronik yorgunluk sendromu ve uykusuzluk yaşıyor. Gecede 1 saat az uyuyan bir ilkokul öğrencisinin bilişsel becerisi ve öğrenme kapasitesi 2 yaş geriye kayabiliyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir uyku alışkanlık ve becerileri için: � Uykudan öce gevşemeye ve sakinleşmeye geçilmelidir. Yatak odalarımızda teknolojik cihazlar bulunmamalı, TV ya da telefonla uyumamalı, ekran parlaklığını düşüren mavi ışık filtreleri kullanılmalı; uyku saatinden 90 dakika önce ekranlardan uzaklaşmış olmalıyız.

UYKU İÇİN ÖNERİLER

  1. Yatmadan önce ekran karşısında geçirilen süreyi yavaş yavaş azaltın
  2. Uykudan önce tempolu etkinliklerden uzak durun
  3. Ekrana alternatif; yavaşlatıcı uyku rutinleri bulun (kitap okuma, yoga, meditasyon, masaj)
  4. “Teknolojiye paydos” saatleri belirleyin
  5. Dijital cihazlar için yatak odası dışında şarj istasyonları belirleyin ve sabaha kadar orada bırakın
  6. Sağlıklı uyku alışkanlıkları konusunda örnek olun!

OYUN VE AKTİVİTE ZAMANI KONULARINDA NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Her yaştaki çocuğun oyun hakkı vardır. Planlı oyunlar dışında plansız oyun saatleri, boş vakitler, yaratıcı sıkılmalar da gereklidir. Doğa ile iç içe olma en önemli ihtiyaçlardan biridir. Çocuklar bir saat fiziksel olarak aktif oyunlar oynamalılar. Ekran karşısında yeme alışkanlıklarına dikkat etmeliler. Dijital oyunları tamamen zararlı değildir; yararlı ve geliştirici olabilirler. Çeşitli uygulamaları araştırarak çocukların kullanımlarına sunabiliriz. Common Sense Media, Children’s Technology Review, Kapi Awards gibi sitelerden bu konuda bilgiler alabiliriz. Yine teknolojiyi kullanarak dijital olmayan oyunu Skype ya da Whatsapp görüntülü arama üzerinden arkadaşlarıyla oynayabilmeleri, birebir sosyal etkileşim sağlayacaktır.

BİLGİ OBURLUĞU, BİLİŞSEL TEMBELLİĞE Mİ YOL AÇIYOR? BİLİŞSEL KAPASİTEMİZİ NASIL GÜÇLENDİRİRİZ?

30 yıl öncesine göre en az 5 kat fazla bilgi tüketiyoruz. Erişim kolaylaştıkça değeri azalıyor. Belleği kullanmak, notlar almak yerine Google’a navigasyon uygulamalarına ve ekran görüntülerine başvuruyoruz. Beynimizin yapması gereken görevleri cihazlara devrediyoruz.

ÖNERİLER

  1. Çocukların izledikleri/oyunları hakkında konuşmak (Ne anladılar, akıllarında ne kaldı?)
  2. Basılı kitaplar da okumak
  3. Filmleri cep telefonundan değil ailece izlemek
  4. Hafıza oyunları, sanal olmayan hikâye anlatımlı, soru cevaplı oyunlar oynamak
  5. Google’dan aramak yerine sözlük ya da ansiklopedilerden araştırma yapmak

DİJİTAL BAĞIMLILIK

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5 (DSM-5) kitabının ekinde bulunan İnternette Oyun Oynama Bozukluğu (İOOB) önerilen tanı kriterleri:
  1. İnternet oyunları üzerine aşırı kafa yorma,
  2. Oyun oynamadığında yoksunluk belirtilerinin görülmesi,
  3. İstediği heyecanı duymak için giderek artan süreyle oyun oynama gereksinimi,
  4. Birçok kez başarısızlıkla sonuçlanan oyun oynamayı denetim altına alma, azaltma ya da bırakma çabası,
  5. İnternet oyunları dışında hobi ve eğlenceye ilginin azalması,
  6. Psikososyal problemleri olduğunu bilmesine rağmen, aşırı miktarda devam eden oyun oynama davranışı,
  7. Ne kadar oyun oynadığını gizlemek için aile üyelerine, terapistine ya da başkalarına yalan söyleme,
  8. Sorunlarından kaçmak ya da olumsuz duygu durumdan kurtulmak için oyun oynama,
  9. İnternet oyunlarına katılımdan dolayı önemli ilişki, okul, iş, eğitim ya da kariyer fırsatlarının kaybı
Son bir yıl içerisinde beş ve daha fazla kriterin gözlenmesi, internette oyun oynama bozukluğuna işaret etmektedir. Endişeleniyorsanız bir haftalık teknoloji kullanım günlüğü ve saati tutabilir, bu konuda çalışan bir ruh sağlığı uzmanına danışabilirsiniz.

SAĞLIKLI DİJİTAL ALIŞKANLIKLAR KAZANIN

  1. Doğa zamanları (park, piknik, gezi) planlayın
  2. Etkinlikler arasında dinleme molaları verin
  3. Film izlerken telefona bakmayın, mesajlara bakarken sosyal medyaya girmeyin. Her seferinde tek bir iş için süre belirleyin onu yapın çıkın
  4. Bildirim uyarılarını kapayın
  5. Belli internet sitelerine belli zamanlarda girilmemesini sağlayan kısıtlayıcı uygulamalar kullanın
  6. Cihazlar uçuş modunda kalsın, modemler kullanılmadıkça kapalı olsun.
  7. Evinizde teknolojisiz alanlar belirleyin
  8. Stresi azaltın, meditasyon ve farkındalık becerilerini öğrenin, öğretin

ÇOCUĞUNUZLA KRİZ YÖNETİMİ İÇİN İPUÇLARI

  1. Kurallarınız net olsun, tutarlı davranın, kendinizle çelişmeyin, taviz vermeyin
  2. Teknoloji ve sosyal medya görgüsü kazandırın (Uçuş moduna nasıl alınır, neler paylaşılır, neler kabaca ve zorbalıktır?…)
  3. Medya planı yapın: Ne kadar?, Nerede?, Ne zaman?, Hangi teknoloji? Hangi içerik? Kiminle? ölçütlerini belirleyin
  4. Değişimi aşama aşama uygulayın, radikal hamleler işleri zorlaştırabilir
  5. Dakika sınırlaması değil bölüm ya da oyun “level”ına göre belirleyin
  6. Zamanlayıcı kullanın, cihazları ellerinden almayın siz kapatmayın kendileri kapatsınlar
  7. B planınız olsun, cihazı kapatınca yapılabilecek etkinlikleri önceden bir listeye yazmak yararlı olabilir (Bir miktar sıkıntı gösterse de sakinleşecektir.)
  8. Sağlıklı dinlenme göz ve duruş alışkanlıkları kazandırın. Gözlerini sık kırpıştırıp molalar vermesini, ekran parlaklığı ve ışık yansımalarını ayarlamasını, işitme yüksekliğini ayarlamasını, sokakta yürürken kulaklık takmamasını, 20 dakika çalışıp 20 saniye mola vermesini, uzaklara bakarak hareket etmesini; ergonomik duruş, göz hizası beden duruşunu ayarlamasını, uygun mouse, “ergobreaks” hatırlatıcılar kullanmasını öğretin, örnek olun, hatırlatın
  9. Öfke nöbeti olursa bir sonraki gün de aynı şeyin yaşanabileceğini ve yeniden izin vermek konusunda çekincenizi belirtin. Davranışlarının sonucu olacağını hissetmesini sağlayın. Bunu tehdit ya da şantaj gibi yapmayın.
  10. Yargılamadan ve suçlamadan dinleyin, seçenekler sunun
  11. Duygularınızı ve endişelerinizi makul bir şekilde paylaşın
  12. Sakin zamanlarda böyle durumlar için neyin yararı olacağını birlikte konuşun ve plan yapın
  13. Paylaştıklarınızın çocukların karşısına çıkabileceğini, arkadaşları ya da kötü niyetli kimseler tarafından kullanılabileceğini anımsayın
  14. Paylaşımlar yaparken iznini/fikrini alın, fikir verin.
  15. Ekranları bir ödül ceza yöntemi olarak kullanmaktan vazgeçin
submitted by psikiyatrist to u/psikiyatrist [link] [comments]


2019.11.03 12:53 masalokucomtr QNB Finans Bank EFT Saatleri

QNB Finans Bank EFT Saatleri
https://preview.redd.it/ehq1hkaxmgw31.png?width=752&format=png&auto=webp&s=fb805431ad333d6b6483fcd5d573b5444a47118f
Günlük hayatımızda bankalar arasında para göndermek zorunda kalma olasılığımız artmaktadır. QNB Finans Bank üzerinde bir hesabımız varsa, uygun koşullarda dilediğiniz bankanın, dilediğiniz hesabına para gönderebilirsiniz. Para göndereceğiniz banka yine QNB Finans Bank ise bu işlemin adı havale, para transferi yapacağınız banka QNB Finans Bank dışında bir banka ise bu işleme EFT yani diğer adıyla Elektronik Fon Transferi adı verilir. EFT yani Elektronik Fon Transfer işlemi, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası yani TCMB denetimindedir. Bu yüzden para transferi yapmak istediğinizde resmi tatil ve hafta sonları hariç, 17:30 olarak belirlenmiştir. Sizlerde bu zamanları hesaplayarak para transferini yapmalısınız. EFT işlemlerinin son saati 17:30 olarak TCMB tarafından belirlense de bankaların düzenlemeleri farklılık gösterebilmektedir.
Her bankada olduğu gibi, QNB Finans Bank EFT işlemleri için bir ücret talep etmektedir. Dolayısıyla, yapacağınız fatura, aidat, kira, okul, sağlık gibi ödemelerde bu ücretleri göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. QNB Finans Bankası düzenlediği EFT saatlerine göre 09:00 ile 16:00 arasında müşterilerinin EFT yapmasına izin vermiştir.

QNB Finans Bank EFT Ücretleri

QNB Finans Bank üzerinden Havale yaptığınızda herhangi bir ücret alınmamaktadır. EFT işlemleri için Finans Bank telefon bankacılığı (0850 222 0900) üzerinden 20 TL ile 60 TL arasında bir ücret kesintisi yapmaktadır. Cep şubesi üzerinden yaptığınız EFT işlemleri için 6 TL internet şubesinden yaptığınız EFT işlemleri için 7 TL bir ücret sizlerden alınır.
QNB Finans Bank kredi kartınızla yapacağınız EFT işlemleri için kartınızdan 6.5 oranında bir ücret alınır. Ayrıca bu işlem, bir sonraki ay çıkacak ekstrenizi yapılan bir alışveriş gibi yansıtılır. Bu yüzden kredi kartınızdan mümkün oldukça EFT yapmamanız doğru olacaktır.
EFT işlemini yaparken, alıcı kişinin İBAN ya da hesap numarasının, adı ve soyadının doğru girilmesi gerekmektedir. Aksi halde, para karşı tarafa ulaşmayacak ve sizlere iade edilecektir. Gelen iade içerisinde sizden alınan işlem ücretleri geri verilmeyebilir. Bu tür durumlarla karşılaşmamak için, karşı alıcının İBAN numarasını doğru bilmeniz yararınıza olacaktır. İBAN bilgisi hesaba özeldir ve daha güvenlidir. Yapacağınız EFT ve Havale ücretlerinde hesap numarası, şube kodu, banka kodu gibi bilgileri girmek yerine; tek bir İBAN ile işlem yapmanız pratik olacaktır.
QNB Finans Bank üzerinden gerçekleştirilen EFT işlemlerinin ücretleri tamamen geneldir. Dilerseniz, bankayla yaptığınız anlaşmalar sonucunda size özel fiyatlarla EFT işlemleri gerçekleştirebilirsiniz. Bu özel müşterilik şartları çeşitlilik gösterir. En bilinen özel müşteri olma tipi, maaş anlaşmalı müşteri olma tipidir. Yapılan sözleşmeye göre transfer ücretlerinin ya tümü ya da bir kısmı banka tarafından müşteriden tahsil edilmez. Tabi bu sözleşmenin gerçekleştirilebilmesi için belirli bir protokol sürecinin ve gereken zeminin hazırlanması gereklidir. Bankanın geliştirdiği daha özel müşteri politikaları ile ilgili banka çağrı merkezinden yararlanmanız doğru olacaktır.
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.10.15 02:41 TurkceHaberMerkezi Mobil Sağlık Tarama Aracı ve Solunum Fonksiyon Test Cihazı – Fatih Medikal

Mobil Sağlık Tarama Aracı, isteğe bağlı olarak araca uyacak şekilde üretilebilir. Tavan bölümünde isteğe bağlı tek veya çift hava giriş ve çıkış vantilatörleri vardır. Bunlar susturucularla özel olarak üretilmiştir. Camın genişliği özellikle kolaylıkla test eden kişinin hareketlerini analiz ederek smilasyonu önlemek için maksimuma bırakılır. Siparişe göre özel olarak üretilmiştir. standart önlemler aşağıdaki gibidir. Ancak özel bir ölçüm isteniyorsa elektrostatik boya ile irtibata geçiniz. Led aydınlatma sistemi mevcuttur. Elektromanyetik veya standart manuel kapı sistemi.

Mobil Sağlık Tarama Aracı

Solunum Fonksiyon Test Cihazı, Sökme montaj kolaylığı kapalı olduğunda yankı değil. Çift akustik pencere erişim kapısında maksimum performans sürekli manyetik conta sessiz havalandırma uzun süreli akustik bütünlük düzenlemeye göre gürültülü bir ortamda çalışanlar altı ayda bir gürültülü bir ortamda çalışmazlarsa yılda en az bir kez işitme testine sahip olmalıdır. Ürün grubumuzdaki sadece hava yolu veya hava kemik yolu ölçüm cihazlarımızla tamamen tarayabilirsiniz. Gürültüye maruz kalan çalışanlarda ortaya çıkan sağlık sorunları “işitme ile ilgili sağlık sorunları” ve “işitme ile ilgili sağlık sorunları”olarak ikiye ayrılır. Kişi günlük hayatında fark etmese bile gürültü işitme organlarına zarar verir.

Solunum Fonksiyon Test Cihazı

Mobil Sağlık Aracı, Bu hasarı bir odyometri testi ile belirlemek mümkündür. Böylece maruz kalma ile ilgili işitme kaybı önlenir. Bu belirtiler olan kişi bir işitme testi sırasında gürültüye maruz kalmaya devam ederse günlük yaşamında işitme kaybını fark edebilecektir. Gürültü seviyesinin 85 dB A'yı aştığı alanlarda çalışanlar işitme için test edilmelidir. Ayrıca işyerindeki sağlık risklerine göre ve işyeri hekiminin talebi üzerine herhangi bir çalışan grubuna da yapılabilir.

Mobil Sağlık Aracı

Odyometri cihazımızın ve kabinimizin Ubb Ulusal Bilgi Bankası kaydı mevcuttur. Kalibrasyonlar genelgede belirtilen zamanda yapılır ve işyeri hekimine sunulur. 2 yaş arası 3 kelimelik kısa cümlelerden oluşan basit kelimeler olamaz. Çocuklarda işitme kaybı belirtileri tehlikeli ve çok tehlikelidir. Sağlık raporları Kanun kapsamında alınması gereken.6331 işyeri sağlık ve Güvenlik Birimi ortak sağlık ve Güvenlik Birimi sorumlu olan işyeri hekimi gelen ya da alınır. Genel olarak odyometrik testler olarak adlandırılan işitme testleri.
submitted by TurkceHaberMerkezi to u/TurkceHaberMerkezi [link] [comments]


2019.10.07 20:51 SikiTuttunSaruman KGB REDDİTİN KURULUŞU 4. BÖLÜM

KGB REDDİTİN KURULUŞU 4. BÖLÜM
Genç Hobbit
~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ Müziksiz Olmaz ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~ ~
*Sarumanın günlükleri 9.kayıp cilt, 20. büyülü sayfa , sayfa 819.

Ben ki Saruman, o gün KGBde sıradan bir güne uyandığımı zannederdim. Fakat gün geçmesin ki yeni bir hobbit doğmasın. Her yerden insanlar olurdu küçük kgb kasabasında, farklı yüzler tanırdık. Ancak bugün bahsedeceğim kişi en ücra yerlerden, hatta orta dünyada yalnızca benim gibi bir whitewizardın bile bulamadığı gebze isimli karanlık bir mağaraya kökenini dayandırır.
O gün commentlerde ortaya çıkan bu genç adamın ismi u/kralperxx idi.
Ünvanını kazanmamış bu hobbiti her yerde görebilirdiniz altın çağ öncesinde; postlarda, commentlerde ve nsfwlerde. Ancak her hobbitin olduğu gibi, onun da yükseliş zamanı vardı, ve o güne tanıklık etme şerefine nail olanlardandım.
Tam olarak söyle olmuştu:
Ben Saruman, ak asamı elime almış rising postsu incelemeye koyulmuştum. Tam güzel bir nsfw ile zabumafuyu dizginlemeyi başarmış, günlük sonrasında hobbit teftişindeydim ki canla başla çalışan, hatta her gün en az bir shitpost atan o gözüme çarptı. Gebzeli olduğunu belirten hobbite yüce bir cüce, Han'da bağırarak ilk ismini veriyordu.
''GEBZELİ OROSPU ÇOCUĞU!''
Yüce Valar aşkına! O ne kuvvetli bir gürültüydü. Keşke cücenin nickini okuma fikrine varsaydım da size yazabilseydim, ama zabumafuyla olan mücadelemden sonra istari ruhum yorgun düşmüş ve düşünemez olmuştu.
Han'da tüm ses kesildi.
Nsfwlerini yavaşça yere düşürdü hobbitler.
Oldlar dikkatini mevzubahis hobbite çevirdi.
Cüceler meme kazmalarını kavradı.
Hatta kapıdan yeni girmiş olan Lord bile sese kulak kesilmişti.
Yavaşça sakalımı sıvazlarken aklıma nüfuz eden düşünceleri kontrol etmeye çalıştım: ''Gebze neresi amk?'' dedim içimden.
Hobbit köpürüyordu, fakat Orospu Çocuğu olduğu için değil, Gebzeli olduğunu hatırladığı için. Cüceye küfürler yağdırıyordu ama kazandığı ünvan; onun ilk hazinesi, hatta en değerli şeyi olabilirdi. Yerden küçük bir kağıt aldı ve ona bir şeyler karalamaya başladı. Kgb tüm hobbitlerini severdi, o da bunu değerli buluyordu. Küçük nsfw lisesinde tonla arkadaşı vardı, ancak bu handan adımını attığı ilk günden beri 2. bir ailesi olduğunu bilen bir hobbitti.
Elindeki kağıdı kamasının kılıfına sokmadan önce ne yazdığını az biraz seçebildim;
''Bir gün gerçek bir orospu çocuğu olacağım. Gebzeli bir Orospu Çocuğu.''
Gözyaşlarını anacığının ördüğü pelerinine silerek kağıdı kamanın yanına iliştirdi.
Oldlar asalarını alıp güven verici bir gülüşle çıktılar rising posts'tan. Ben de tam çıkacaktım ki, hancının tabelayı değiştirdiğini farkettim: ''Hot Posts''
Postu commentiyle birlikte hot posts'a çıkmıştı.
Yavaşça dışarı süzüldüm: pencereden u/kralperxx i izleyen bir hobbit vardı. Normalde hobbitler büyüyle ilgilenmez, ancak onun sadece bir hobbit olmadığını ilk bakışta farkederdiniz. Büyülü aurasını daha ilk bakışta sezmiştim. Büyücü bir hobbit mi, daha neler?!
Yanından geçerken bana pis bir bakış attı ve u/kralperxx e doğru ilerledi. Nickini ve pelerinine işlenmiş flairini okuduğumda az daha asama oturuyordum.
u/okuryusuf : Orospu Çocuğu
''Old bir orospu çocuğu mu, vay canına'' dedim kendi kendime. Gerçekten saygıdeğer bir hobbit olmalıydı. u/kralperxx in yanına vardığında kulağına bir şeyler fısıldadı ve yavaşça Lordun masasına oturdu, Lord onu gördüğüne sevinmiş ve oldların izinden giden hobbitlerin varlığı KGB köyüne ilham vereceği için gülümsemeye başlamıştı. Fakat çoğu hobbit u/okuryusuf un old olduğundan bihaberdi. Onu öğrenmeleri için chat odasının açılması gerekiyordu.
*********************************************************************************************
Bu olaydan bir hafta geçti geçmedi, ben Saruman Kgb tarihi isimli bir seriye başlayalı pek olmamışken, bir commente rastladım yine genç hobbitin yer aldığı. Birisi ''Sana neden orospu çocuğu diyorlar, durdursana şunu.'' tarzı bir şeyler girmişti. İşte o gün genç adamın kendini kanıtlama günüydü. Bar olayından çok geçmediği için daha yeri tam oturmamış, sadece bizlerin söyleyeceği, gelip geçici bir şey olacağını sanıyorduk. Ama yanında taşıdığı kağıtta yazanlar onun hayatta kalma mücadelesi olacaktı.
Kamasını çıkardı ve sözün sahibi amk newinin boğazına dayadı.
''Sanane anasını siktiğim ben *GEBZELİ BİR OROSPU ÇOCUĞUYUM*''
Daha bir hafta geçmeden ünvanına bağlılığı gözlerini kamaştırmıştı kgb halkının. Yol üstündeki birkaçımız u/kralperxx e upvotelerini vermiş, newi ise yaklaşık -10 pointse indirmiştik. Bu genç adama doğruyu yaptığını anlatmak için güzel bir yoldu.
Böylece ünvanını korumaya başlayan, eli sikinden inmeyen genç hobbit u/kralperxx yaptığı bu çıkışla kendini kanıtlamıştı, ve az daha diğer hobbiti doğruyordu amk delisi. Bu hobbitlerin sağı solu belli olmuyor harbiden. Kalabalıkta birisi kamasını aldı da zor tuttuk ufak piçi. Bundan sonra onun commentlere down atsak iyi olacak, yoksa çok gaza geliyor.
**********************************************************************************************
Bir orospu çocuğunun doğuşu da böyle oldu işte. Yavaşça asamı alıp orta dünya döşeğime geçtim, Shelobu sikmeyi bırakalı 1 hafta kadar olmuştu. En son yazdığım festivalde sikiştikten sonra ayrılmıştık, neyse ki ben Saruman metanetli bir adamdım. Kadınların gelip geçici olduğunu, en uzun süreli hatunumdan ayrıldıktan sonra bile başımı eğmemem gerektiğini daha önce de zor yoldan öğrenmiştim zaten. Belki de Lordun kutsal öğretilerini dinleyip siyahbenizli güney kadınlarını tercih etmeliydim. Dediğine göre daha vahşi oluyorlarmış, Shelobumdan bile daha vahşi. Gözleri çekik, göçmen güzeli tatlı dilli shelobumdan. Yine efkarlandık anasını satayım, bir pipo yakıp orta dünya döşeğime geçeyim en iyisi. Belki de yolda gördüğüm bir hobbitin vereceği nsfw gönlümdeki yarayı dindirmeme yardım eder. Ha ayrıca, bu u/kralperxx in ünü de handa yayılmıştı, u/praventuccari bile post açmıştı adına. u/AdarOkan ın altına attığı commentte bile agresif hobbit orospu çocuğu ünvanını korumak için üstüne atlamıştı, neyse ki mavi okları kafasına fırlatmaya alıştığımız için zararsızdı artık. İyi bir adam bile sayılabilirdi.
********************************************************************************************
Ayrıca bugün, yani tüm bunlardan yaklaşık bir süre sonra İNANILMAZ BİR ŞEY OLDU!
Lordun söz verdiği Chatroom, AÇILDI!
Postlarını gördüğüm u/karmamarma1 gibi deli orospularla tanıştım, inanabiliyor musunuz! Ayrıcı orada yeni dostlar edinmenin de keyfi bambaşka bir haz olacaktı, tüm ghostların akın etmesi de cabası tabi, her gün birilerini tanıyordunuz.
Bir de değerli adamlarla tanıştım tabi, u/corneliusvanbaerle ve u/ministerblackveil gibi bilge elfler her hafta sonu teftişe uğrar, grubun durumunu teftiş ederdi. Farklı diyarların gezginleri olan u/tlhnsrck ve u/ministerblackveil ufkumuzu açardı; Lordun son durumlarını öğrenir, u/TigrisSs in tutmamak üzere Maia lar tarafından lanetlenmiş kuponlarından da burada bahsederdik. Mesela haşmetli sikini sağa sola vurmaktan çekinmeyen bir hobbit, u/hamhumsaralop sürekli donu indirip chatrooma girer, sikiş muhabbetleri açıp dikkat dağıtırdı. Hele bir de u/kralperxx ile bir araya gelmeyedursunlar. Neyse ki u/bumbeyarag hobbitlerin kulağını çekmeye gelirdi.
Chatroom açılır açılmaz hemen post'umu attım, Kgbyi bilgilendirmeliydim. Bunu KGBnin kutsal metinlerine yazacağıma dair kendime sözüm vardı.
Ayrıca u/wingedhusser gibi çok soru sormasanız da epey şey öğrenebilirdiniz buradan, u/21120121 (bu kadar zor nick seçilir mi kabasakal) ın flairinin kökenini de buraya gelip araştırabilirdiniz. Daima 1 2 old olurdu ortalıkta.
Günler geçecek, yeni insanlar getirecekti chatroom. O günler gelene kadar bekleyeceğiz, ayrıca şu aralar tablo ve wallpaper paylaşımında bir düşüş var, ileride düzelir umarım. Şimdilik aksiyonlarımız bunlar sihirli papirüs. Seninle kısa bir süre sonra tekrar karşılaşıp yeni bir macerayı da aktarmak dileğiyle. Yeni flairler, ve banhammer kutsama töreni de kapıda gibi duruyor, hadi hayırlısı. Gidip de zabumafuyu bir yumruklayayım.
submitted by SikiTuttunSaruman to KGBTR [link] [comments]


2019.09.18 15:39 grafik-tasarim İgos Cihazlarını Deneyin Hayat Standardınızı Artırın!

İgos Cihazlarını Deneyin Hayat Standardınızı Artırın!
https://preview.redd.it/4i779giwvcn31.jpg?width=870&format=pjpg&auto=webp&s=c70c4380a43e8c3334bbd0c1eea070f44848e3b2
Günde kaç paket sigara içiyorsunuz? İçtiğiniz her sigara dişlerinize ve ciğerlerinize zarar verir. Ama İgos cihazları, sigara özelliklerinden sadece nikotini barındırdığı için dişlerinizde ve cildinizde bozulmamalar yapmaz. Ciğerlerinize sigaradaki kadar zarar vermez ve üzerinize kötü sigara kokusu bırakmaz. Buharla tütün nikotini özelliği taşıyan igos cihaz modelleri, kullanışı kolay ve hayat standardınızı artıracak özelliklere sahiptir. Sigara kullandığınız zaman hem ikinci sınıf vatandaş olarak sınıflandırır, hem de üzerinize sinen sigara kokusuyla hem kendinizi kötü hisseder hem de çevrenize zarar verirsiniz. İgos cihazları sayesinde artık sigaranın zararlarından ve uçuk paralarından kurtulun.
Kullanışlı ve Kötü Koku Bırakmayan İgos34
İgos cihazları buhar yöntemiyle çalıştığı için duman yapmaz ve çevrenizi ya da sizi dumana boğmaz. Ciğerlerinize duman yerine buhar çekmeyi denediniz mi? Hem sigaranın kötü kokusundan hem de vücudunuza giren zifirden kurtulacağınız igos cihazlarını kullanarak, sizde igos heets çeşitleriyle tanışın. Sigaradan değil, zararlarından kurtulun.
İgos Cihazlarında Son Modeller
İgos sipariş ver butonuna bastığınız andan itibaren sizinle birlikte olacak, sigaranın etkilerinden kurtulmanızı sağlayacak. Günlük hayattaki nefes nefese kalma etkilerinden kurtularak, full set ve orijinal kutusuyla size teslim edilecektir. Beyaz, siyah ve diğer renk seçenekleriyle son derece kullanışlı ve son teknoloji. İstanbul igos34 şubelerinde Avrupa ve Dünyanın kullandığı son modellerle siz de tanışın!
submitted by grafik-tasarim to u/grafik-tasarim [link] [comments]


2019.06.26 20:49 noramichaela yüz masajı

Masajın iyileştirici gücü ten-beyin bağlantısında yatmaktadır Kozmetolojide "Face masaj" olarak tanımlanan "yüz masajının" cilde genç ve ipeksi bir görünüm vermesi bundandır.Sabah kalktığınızda yüzünüz her zamankinden solgun gözükebilir bu gece boyunca yavaşlayan kan dolaşımı nedeni ile olabilir..Vücut dinlenirken kan dolaşımı vücudunuzda yavaşlar.Yüzünüz sadece bu nedenle solgun olmaz,yetersiz aktivite,düzensiz beslenme,kirli havaya maruz kalma gibi sabeplerde buna neden olur.
Günlük yaşantıda yorgunluk, düzensiz beslenme gibi etkenler cildi kötü etkilemekte. Bu yüzden cildin gerekli enerjiyi sağlaması gerekiyor. Yüze masaj yapmak cildin kan dolaşımını hızlandırır. Ve daha sağlıklı bir görünüm elde etmenizi sağlar. Daha canlı ve enerjik gözükmeye başlar. Düzenli masaj ile cildinizdeki güzelleşmeyi fark edersiniz. Bu masajlar sayesinde yüzdeki kırışıklıklar da gözle görülür biçimde azalma gösterir.. Yaptıracağınız cilt masajı ile oluşan morluk ve şişliklerden de kurtulabilirsiniz.
Yüz masajı yaşlanma sürecini yavaşlatmak, cildin daha genç ve sağlıklı görünmesini sağlamak için uygulanan oldukça popüler olan Batılı kozmetik bir tedavidir. Yüz masajı aynı zamanda stres, migren baş ağrıları, adet dönemi öncesi sendrom ve sinüs tıkanıklıklarının hafifletilmesinde kullanılır. Yüz masajı, tam bir masaj seansı, tüm vücut masajının bir bölümü veya yüz tedavisinin bir bölümü yani devamı olabilir. Yüz masajı profesyonel bir masaj terapist tarafından uygulanır.
FAYDALARI,
Yüzdeki deri ve kas tonunun gelişmesi Yüz ve göz kaslarının rahatlatılması Gerginliğe bağlı baş ağrısı ve yüz ağrılarının hafifletilmesi Stres ve endişe sorunlarının rahatlatılması Genel fiziksel ve zihinsel rahatlama Yüzdeki deri ve kas tonunun gelişmesi Yüz ve göz kaslarının rahatlatılması Gerginliğe bağlı baş ağrısı ve yüz ağrılarının hafifletilmesi Stres ve endişe sorunlarının rahatlatılması Genel fiziksel ve zihinsel rahatlama Yüzdeki meridyen noktalarının uyarılması Göz yorgunluğunun rahatlatılması Karaciğer ve safra kesesi dengesizliklerinin düzeltilmesi Boyundaki gerginliğin rahatlatılması Sinir bozukluğunun rahatlatılması Adet öncesi dönemde vücutta su tutulması sorunun hafifletilmesi

facemassage #yüzmasajı #masaj #massage #thaimassage #yüzfelci #aytemer

submitted by noramichaela to kopyamakarna [link] [comments]


2018.11.28 23:39 akunal reply

Tevbe 5: Bu ayetten şikayetiniz herhalde müşrikleri nerede bulursanız öldürün demesi. Bütün müşrikleri kastetseydi hak verirdim ama önceki ayetlere bakarsak sadece yapılan anlaşmaları bozan müşrikleri kapsadığını anlayabiliriz.
1: Allah ve Resûlünden, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere kesin bir uyarıdır.
2: (Ey anlaşmalarında durmayan müşrikler!) İşte size fırsat! Bu günden itibaren yeryüzünde dört ay süreyle istediğiniz gibi dolaşıp elinizden gelen her türlü hazırlığı yapın; fakat bilin ki, hiçbir şekilde Allah’a karşı koyamaz ve O’nun kudretinden kaçıp kurtulamazsınız. Hiç şüphesiz Allah, kâfirleri rüsvay edecektir.
3: Ve, Büyük Hac gününde Allah ve Rasûlü’nden insanlara bir duyurudur bu: Muhakkak ki, Allah’ın ve aynı zamanda O’nun Rasûlü’nün (anlaşmalarında durmayan) o müşriklerle hiçbir alâkası kalmamıştır. Fakat (ey müşrikler), eğer tevbe eder de mevcut tutumunuzdan vazgeçerseniz, bu elbette hakkınızda hayırlı olandır. Yok, yine yüz çevirmeye devam edecek olursanız, şunu iyi bilin ki, asla Allah’a karşı koyabilecek, O’ nun kudretinden kaçıp kurtulabilecek değilsiniz. (Ey Rasûlüm!) Küfürde ısrar edenleri pek acı bir azapla müjdele!
4: Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever.
5: Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Maide 51: Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.
Bu konuda Said Nursi’nin açıklamasını kullanacağım.
“Âyette geçen "Yahudi" ve "Hıristiyan" kelimeleri türevdir. Bu kelimelerin kaynağı ise “Yahudilik” ve "Hıristiyanlık"tır. Âyetteki hüküm türev üzerine bina edildiği için kâide gereğince Yahudi ve Hıristiyanlar, dinleri için, dinlerini yansıttıkları için sevilmez. Yahudilik ve Hıristiyanlık açısından onlarla dostluk kurmak ve onları sevmek haramdır. Öyleyse mühendislik, mucitlik, doktorluk, güzellik, yöneticilik gibi dinlerine ait olmayan diğer güzel ve meşru nitelikleri sevilebilir ve bu yönleriyle onlarla dostluk kurulabilir. Çünkü bu nitelikleri âyetin yasak kapsamı dışında kalır. Şayet âyet-i kerime şöyle buyursaydı, dostluk ve muhabbet onların bütün niteliklerini kapsardı: "Yahudi ve Hıristiyanların kendilerini dost edinmeyin!" Çünkü o zaman, dinlerine ait olsun veya olmasın, kendileriyle her bakımdan dostluk ve muhabbet yasak olmuş olurdu.”
Ayrıca islam tarihi boyunca Müslümanların Gayrimüslimler ile barış içinde yaşadığı bilinen bir gerçek.
Ahzab 37: Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.
38 : Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.
Bu ayetin inişi ve Hz. Muhammed’in Zeynep ile evliliğinin nedeni Araplarda cahiliye döneminden kalan bir törenin kaldırılmak istenmesidir. Töre gereği bir insan evlatlığının eşi ile evlenemezdi.
Olayın geçmişine baktığımızda Hz. Muhammed azad edilmiş bir köle olan evlatlığı Zeyd’i halasının kızı olan Zeynep ile toplumsal tabakaları yıkmak için evlendirmiştir. Ancak aradaki farktan dolayı evlilik yürümemiştir ve Zeyd Hz. Muhammed’e gelip boşanmak istediğini söylemiştir. Hz Muhammed ise “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyerek reddetmiştir ancak sonuç olarak Zeyd eşini boşamıştır. Gelen ayet üzerine de Hz. Muhamed Zeynep ile evlenmiştir ki cahiliye devrinden kalan adetin geçersizliği ispatlansın.
Hz. Muhammed'in Zeynep'in güzelliğinden etkilenip onu Zeyd'den boşayıp kendisine eş olarak alması tarzı asılsız iddialar var. Zeynep Hz. Muhammed'in zaten halasının kızıdır, isteseydi zamanında pekala kendine alabilirdi. Zaten Zeyd ile Zeynep'i tabuları yıkmak için kendisi evlendirmiştir.
Nisa 144:
139: Onlar, müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir.
140: Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi. Muhakkak ki Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
141: Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.
142: Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar.
143: Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar. Ne bu müminlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın.
144: Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Bu ayeti "körle yatan şaşı kalkar"a benzetebiliriz. Kafirler gibi olmamak için onlarla dost olmamanın nesi yanlış?
Maide 33:
27: Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder".
28: "Allah'a yemin ederim ki, sen beni öldürmek için bana el uzatsan da, ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim, ben âlemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım.
29: "Ben isterim ki sen, benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur".
30: Bunun üzerine kurbanı kabul edilmeyenin nefsi kendisini, kardeşini öldürmeye teşvik etti ve onu öldürdü. Böylece zarara uğrayanlardan oldu.
31: Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.
32: Bunun içindir ki, İsrâiloğulları'na: "Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur" hükmünü yazdık (farz kıldık). Şüphesiz ki onlara peygamberlerimiz açık delillerle geldiler. Yine de bundan sonra onların birçoğu yeryüzünde aşırı gitmektedirler.
33: Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.
34: Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler başka. Bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Allaha ve Resulüne karşı savaşıp fesat çıkaranlara neden ceza verilmesin? Zaten sonraki ayette tevbe edenleri cezadan hariç tutuyor. Bunların dışında 32. Ayeti es geçerek İslam öldürmeyi emrediyor demek çok da mantıklı olmaz.
Ali Imran 28:
28: Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri (işlerine vekil, müsteşar, başlarında idareci ve küfürleri sebebiyle) dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa (bilsin ki o), kaynağı Allah olan bir yol, bir sistem üzerinde değildir ve Allah’tan göreceği bir yardım ve sahiplenme de yoktur; ancak (hakim konumda bulunan) o kâfirlerden (dininize, toplumunuza, mukaddeslerinize ve canınıza gelecek önemli bir tehlikeden) bir şekilde korunmanız hali müstesna. Her halükârda Allah, sizi Kendisi’ne karşı gelmekten sakındırır. Ancak Allah’adır nihaî varış.
29: De ki, göğüslerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Hiç şüphesiz Allah, her şeye kadirdir.
Ayette müminlerin diğer müminleri bırakıp da İslam’a düşmanlığı apaçık olan kafirlerin emri altına girmelerinin, işlerini onlara bırakmalarının ve küfür noktasında onlarla dostluk kurmalarının, müminleri Allah’ın yolundan uzaklaştıracağını belirtmiş. Nisa 144 ile benzer bir ayet.
Nahl 75:
73: Ve (kendileri dahil herhangi bir varlığı) rızıklandırma adına göklerden ve yerden hiçbir şeyin mülkiyetine sahip bulunmayan, esasen böyle bir şeyi yapabilecek güçte de olmayan birtakım varlıklara mı ibadet ediyorlar?
74: Artık birtakım benzetmelerde bulunarak, temsiller, misaller getirerek Allah’a benzerler icat etmeyin. (Kendisini, Kendisi hakkındaki gerçeği ve başka her bir varlığın gerçek mahiyetini tam olarak ancak) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
75: Allah, (Kendisine kul olup başka her türlü kulluktan kurtulan gerçek hürlerle, Kendisine kulluğu bırakıp pek çok ma’budlar edinen ve böylece köle gibi hürriyetlerini teslim edenler arasındaki farkı açıklamak için) bir misal veriyor: Bir yanda, bir şahsın kölesi olup kendine ait bir yetkisi ve herhangi bir şey üzerinde tasarruf hakkı bulunmayan âciz bir adam; diğer yanda, tarafımızdan kendisine güzel ve bol rızık verdiğimiz ve bundan gizli açık infak eden (hür) bir adam: bu ikisi hiç bir olur mu? Bütün hamd, (insanları hür yaratan, hürriyetlerini korumak için kendilerine Din gönderen, bütün kâinatın hakimi ve mülkün yegâne sahibi) Allah içindir. Ne var ki, insanların çoğu bunu bilmezler (de, pek çok ma’bud edinip, onlara kölelikte bulunur ve dalkavukluk ederler).
Yetmiş beşinci ayetteki köle kavramı normal köle manasında olmayıp Allah’tan başkasına kul olan müşriklere ve dalkavuklara yapılan bir benzetmedir. Günümüzdeki bazı şeyhlerin müritleri veya reisin etrafındakiler gibi.
Nisa 34:
32: (Dünyada geçimlikler farklı farklıdır. Erkek veya kadın olmak da elinizde değildir. Dolayısıyla,) Allah’ın bazınıza bazınızdan daha fazla verdiği (makam, servet, fizikî cazibe gibi) dünyalıklar hususunda, (“Keşke bizim de olsaydı!”) şeklinde temennide bulunmayın ve (aranızda kıskançlığa düşmeyin; Allah’ın yaptığı paylaştırmaya da itiraz etmeyin). Erkekler için çalışıp kazandıklarından bir pay (ve işledikleri amellerden dolayı sevap veya günah) olduğu gibi, kadınlar için de çalışıp kazandıklarından bir pay (ve işledikleri amellerden dolayı sevap veya günah) vardır. (Bununla birlikte, mevcutla yetinmeyin; meşrû dairede ve Allah rızası istikametinde olmak kaydıyla, gayretinizi ve hedefinizi büyük tutup, çalışarak ve dua ile) Allah’ın lütf u kereminden isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilir ve her yaptığını bilerek yapar.
33: Annebaba ve diğer yakın akrabanın ölümlerinden sonra bırakacakları terike için vârisler belirledik. (Bu vârislerin terikede kendilerine verilmesi gereken belli hakları olduğu gibi,) yeminlerinizle aranızda mukavele akdettiğiniz kişilerin de haklarını verin. Şüphesiz Allah, her şeye (ve bu arada, yaptığınız her işe ve her anlaşmaya) hakkıyla şahittir.
34: (Sahip kılındıkları birtakım sıfatlar ve yüklendikleri vazife ve sorumluluk açısından erkeklik vasfına tam sahip bulunan) erkekler, kadınlar üzerinde koruyucu ve yöneticidirler. Bu, (yöneticilik ve koruyuculuk noktasında) Allah’ın bazı insanları bazılarından, (bu arada genellikle erkekleri de kadınlardan) daha kapasiteli yaratmasından ve bir de erkeklerin (mehir verme ve evin bütün masraflarını yüklenme gibi) mâlî sorumluluklarından dolayıdır. Gerçekten iyi kadınlar, Allah’a karşı itaatkâr, (meşrû çerçevede ve günahta olmamak kaydıyla) kocalarının hukukuna da riayet eden ve Allah nasıl gizli ve mahrem kalması gereken hususları koruyor ve onların açılmasına müsaade etmiyor ise, aynı şekilde (namuslarını, aile sırlarını, ailenin mal, şeref ve haysiyetini ve kocalarının hukukunu) bilhassa kimsenin görmeyeceği yerlerde ve kocalarının yokluğunda koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: önce onlara öğüt verin; ıslah olmazlarsa, onları yatakta yalnız bırakın ve yine yola gelmezlerse (hafifçe) dövün. Eğer (Allah hakkı, aile fertlerinin eğitimi ve yetiştirilmesi başta olmak üzere, kendinize de ait meşrû isteklerinizde) size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep ve mazeret aramayın. Unutmayın ki Allah, mutlak yücedir aşkındır, mutlak büyüktür.
“Yine, kadın-erkek münasebetleri ve aile hukuku açısından bu çok önemli âyet, özetle şu gerçeklere parmak basmaktadır:
• Allah (c.c.), insanları bir ve her bakımdan birbirlerinin aynısı yaratmamış, hayatın gereği, meselâ toplumda iş bölümü ve meslek seçiminin esası olarak, herkese başkalarına göre bir noktada üstünlük vermiştir. Bunun gibi, her kadın ve erkek için aynı şekilde ve derecede olmamakla birlikte, genellikle bazı hususlarda kadınları erkeklerden daha üstün yarattığı gibi, bazı konularda ve bu arada idarecilik ve koruyuculuk hususunda da erkeklere kadınlar üzerinde bir mevki tanımıştır.
• Allah, kadınlara göre daha güçlü yarattığı, kendilerine daha üstün idare kabiliyet ve kapasitesi verdiği, bir de ailenin mâlî sorumluluğunu üzerlerine yüklediği için erkeği evde reis kılmıştır. Fakat bu reislik, mutlak bir hakimiyet değil, “Bir topluluğun efendisi, idarecisi, ona hizmet edendir.” hadis-i şerifinde ifade buyurulduğu üzere, hizmetini görme, bakım ve görünümünü yapma, sahip çıkma, koruma ve evin dirlik ve düzenliğini sağlama görev ve fonksiyonudur. Tabiî, “nimet ölçüsünde sorumluluk veya sorumluluk ölçüsünde nimet” kaidesince, bu görev ve fonksiyonu yerine getirmede, her idarecinin emretme ve itaat isteme yetkisi olacaktır.
• Aile fertlerinin terbiyesi, bilhassa bir âyet-I kerimede buyurulduğu üzere (Tahrîm Sûresi/66: 6), âhiretlerini kurtaracak şekilde dinî yönden yetiştirilmesi ve evin idaresi, dirlik ve düzeni öncelikle erkeğe ait ağır bir vazife ve sorumluluk olduğu için, erkek bunu yerine getirmede bir eğitimci gibi davranmak durumundadır. Kur’ân, kadınlarla ilgili olarak bu konuda erkeğe önce tavsiye, sonra yatakta ondan ayrı durma ve bu da işe yaramazsa hafifçe dövme şeklinde kademeli bir eğitim yolu göstermektedir. Son derece önemli olan bu husus, ne yazık ki bazı sözde kadın hakları savunucularınca tenkit edilmektedir. Halbuki bunun eğitim gayeli olduğu açıktır. İkinci olarak, dövülecek olan kadın değil, dikbaşlılık yapan, evde kendine düşen vazifeyi yerine getirmeyen, ahlâk ve maneviyatına önem vermeyip kendine zulmeden varlıktır. Üçüncü olarak, dövmenin derecesi hadis-i şeriflerle ortaya konmuş, yüze vurma yasaklanmış (Ebû Davud, “Nikâh”, 42), bunun bir son çare olduğu önemle vurgulanmış ve erkekler, bundan mümkün olduğunca sakındırılmıştır. Nitekim, âyette de hemen arkadan gelen ikaz bu yöndedir."
Bakara 223:
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir, (onlara temiz tohum bırakır ve hasılat olarak nesil elde edersiniz;) o halde ekinliğinize dilediğiniz zamanda dilediğiniz biçimde varınız ve kendiniz için (ileriye dönük, geliri hiç tükenmeyecek hasılat) göndermeye çalışınız. (Her hususta olduğu gibi, kadınlarla münasebetinizde ve nesil yetiştirme konusunda da) Allah’a isyandan, O’nun koyduğu hükümlere riayetsizlikten sakınınız. Bilin ki, mutlaka O’nun huzuruna çıkacaksınız. (O’nun huzurunda görecekleri muameleden dolayı) mü’minleri müjdele.
“Âyet-i kerime, çok özlü ifadelerle, kadın-erkek beşerî münasebetlerdeki asıl maksadın şehveti tatmin değil, tenasül, yani çoğalma ve hayırlı nesiller yetiştirme olduğunu ihtar etmektedir. Şehveti tatmin, böyle bir netice için verilmiş, o neticeye götürücü, onu kolaylaştırıcı, nesil yetiştirmedeki zorluklara katlanılmasını sağlayan, hattâ onu zevkli bir meşgale haline getiren bir avanstır. Evlilikte, bunun yanısıra, daha başka âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, eşlerin bilhassa günahlara karşı birbirlerine örtü olmaları, birbirlerini (mânen) güzelleştirmeleri, dertlerini ve sevinçlerini paylaşarak, kalbden kalbe sevgi ve saygı bağıyla birbirlerine hayat arkadaşlığı yapmaları gibi daha pek çok fayda ve hikmetler de vardır. Bu bakımdan, evlilikte en önemli unsur, bir önceki âyette geçtiği ve bir hadis-i şerifte de buyurulduğu üzere, eşlerin dindar olması, bunun yanısıra, bilhassa geçimde eşlerin birbirlerini aşağılamamaları, karşılıklı saygı ve anlaşma adına önemli bir faktör olarak, yine hadis-i şerifin parmak bastığı üzere, küfüv, yani (en azından kültür, bilgi, anlayış gibi hususlarda) belli ölçülerde de olsa denkliktir.”
Yapılan tarla benzetmesi bazıları tarafından kadına hakaret sanılıyor ama ‘tarla’ kelimesinde ne gibi bir sıkıntı var? Gayet de yerinde bir benzetme, eğer tarlana ve tohumuna düzgün bakarsan verimli mahsul elde edersin.
https://www.youtube.com/watch?v=iICeKNiDhVo
Nisa 3:
2: Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.
3: Himayenizdeki yetim kızlarla evlendiğinizde eğer haklarını gerektiği ölçüde gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bu takdirde, size helâl olup da arzu ettiğiniz başka kadınlardan iki, üç veya dört tanesiyle evlenebilirsiniz. Eğer, birden fazla hanımınız olur da aralarında (nafakalarını temin ve birlikte geceleme gibi, hukuki açıdan) adalet yapamamaktan korkarsanız, bu durumda bir tanesiyle veya elinizin altında bulunan cariyelerle yetinin. Böyle davranmanız, zulme ve haksızlığa meyletmemeniz için daha uygun, daha elverişlidir.
http://www.sonsuzlukkulesi.com/kuranda-cok-eslilik-cariye-kavrami/
“Bazıları bilgi noksanlığından, bazıları da kasıtlı olarak, İslâm’ı 4’e kadar kadınla evlenmeye müsaade ettiği için eleştirmektedir. Oysa bu eleştiriler, pek çok açıdan haksızdır. Şöyle ki:
• Birden fazla kadınla evlenme (çok eşlilik), bütün tarih boyu hemen hemen bütün insan topluluklarında görülen bir uygulamadır. Ahd-i Atik, onu yasaklamak şöyle dursun, Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın çok sayıda hanımları olduğundan bahseder (Samuel 2, 5: 13) İncil'de ise çok evliliği yasaklayan hiçbir ifade yoktur. Peder Eugene Hillman, Polygamy Reconsidered (Çok Eşliliği Yeniden Değerlendirme) adlı eserinde, “Yeni Ahid’in hiçbir yerinde tek evliliği emreden veya çok evliliği yasaklayan herhangi bir ifade yoktur” der. Kaldı ki, kendi zamanında Yahudi toplumunda çok evlilik uygulandığı halde, Hz. İsa buna ses çıkarmamıştır. Roma Kilisesi’nin çok evliliği yasaklaması, Kitab-ı Mukaddes’e dayalı bir yasaklama değil, tek kadınla evlenmeyi öngören, fakat metres ve fuhşa tolerans gösteren Greko-Romen geleneğine dayalı bir yasaklamadır. Kitab-ı Mukaddes, çok eşliliğe sınır getirmezken, Kur’ân bu uygulamayı 4’le sınırlandırmış, bunu emretmemiş, hattâ tavsiye etmemiş, sadece eşler arasında adaleti gözetme şartını da getirerek, bir izin, bir ruhsat olarak vazetmiştir.
• Her zaman için çok kadınla evlenmenin bilhassa gerekli olduğu şartlar, yerler ve dönemler vardır. İslâm, her şart, her dönem ve her yerde geçerli evrensel bir din olduğu için, böylesi şartların, yerlerin ve dönemlerin gerekliliklerini de göz ardı edemez. Meselâ, savaş zamanlarında kadın nüfus erkek nüfusu daima aşar. Amerika’nın Batılılar tarafından keşfinden sonra, Kızılderili toplumlarda erkek nüfus sürekli azalmış ve kadının çok itibarlı bir yere sahip olduğu bu topluluklarda bu problem, çok eşlilikle çözülmeye çalışılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’da evlenme ve çocuk sahibi olma çağındaki kadın nüfus, erkek nüfustan 7.300.000 fazla olup, bunların 3.300.000’i dul idi. Bilhassa savaş sonrası şartların ağırlığı altında ezilen kadınlar için en geçerli yol, bir erkeğin bakım ve koruması altına girmekti. Evet, bu şartlarda kadınlar, ya Kızılderili toplumlarıııda olduğu gibi ikinci veya üçüncü eş olarak nikâhlanacak veya İkinci Dünya Savaşı sonrası modern Batı’da görüldüğü üzere, özellikle galip kuvvetleri tatmin eden birer metres veya fahişe olmaya itilecekti.
• Sadece savaş şartlarında değil, normal durumlarda da kadın nüfusun erkek nüfusu aştığı dönemler olur. Meselâ, bugün ABD’de evlilik ve çocuk sahibi olma çağındaki kadın nüfus, erkek nüfustan 8-10 milyon daha fazladır (Hillman, 88-93). Bu durumda, bekâr kalma, kadınları öldürme, her türlü gayr-ı meşrû münasebeti serbest bırakma veya çok evliliğe müsaade etme dışında herhangi bir çözüm yolu yok ise, bunlardan hangisini tercih etmek daha İnsanî ve kadının şerefine yakışan bir yoldur? 1987 yılında Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde bir öğrenci gazetesinin yaptığı ankete katılan öğrencilerin hemen hepsi, “Evlenme çağındaki erkek nüfusun az olduğu şartlarda, erkeklerin birden fazla kadınla evlenmesi kanunen meşru olmalı mı?” sorusuna “Evet” cevabı vermiştir. (J. Lung, Struggling to Surrender, 172)
• Bugün modern toplumlarda görülen bazı problemlerin çözümü yine çok eşlilikte yatmaktadır. Roma Katolikliği’ne bağlı Amerikalı bir antropolog olan Philip Kilbride, Plural Marriage For Our Time (Günümüzde Çok Eşlilik) adlı eserinde, çok kadınla evlenmeyi Amerikan toplumundaki bazı hastalıkların çözüm yolu olarak sunar. Ona göre, çok kadınla evlilik, çocukların çok menfî olarak etkilendiği boşanma hadiselerinin yol açtığı olumsuzluklara alternatif bir çözüm olabilir. (Kilbride, 118)
• Meselenin psikolojik boyutları da vardır. Meselâ Müslüman, Hıristiyan veya bir başka dinden yeni evlenmiş pek çok Afrikalı hanım, kendisini iyi bir koca olarak ispatlamış bir erkeğe ikinci eş olarak gitmeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Aynı şekilde pek çok kadın, gerek yalnızlıktan kurtulmak, gerekse işbirliği yapmak için evde ikinci, üçüncü bir eşi kabul etmektedir. (Hillman, 92-97) Meselâ, Nijerya’da 15-59 yaş arası kadınlar arasında yapılan bir ankete katıklıların % 60’ı çok eşliliği tasvip ederken, kırsal Kenya’da yapılan bir ankete katılan 27 kadından 25’i, bir erkeğin tek hanımı olmaktansa, birkaç hanımından biri olmayı tercih ettiğini belirtmiştir. (Kilbride, 108-109)
• Burada ilave edilmelidir ki, günümüz İslâm toplumlarıııda çok büyük oranda yaygın olan, tek kadınla evliliktir. Bu toplumlarda çok ka¬ dınla evlilik vakası, Batı toplumlarıııda evlilik dışı ilişkilerden çok daha az sayıdadır. Ünlü Amerikalı Hıristiyan vaiz Billy Graham, şöyle yazıyor: “Günümüzde Hıristiyanlığın çok evlilik konusunda uzlaşmaya gitmemesi, aleyhine bir durumdur. İslâm, birtakım sosyal hastalıklara karşı sınırları ve çerçevesi çizilmiş bir çare olarak çok evliliğe izin vermiştir. Hıristiyan ülkeler, tek kadınla evlilik şovu yapıyorlar ama, uygulamada hepsinde çok eşlilik var. Bugün kimse, Batı toplumlarıııda metreslerin oynadığı rolü bilmiyor. Bu noktada İslâm, temelden iffet, namus ve İnsanî fazileti koruyan bir dindir. Toplumun ahlâkî bütünlüğünü muhafaza etmek için çok kadınla evliliğe izin vermekle birlikte, her türlü gayr-ı meşrû ilişkiye de kapıları kapamaktadır.” (Abdürrahman Doi, Womarı in Shari ‘ah , 76)
• Bütün bunlardan sonra, hepsinden önemli olan şu husus bilhassa belirtilmelidir: “Tabiat”ta bitkiler ve hayvanlar dünyasında da görüldüğü üzere, evlilikten asıl maksat üremedir, çoğalmadır. Evlilik ilişkisinin verdiği lezzet, üremenin gerçekleşmesi adına bir avanstır. Bir kadın, ayın belli günlerinde ve genel olarak 50 yaşından sonra üremeye hizmet etmez. Buna karşılık erkek, ortalama 70 yaşma kadar, hattâ daha da öteye ve yılın her gününde üreme adına müsaittir. Şu halde, evliliği tek kadınla sınırlama, onu asıl maksadına hizmetten alıkoyma demektir. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği üzere İslâm, çok kadınla evlenmeyi emretmez, fakat yasaklamaz da. Onu bir izin, bir ruhsat olarak kabul eder ve evliliğin sebep olduğu, ailenin geçimi ve miras gibi konularda hukukî düzenlemeler getirmiş bulunmasının yanısıra, bu ruhsatı uygulamada manevî-ahlâkî kaideler de koymuştur (Şerif Muhammed’den özetle).
Köle-cariye meselesini değerlendirirken, aşağıdaki noktalar göz önüne alınmalıdır:
• İslâm, her şeyden önce, kölelik ve/veya cariyeliği getiren bir din olmayıp, kendisini bu uygulamanın uluslararası çapta ve en acımasız şartlarda sürdüğü bir ortamda bulmuştur. Yine her şeyden önce mesele, bir savaş hali ve savaş esirlerine nasıl muamele edileceği meselesidir. Kölelik, hattâ değişik ad ve usullerde cariyelik dünya toplumlarıııda daha düne kadar görülürken, İslâm, 14 asır öncesinden bu meseleye neşter atmıştır. Tarih içindeki Müslüman toplumlarda görülen ve tasvibi mümkün olmayan bazı uygulamalardan sorumlu olan İslâm değil, kendilerini İslâm’a nisbet eden insanlardır.
• Modern dünyada uluslararası hukukun tarihi birkaç asır öncesine gitmezken, İslâm, gerek savaş gerekse esirlere muamele ve daha başka uluslararası hukuk alanına giren meselelerde kaideler ve yasalar koymuş, öyle ki, 12 asır önce İmam Muhammed eş-Şeybanî, bu sahada Es-Siyeru'l Kebîr adlı eserini kaleme almıştır.
• İslâm, esir edilmiş kadınların da öldürülmesini yasaklarken, onları Müslüman aileler arasında dağıtmış, eğitilmeleri ve kendileriyle evlenme veya başkalarıyla evlendirilmeleri üzerinde hassasiyetle dumıuş ve evlenip de veya efendilerinden çocuk sahibi olanlara hür kadın statüsü tanımıştır. Ayrıca, hürriyetlerine kavuşturulmalarını şiddetle tavsiye etmiş, o kadar ki, Din’i uygulamada yapılan pek çok hatanın karşısına kefaret, yani o hatayı giderici ceza olarak köle veya cariye azad etmeyi koymuş, bunun büyük sevap getiren bir davranış olduğunu beyan buyurmuştur.
• İslâm, kadın olsun erkek olsun hiçbir ayrım yapmadan insana çok büyük değer ve şeref bahşetmiştir. Bu sebeple o, kadınları değerlendirirken, eğitimi, şahsiyeti ve karakteriyle gerçek İnsanî mertebeye yükselmiş kadınları muhsan(a) (korunmuş) kadınlar olarak ele almıştır. Manevî-ahlâkî, dolayısıyla gerçek İnsanî değerlerden yoksun ve kendisini tamamen fizikî bir nesne olarak gören ve takdim eden bir kadın, muhsan(a) bir kadın değildir. İslâm, her insanın, her kadının kâmil insan olmasını hedeflerken, bu seviyeye ulaşmaya öncelikle bir eğitim meselesi olarak bakmış ve bu eğitimin her kademesi içiıı ayrı kaideler koymuştur. Kısaca, kölelik-cariyelik konusunun eğitime ait ve psikolojik bir yönü de vardır.
• İslâm, hukuk alanında, hakim olduğu toplumdaki eski ve kendisine ters düşmeyen yasaları yerinde bırakır; bu yasalardaki yanlışlıkları tashih eder veya yeni yasalar koyar ve bütün bunları yaparken tedricî bir yol takip eder. O kadar ki, bazı kötülüklerin giderilmesi ve güzelliklerin yerleştirilmesi uzun bir zaman, eğer mesele bir toplumun değil, bütün toplumlarm meselesi, yani uluslarası bir mesele ise asırlar alabilir. İşte İslâm, kölelik ve/veya cariyelik meselesinin kökten çözümünü, meselenin bilhassa uluslararası hukuka ve münasebetlere ait yönü olması itibariyle, zamana ve insanlığın olgunlaşmasına bırakmıştır. “
Talak 4:
Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.
https://youtu.be/pBsTb04SpKg?t=42
Enfal 1:
(Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
Ganimetlerin taksimiyle ilgili bir surenin giriş kısmı, ayrıca mü’minlere ganimet için savaşılamayacağını asıl önemli olanın Allah’ın rızasının olduğu anlatılır. Buradan bütün malın Peygambere ait olduğu anlamı çıkarılamaz çünkü aşağıda vereceğim diğer ayetlerde zaten nasıl bir taksim yapılacağı açıklanmıştır.
Allah’ın savaşsız olarak onlardan alıp da Rasûlü’ne ganimet olarak bahşettiği mallara gelince –ki, siz o mallar için at da deve de koşturmadınız, fakat Allah, kimleri dilerse, onlar üzerinde rasûllerine hakimiyet verir. Allah, her şeye hakkıyla güç yetirendir. Allah’ın, fethedilen ülkelerin halklarına ait bulunup da savaşsız olarak Rasûlü’ne bahşettiği mallar, (beşte biri) Allah(’a ait olmak üzere Rasûl’ü) için, ayrıca Rasûl için, O’nun yakınları için, yetimler için, yoksullar için ve yolda kalmışlar içindir. Ki o mallar, içinizdeki zenginler arasında devredip duran bir servet haline gelmesin. Rasûl (o mallardan size ne verirse) onu hoşnutlukla alın (ve İslâmî bir hüküm olarak) size neyi getirip tebliğ ederse, onu kabul edin ve sizi neden men ederse ondan da geri durun. Allah’a gönülden saygı besleyin ve O’na karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki Allah, cezalandırması çok çetin olandır. (Bu ganimet malları, ayrıca) o fakir Muhacirlere aittir ki, onlar yurtlarından çıkarılmış, mallarından mahrum bırakılmışlardır; onlar, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk peşindedirler ve Allah’ın dinine ve Rasûlü’ne yardım etmektedirler. Onlar, (imanlarında ve üzerlerine düşen vazifeleri yerine getirmede) gerçekten samimi ve sadıktırlar.
Enbiya 33:
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
“Yüzmektedirler” ifadesinden boşluğun aslında dolu olduğu çıkarılır. Elimizdeki bilgilere göre tabii ki de uzayda maddesel bir ortam yoktur, ancak orada mutlaka bir şeyler olduğuna ve ileriki tarihlerde keşfedileceğine inanıyorum.
Kainatın sudan yaratıldığına dair bir okuma parçası: http://www.yaklasansaat.com/evren/buyuk_patlama/buyuk_patlama.asp
Evrim:
Bir maymunun sonsuz zaman içerisinde rastgele tuşlara basarak günümüzdeki -insan hariç- her yönüyle hatasız işleyen dünyayı yaratmasına, hiç de inanasım gelmiyor. Ki insanın cüz-i iradesine bırakılmış eylemleri haricinde o bile kusursuz çalışıyor.
Yoktan koca bir evrenin oluştuğuna; yıldızların ve gezegenlerin kendi başlarına mükemmel bir şekilde hizaya girip yörüngelerine oturduklarına inanamıyorum. Cansız bir ortamdan nükleik asitlerin oluştuğuna, nükleik asitlerden bakterilerin, bakterilerden de günümüzdeki canlıların oluştuğuna da inanamıyorum.
Adem ve Havva'nin cocuklarinin ensest iliskileri aciklamasi daha mantıklı geliyor.
İŞTE 2 DAKİKADA EVRİMİ ÇÜRÜTEN O VİDEO!! , şaka şaka ama şu makaleyi okumanı tavsiye ederim:
http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/canlilaevrim.asp
Fen lisesi ile de ispatlanamayan bir görüşü nasıl bağdaştırdığını anlamıyorum.
Kuran’ın çok anlamlı olması:
Bence belirsiz, yoruma açık demek doğru olmaz ancak çok anlamlıdır. Çünkü Kuran’da x hem doğrudur yem yanlıştır gibi bir şey ancak ayetin doğru yorumlanmaması ile ortaya çıkar. Kuran’ın gerek evrensel olması gerek de kendinden sonraki herkese hitap etmesinden dolayı ve de Allah’ın bir varlığı sadece tek bir sebeple yaratmamasından ötürü ayetlerde çok anlamlılık vardır. Mesela aile hukuku ile ilgili emir ve yasakları anlatırken aynı zamanda insanın fıtratına dair ipuçları da verebilir(salladım).
https://www.youtube.com/watch?v=3zQjFdYwwcY
Kutuplara yakın yaşayan insanlar dair:
“İslâm, ibadet vakitlerinin belirlenmesinde, her zaman, her yerde ve her seviyede insanın görebileceği işaretleri esas almıştır. Bu bakımdan, bilimsel ve teknik gelişmelere ve hesaplamalara, onlardan istifade edilse bile, mutlaka gerek duyulmaz. Bazıları, bu şekilde kutuplarda namaz vakitlerinin tesbit edilemeyeceği itirazında bulunmaktadırlar. Böyle bir itiraz, eksik coğrafya bilgisinden kaynaklanmaktadır. Gece ve gündüzlerin 6 ay kadar sürdüğü kutup bölgelerinde 24 saatlik zaman dilimi çerçevesinde sabah ve akşamın işaretleri o kadar açıktır ve bu işaretler o kadar düzenli görülür ki, halk buna göre yatma, kalkma ve diğer işlerini yapma vakitlerini kolayca ayarlayabilmektedir. Saatlerin yaygınlaşmadığı zamanlarda, Grönland, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde oturanlar, günün ve gecenin saatlerini ufukta beliren çeşitli işaretlere göre ayarlarlardı. Bu işaretler, kendilerine günlük programlarını düzenlemede yardımcı olduğu gibi, ibadet vakitlerini ve bu arada sahur ve iftar yemeklerini tesbit etmelerinde de yardımcı olurdu.”
Ayrıca Ra’d suresi 41. Ayete göz atabilirsin.
Allah neden tütün ürünlerini yasaklamamış:
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler.
Ayette geçenlerin dışında herhangi bir şey konusunda helal/haram diyemeyiz. Ancak Kuran’da Allah’ın insana emaneti olan vücuda zarar verilmesi yasaklanmıştır.
Peygamberin eşleriyle ilgili kısımlar:
“Seks hayatına yer verme” ve “kac kariyla evlenmesi” konusunda açık konuşup ayet örneği verebilirsin çünkü bu konuda kullandığın üslup kadar ekstrem bir ayet hatırlamıyorum. Bir tek Ahzab 37 olabilir o da açıklandı. Peygambere ve eşlerine ait verdiği bazı örnekler vardır, bunlar diğer insanlar Peygamberi örnek alsın diyedir.
Peygamberin çok eşliliği → https://sorularlaislamiyet.com/peygamber-efendimizin-zevceleri-kac-tanedir-cok-evlenmesinin-hikmeti-nedir
Kuran, neden köleliği ve tecavüzü yasaklamıyor:
https://sorularlaislamiyet.com/islamiyetin-koleligi-kaldirmak-icin-tedbirler-aldigini-soylediniz-bu-tedbirler-nelerdir-kolelik-0
Nikahlı eşin dışında ilişkiye girmenin yasak olduğu bir durumda(zina) tecavüze nasıl yasak değil denilebilinir?
Kuran mealinde ‘düşün’ kelimesini arattım 124 sonuç çıktı. 124 kere düşün kelimesinin geçtiği bir kitabın dinine nasıl beyne ihtiyaç yoktur dersin?
Saygılar.
submitted by akunal to u/akunal [link] [comments]


2018.06.12 09:27 maskelibey Şifa Danışmanlık Hasta Bakıcı

Hasta Bakıcısı ne demek; sağlam insanken bu kelime bize ne kadar uzak! Oysa hayatın bize neleri getirip neleri götüreceği belli olmadığı için, her an hastalıkla karşı karşıya kalma durumunu da göz önüne almak gerekiyor. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz kişiler hastalanınca veya başlarına bir şey geldiğinde günlük yaşamında mutlaka bir yardımcıya ihtiyaç duyuluyor. İşte Hasta Bakıcı Hizmetinden bu zamanda yararlanmak gerekiyor. Çünkü hastanın rutin ilaç verilme saatini, yemek yeme saatini geçirmemek, vaktinde vermek gerekmektedir, temizliğine önem verilmek zorundadır. Hele birde küçüklüğümüzden beri bizi sevgi ve özveriyle büyütüp bugünlere getiren anne ve babamız, dedemiz, anneannemiz, çok sevdiğimiz gözümüzden bile sakındığımız çocuğumuz hastalanmaya görsün ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Mecburiyetten çalışılıyorsa hastaya vakit ayıramıyorsanız, zorlanır hatta doğru düzgün bir bakım yapılamadığından iyileşme süresi uzar. Buda çok büyük bir kayıp yaşatır insanlara. O yüzden sizlerin işlerini kolaylaştıracak Hasta Bakıcılarımız tam aradığınız özelliklerde.
submitted by maskelibey to u/maskelibey [link] [comments]


2018.03.21 10:26 evodak01 Ankara Günlük Kiralık Evler 03122856005

01-Adalet Akademisine staj eğitim için gelen Hakim Savcı lar için Ankaranın Balgat, Ahlatlıbel Oran Erzurum Mah, Yıldız Çankaya Semtlerinde Full Mobilyalı Sezonluk Aylık Kiralık Apart Daireler 02-Ailece geldik 3 gece konakladık çok memnun kaldık merkeze yakınlığı evilerin konforu rahatlığı işletmenin kurumsallığı mükemmel tavsiye ederim. 03-Ailece gönül rahatlığı ile kalabecek bir işletme konforlu emniyetli temiz ve heryere yakın personel ilgisi cok fazla teşekkürler 04-Aileniz ile gönül rahatlığı ile kalabileceğiniz mükemmel bir günlük kiralık daireler Ankara 05-Ailenizle gelip gönül rahatlığı ile kalabileceğiniz konforlu güvenilir temiz ankara çankaya balgatda tüm merkezi yerlere yakın kurumsal bir işletme tavsiye ederim 06-Ankara Ahlatlıbel deki Türkiye Adalet akademisinde 3 aylık Hakimlik Staj eğitimim esnasında Evodak Apartment Konaklama Kiralama Şirketine ait Yıldızdaki Full Mobilyalı Kiralık evde kaldık. Çok rahat ve konforluydu tavsiye ederim 07-Ankara Aylık ve Sezonluk Ev Kiralamalar Hastanın ve refakatçilerin konforu ve hijyeni açısından kalınacak yer 08-Ankara Balgat Çukurambar Söğütözü cıvarında Tedavi için hastanelere gelen yerli yabancıların güven ve temiz bir ortamda kalabilecekleri daireler ve evler Kalacaksanız burada kalın 09-Ankara Balgat da Apart Daireler ihtiyacımız olduğunda evodak apartment firmasını ile çalışmaktayım ve tavsiye ederim konforlu emniyetli temiz ve kurumsal bir işletme 10-Ankara 'da aileniz ile guvenle kalabileceginiz temiz konforlu kaliteli ve kurumsal bir isletme tavsiye ederim 11-Ankara da kalinacak hijenik konforlu uygun fiyatli modern nezih bir yer 12-Ankara daki Piknik Organizasyonlarımızda Personellerimiz ile birlikde konakladık ve çok memnun kaldık başarılarınızın devamını dileriz oldukça kurumsal ve aile ye uygun evler ve daireler 13-Ankara Fuar Apart Otel Konaklama Ankara Fuarlarına Katılımcı firmalarını kalabileceği daireler AKM VE ATO Kongre ve Sergi Sarayı çok yakın Balgat - Söğütözü 14-Ankara Günlük Kiralık Ev Balgat'da Haftalık Aylık Sezonluk Kiralık Ev Daire Apart Güvenilir Konforlu Hijenik Konaklama Hizmetleri 15-Ankara Günlük Kiralık Ev -Daireler Haftalık Aylık Sezonluk Kısa süreli Konaklamalarda 16-Kurumsal Güvenilir Aileye uygun konforlu ve hijenli 2 +1 85m2 Apartlar 17-Ankara Günlük Kiralık ev konusunda gördüğümüz en kurumsal bir işletme Evodak Apart Konaklama 18-Ankara Günlük Kiralık Ev ve Daireler Memorial Ankara Hastanesi - Bayındır Hastanesi - Özel TOBB Hastanesi - Medicana Hastanelerine en yakın 19-Ankara Günlük ve Kısa süreli Kiralamalar 1-2 günlük veya 3-5 Günlük ve Kısa süreli Kiralamalar da İş gezileri için Konforlu Apartlar daireler 20-Ankara Haftalık Kiralık Ev Daire Apart - Full Mobilyalı Konforlu Temiz aileye uygun Haftalık Aylık Sezonluk Apartlar 4 kişi kapasiteli klima LCD TV 2+1 85m 21Ankara Hastane Tedavi Konaklama; Medicana, Memorial, Tobb Hastanesi, Bayındır hastanesi, Koru hastanesi,uzun süreli konaklamalarda apart kiralama 22-Ankara Konaklama Apart Daireler ; Otel - Pasiyon - Motel - Misafirhane - Yurt - alternatif Mobilyalı Apart Daire Kiralanmasıdır. Konforlu Güvenilir Hijenik 23-Ankara Mobilyalı Kiralık Ev Haftalık Aylık Sezonluk Ankara Çankaya da Apart Daire otel Motel Misafirhane ihtiyacınıza hizmet vermektedir. 24-Ankara Özel Memorial Hastanesi, Söğütözü Özel Medikana Hastanesi, Bayındır Hastanesi e Tedavi amaçlı gelen hasta hasta yakınları refekatcıları Iraklı Libyalı arap ve veya Türk Hastaların haftalık aylık Konaklamaları için full mobilyalı kiralık apart daireler 25-Ankara Söğütözüdeki ATO Congresium Fuarlarına katılım için geldiğimizde Firma elemanlarımız ile 1 hafta burada konakladık çok rahat ettik tavsiye ederim. Ev Konforunda Temiz Rahat Emniyetli Çalışan Personeller çok Misafir perverler göstermiş olduğuuz ilgiden memnun kaldık 26-Ankara Şehir merkezine Çok yakın olana evodak apart konaklama Ankara Günlük Kiralık ev konum olarak çok uygun 27-Ankara Ticaret odasına yakınlığı ve Fuar katılımcısı olarak bulunduğumuz günlerde ev ortamını aratmayan kurumunuza teşekkür ederiz. 28-Ankara ya gelen misafirleri ve kendi seyahatlerimde Evodak Transfer Hizmetlerini kullanıyorum ve çok memnunum 29-Ankara ya her geldiğimizde evodak apart dairelerinde kalıyoruz çok memnun kalıyoruz 30-Ankara’da daha öncede birçok yerde konakladım; fakat EVODAK’ın sunduğu hizmet, gördüğüm en başarılı hizmet! 31-Ankara'da 15 gün konakladık. Dairenin yeri çok merkeziydi. Arabamız için rahatlıkla park yeri bulmamız bizi çok memnun etti. 32-Ankarada bulabileceğiniz en iyi apart. İster dairelerin kalitesi, güvenli konum ve yonetimin sorumluluğu ve tamamen ailelere uygun. Çok memnun kaldık. Kendilerine teşekkür ederim 33-Ankara'da Güvenil Konforlu aile uygun ve temiz bir mobilyalı kiralık daire ve/veya ev arıyorsanız burada gönül rahatlığı ile kalabilirsiniz tavsiye ederim. biz çok memnun kaldık 34-Ankara'ya fuar için personellerimizle gelip kaldığımız Evodak Apart Şirketine göstermiş olduğu misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederiz. 35-Ankara'ya geldigimde tekrar ayni evi kiralayacagim. Ben de oglum da cok begendik. Merkezi yer. Ulasim kolay. Temiz mekan. 36-Aylık Haftalık Sezonluk Kiralık Apart Daireler Yıldız Çankaya Oran Turan Güneş 37-Balgat Çukurambar Oran Yıldız Yüzüncüyıl Söğütözü Ahlatlıbel semtlerinde Haftalık Aylık sezonluk Mobilyalı kiralık apart daireler konusunda deneyimli kurumsal firma Evodak Apartment 0312 2856005 38-Balgat çukurambar söğütözü civarında konaklamayabileceğiniz en güvenilir yer tavsiye ederim tedavi için geldiğim Ankara'da 8 gün ailem ile birlikte kaldım 39-Balgat Full Mobilyalı Kiralık Ev Apartlar Aileye uygun Konforlu Güvenli, Temiz Merkeze yakın ulaşımı kolaylı olan Kurumsal işletme 40-Balgat haftalık Kiralık ev merkeze yakın Konforlu, Emniyetli,Kurumsal 2+1 4 kişi kapasiteli 85 m2 Aile için uygun, Sağlık Tedavi amaçlı 41-Balgat Mobilyalı Kiralık Daire ve Evler - Full Mobilyalı Konforlu Temiz aileye uygun 42-Haftalık Aylık Sezonluk Apartlar 4 kişi kapasiteli klima LCD TV 2+1 85m 43-Balgat'da Günlük Haftalık Aylık Sezonluk Kiralık Apart Daireler Hastane Tedavi, Sağlık, Fuar,Eğitim, Mezuniyet, Üniversite kayıt amaçlı ziyaretcilere için 44-Balgat'da sağlık ve tedavi için 25 gündür konakladığımız Evodak konaklama personeline şükranlarımız bir borç biliriz. 45-Balgat'daki Ankara Özel Memorial Hastanesi, Söğütözü'deki Özel Medikana Hastanesi, özel Bayındır Hastanesi, çukurambar'daki Özel koru hastanesi'inde sağlık ve Tedavi amaçlı gelen hasta, hasta yakınları refekatcıları Iraklı Libyalı arap ve veya Türk Hastalarının kısa süreli günlük,haftalık, aylık, Konaklamaları için full mobilyalı eşyalı kiralık evler ve apart dairelerimiz mevcuttur. 46-Başta işletme sahibi ve ekibi olmak üzere tüm personeller güler yüz gösteren, profesyonel hizmet anlayışını düstur edinmiş bir işletme. 47-bayram ziyareti için eşimle ankara geldik evodak konaklamadan ev kiraladık temiz ve konforlu daireler 48-Bazı sağlıksal sebeplerden ötürü tedavi amaçlı Ankara’ya gelmem sebebiyle uzun süreli konakladığım, bana kendimi evimdeymişim gibi hissettiren, öncelikleri müşteri memnuniyeti olan mükemmel bir işletme. 49-Bir çok hastaneye yakın olması konforlu rahat temiz ve uygun fiyatta bulabileceğiniz en uygun mobilyalı kiralık apart daireler 1 ay konaklamadık çok memnun kaldık. 50-Cok temiz cok memnun kaldim. Bundan sonra geldigimde hep orda uygun olursa kalmayi planliyorum. 51-Çankaya Günlük Kiralık Ev Aileye uygun Konforlu Hijenli Emniyetli Kızılay Emek Bahçelievler Fuar alanına Hastaneye yakın Haftalık Aylık Sezonluk kiralama 52-Çok memnun kaldık apart sahibi ve personelli son derece ilgili ve güleryüzlü,konforlu emniyetli bir işletme 53-Çukurambar Eşyalı Kiralık Ev ve/veya Mobilyalı Apart Daire Kiralama ATO Fuarına Medicana, Bayın Memorial, TOBB Hastanelerine yakın Konforlu Daireler 54-Çukurambar Söğütözü ve Balgat'da bulunan Özel Memorial Hastanesi, Özel Koru Hastanesi, Özel Medicana Hastanesi, Özel TOBB Hastanesi ve Bayındır Hastaneleri en yakın ve Hasta ve Hasta yakınlarının konforlu ve Temiz bir şekilde konaklayabilecekleri en güvenilir bir işletme Evodak Apartment 031222856005 55-Çukurambar, yüzüncüyıl, balgat, Çankaya, Bahçelievler, Söğütözü, Ankara, Mobilyalı, Eşyalı, Günlük, Haftalık, Aylık, Sezonluk, Kısa süreli, Daire, Ev, Otel, Misafirhane, Konaklama yeri, motel, 56-Eşimle beraber dört gece konakladım, yeri bulmak çok kolay. Odalar temiz ve çok konforlu. 57-Evodak Apartment Konaklama Ltd.Şti.Günlük Haftalık Aylık,Çukurambar Söğütözü ve Balgat'da bulunan Özel Memorial Hastanesi, Özel Koru Hastanesi, Özel Medicana Hastanesi, Özel TOBB Hastanesi ve Bayındır Hastaneleri en yakın ve Iraklı Libyalı Arap ve/veya Şehirdışından gelen Türk Hastaların Hasta ve Hasta yakınlarının/Refakatıcılarının konforlu ve Temiz bir şekilde konaklayabilecekleri 2+1 Daire,24 Saat Sıcak Su,85 m2,Wifi / İnternet,2 adet yatak odası,LCD TV,4 kişi kapasite,Uydu Yayını,Full Mobilya Klimalı,Beyaz Eşya,Doğalgaz Kombi,Amerikan Mutfak,Laminant Parke,Amerikan Kapı,Modern Dekorasyon,Şık Aksesuarlar Temiz Havlu & Çarşaf,Çelik Kapı,Ses & Isı Yalıtımı,Güvenlik Kameralı,LED Aydınlatmalı Full mobilyalı kiralık Apart daireler Nasuh Akar Mah 1400 Sok No: 16/3 Balgat Çankaya ANKARA Tel: +90 312 285 6005 +90 532 424 93 73 [email protected] 58-Evodak Apartment Koru Hastanesinde uzun süreli tedavi gören hasta ve hasta yakınlarına/ Refakatcıların Çukurambar ve Balgat'daki kendi evlerindeki konforu sağlayan 2+1 85 m2 buyukluğundeki Full Mobilyalı Kiralık Daireler konusunda kiralama hizmeti vermektedir. 0312 2856005 59-Geçtiğimiz hafta İstanbul'dan gelen misafirlerimin konaklaması için rezervasyon yaptığım bu işletme evime araçla 15 dk. mesafede yer alıyor. Gerek konaklama deneyimi, gerek sunduğu imkânlar dolayısıyla muhteşem bir tercih noktasıdır. Misafirlerimi güvenle ve huzurla ağırlayabileceğim müthiş bir işletme olduğunuz için tüm çalışanlarınıza teşekkürler. 60-Gönül Rahatlığı ile ailece kalabileceğiniz bir ortam merkeze yakın konforlu rahat 61-Gönül rahatlığıyla konaklayabileceğiniz; güvenilir, hijyenik ve şehrin tam göbeğinde hizmet veren bir işletme. 62-Hasta ve Hasta yakınlarının refakatcıların konakma için en uygun ve hesaplı apart daireler, hastanelere yakın konforlu temiz ve güvenli 63-İhtiyaç duyabileceğiniz her şey mevcut. Ulaşımı çok rahat ve çevresindeki sosyal ortam ile birlikte konforlu ve kaliteli bir işletme. 64-İş amaçlı Ankara'ya her geldiğimizde farklı semtlerindeki Evodak Firmasına ait Evlerde kalma fırsatımız oluyor ve hepsi gercekten temiz konforlu ve aile ortamına uygun yerler oldukça başarılı buluyorum. teşekkürler 65-İş dolasıyla 2 gece kaldım, konumu iyi, toplu taşıma araçlarıyla iç içe, hizmet kalitesi harika. Aynı şekilde Wi-Fi vs. de sorunsuz çalışıyor, firma çalışanları güler yüzlü, odalar çok rahat ve büyüklüğü ideal, kesinlikle tavsiye ederim. 66-İş seyahatlerimde sürekli tercih etmiş olduğum, kesinlikle tavsiye edebileceğim bir işletme. 67-Kalp Damar Cerrahisi; Girişimsel Kardiyoloji; Tıbbi Onkoloji; Radyasyon Onkolojisi; Kemik İliği Nakli; Tüp Bebek; Ortopedi; Beyin ve Sinir Cerrahis; Kardiyoloji; Kalp ve Damar Cerrahisi; Tıbbi Onkoloji; Radyasyon Onkolojisi; Çocuk Onkoloji ve Kemik İliği Nakli; yoğun bakım ünitelerinde; Organ Nakli (Böbrek ve Karaciğer Nakli); Kemik İliği Nakli (KİT); İleri Radyoterapi; Girişimsel Radyoloji; Obezite Cerrahisi; Robotik Böbrek Taşı Cerrahisi; Medikal Teknoloji; Cyberknife; Intraoperatif Radyoterapi; IMRT Özellikli Radyoterapi; PET-CT; MR; CT; ERCP; ESWL 68-Kısa bir iş ziyaretimde burada kaldım. Bence birçok otele göre çok daha güzel avantajları var. Şehre çok yakın ve AVM’lere çok yakın. Daireler güzel, konforlu, temiz. 69-Konforlu, Rahat ulaşımı kolay ve çok temiz Evodak Firmasına ve çalışanlarını teşekkür ederiz. başarılarının devamını dileriz. 70-Konumu itibariyle her yöne hareket imkânı sağlayan dairenin odaları da bir o kadar rahat. 71-Koru Hastanesinde tedavimiz için geldiğimiz ankara 'da 2 ay boyunca kaldığımız Evodak Apartment a ait mobilyalı kiralık evlerde çok memnun kaldık konforlu hastaneye yakın temiz ve aile ye uygun çok başarılı bir işletme 72-Merkezi bir konumda bulunan Evodak Truzim Konaklama Ltd.Şti. Mükemmel bir işletme örneği vermektedir kesinlikle öneririm Merkezi konum, uygun fiyat ve güler yüzlü hizmeti ile Ankara seyahatlerimde her zaman ilk tercihim olacak. 73-Merkezi konumu nedeniyle ulaşım araçlarına ihtiyaç duymadan birçok yere ulaşabilme olanağı sunuyor. Temizliği ve firmanın profesyonel yaklaşımı kendinizi rahat bir ortamda hissetmenize yardımcı oluyor. 74-Mezuniyet töreni için geldiğimizde kaldığımız ve çok memnun olduğumuz ankara gününbirlik kiralık daire Uygun fiyat ve temiz bir mekan 75-Oldukça hızlı ve kolay bir şekilde ankaradaki en hesaplı kalacak yerleri bulabiliyorsunuz. Herkese tavsiye ederim. 76-Özel Koru Hastanesindeki 20 günlük tedavimiz için geldiğimiz ankarada Evodak Konaklamanın Full Mobilyalı dairelerinde kaldık Temiz ve emniyetliydi Teşekkürler 77-Rahatlık. Ankara'da ki evim ?? 78-sağlık için ankaraya gelmişseniz hastaneler yakın temiz konforlu bir kalacak yer arıyorsanız evodak apartment ı tavsiye ederim 79-Sağlık Konaklamanın en iyi adresi evodak apartment Söğütözü Bölgesinde bulunan Özel Medicana Hastanesi, Özel Bayındır Hastanesi, Özel TOBB Hastanesi, Özel Koru Hastanesi ve Özel Memorial Hastanelerinde tedavi amaçlı ankara'da bulunan hasta ve hasta yakınlarının konaklamaları için ailelere uygun apart daireler Evodak Apartment +90 312 285 6005 80-Söğütözündeki hastanede Tedavi için bulunduğumuz ankara'da kendi evimiz gibi rahat etme imkanı sunan Evodak Çalışanlarına şükranlarımız bildiriz. 81-Şehir Dışında gelen müşteri ve personellerimiz için Gönül rahatlığı ile konaklayabileceği konforlu aileye uygun temiz Apart daireler ve evler 82-Şehir merkezinde ve AVM’lere yakın, toplu taşıma araçlarıyla iç içe olmasının yanı sıra sınırsız bir konfor sunuyor. 83-Tedavi için geldiğimzde kalmış olduğumuz evler çok konforlu ve güvenilir hastaneler yakın olması merkeze ulaşımın rahat olması ve market pazar imkanın olması çok iyi idi teşekkür ederiz. ve kalacaklara tavsiye ederiz. 84-Tedavi İçn ankara da bulunduğumuz süre içinde evodak konaklama da kaldık temiz konforlu ciddi bir işletme tavsiye ederim 85-Tekstil toptan alışveriş için Ankara'ya geldiğimiz zaman ekip halinde konakladığımız ev rahatlığında kalabildiğimiz bir yer teşekkürler evodak ve çalışanlarına 86-Temiz, rahat ve uygun koşullarda konaklayacakları yer arayanların hiç düşünmeden gönül rahatlığı ile tercih yapabilecekeri bir mekan.Bir kaç defa konaklama fırsatım oldu herdefasında çok memnun ayrıldım.Teşekkürler Hakan bey.. 87-Temizlik ve konfor açısından çok memnun kaldım. Aklında şüphe kalan herkese tavsiye ederim 88-Tertemiz ve uygun fiyatlı. Birsonraki ziyaretimde yine tercihlerim arasında olacak. Teşekkürler 89-Türk aile yapısını, değerlerini ve misafirperverliğini profesyonel hizmet anlayışla sentezleyip konaklama hizmeti sunan bir firma. 90-yku kalitesi iyi ve temizliği iyi olan bir işletme AVM’lerin yakınında olması alışveriş için bir avantaj. 91-Yurtdışından Ankara ya İş amaçlı Konsolosluk görevi Tedavi amaçlı gelen aylık veya kısa süreli kalması gereken tüm yabancı yerli misfirlerin konaklaması için Full Mobilyalı Aile ye uygun Kiralık dairelerimizle Çankaya, Yıldız, Oran Dikmen, GOP, Balgat, Söğütözü,Yüzüncüyıl Dikmen gibi bölgelerede hizmet vermekteyiz. 92-Evodak Konaklam Ltd.Şti.nin Ankara'nın çeşitli semt ve bölgelerinde ( Yıldız, Oran, Dikmen, Çankaya, Balgat, Çukurambar, Yüzüncüyıl, Söğütözü,) Ailenizle gönül rahatlığı ile Haftalık Aylık Sezonluk Full Mobilyalı Modern, Konforlu Güvenilir, Emniyetli Temiz ve Kurumsal Hizmet verilen Kiralık ev ve Dairelerde kalabilirsiniz.0312 2856005 "93-Memorial Ankara Hastanesi 1,3 km,Dr. Rıdvan Ege Hastanesi 2,4 km,Atatürk Eğit. Araş.Hastanesi 800 m, Bayındır Hastanesi 2,8 km,Akay Hastanesi 4,7 km,Özel TOBB ETÜ Hastanesi 2,6 km,Kamu Hastaneler Birliği 500 m, Ankara Medicana Hastanesi 3 Km,Koru Hastanesi 2 Km " 94-Mükemmel bir işletme tavsiye ederim 15 gün kaldık çok memnun olduk. Çalışanlar çok nazik evler konforlu ulaşımı kolay 95-Odaları gayet güzel, ihtiyaç duyulan her şey mevcut. İş seyahatleri için gayet uygun, fiyat olarak da iyi. 96-Firma çalışanları ilgili, daireler büyük, gösterişli ve temizdi. Odalar yeni ve bakımlıydı.Ankara'da aile ile birlikte konaklayabileceğiniz konforlu güvenli bir işletme tavsiye ederim. 97-Hizmet mi dersiniz kalite mi dersiniz güvenilirlik mi dersiniz hepsi bir arada bu çatının altında.
Çukurambar, Söğütözü, Balgat, Ankara, Türkiye , Amerika Birleşik Devletleri Vize İşlemleri,Green Card, Randevü Ankara'da Otel, Konaklama, Motel Apart Daire, Tehran Uçak, İran Havayolları, Amerika Konsolosluk, Vize Bölümü, 10 yıllık vize, Yeni Ankara Amerikan Konsolosluğu Çukurambar ANKARA Türkiye
submitted by evodak01 to u/evodak01 [link] [comments]


2018.02.20 21:47 ersagburada Ersağ Fosfatsız Çamaşır Tozu

♻️TÜRKİYE'NİN İLK FOSFATSIZ ÇAMAŞIR TOZLARI, ERSAĞ ÇAMAŞIR GRUBU♻️ VE ❌KATKILI ÇAMAŞIR DETERJANLARI NEDEN ZARARLI?❌ (SONUNA KADAR DİKKATLE OKUYUN)
💚💚İNSAN SAĞLIĞINA ZARARI OLMAYAN ÇEVRE DOSTU; 💚💚Ersağ Çamaşır Yıkama Grubu💚💚
♻Beyaz Çamaşır Tozu 4 ölçü toz, 4 kapak çamaşır aktif ♻Renkli Çamaşır Tozu 3 ölçü toz, 1 kapak çamaşır aktif ♻Çamaşır Aktif (Fosfat yerine kullanılması şart tozları destekleyici sıvı) Leke ve kir çıkarma özelliği yüksektir. Yüksek köpük oluşturabilme kabiliyeti sebebiyle genel temizlik maddesidir. Temizleme etkisi sıcaklık ve çözünürlük ile artış gösterir. Fazla köpük oluşmasını önleyicidir. ♻Çamaşır Kokusu (İsteğe bağlı kullanılır. çiçek, pudra kokusu)
Çamaşır grubunda Türkiye'nin ilk fosfatsız çamaşır tozlarını üreten Ersağ, çamaşır grubunun içeriğini RİTHA bitkisi oluşturmakta. İçeriğinde ki bu özel bitkinin tanıtıma geçmeden önce; Ersağ çamaşır grubuna geçtiğiniz an kimyasal içerikli ürünlerinizi kullanmamalısınız. Beyazlarda Ersağ renklilerde market ürünü, yada bebeğin çamaşırlarını Ersağ Çamaşır grubu ile yıkayayım, diğerlerini market ürünü deterjan ile kullanayım, diye bir kullanım şekli önerilmez. Bu şekilde kullanmanız halinde sağlıklı çamaşırlar anlamında sonuç alamazsınız. Kimyasal katkılı detarjan grubundan bitkisel çamşır tozlarına geçtiğiniz de sıkıntılı bir süreç yaşarsınız. Çamaşırlarınızda ki kancalı kimyasal dediğimiz kimyasal atıklar temizleninceye kadar tam netice alamazsınız. 3 yada 4 yıkamadan sonra ise netice mükemmel olacaktır. Ersağ çamaşır tozlarına geçiş yaptığınız zaman, Ersağ çamaşır tozları ile çamaşır yıkamadan önce makinenizi BANYO WC ürümüzü kullanarak boş çalıştırırsanız çok daha çabuk netice alırsınız. Ersağ Çamaşır tozlarına geçtikten bir süre sonra, makinenizin çamaşır gözlerinde kapkara oluşan tortuların yok olduğunu göreceksiniz. Ve sonrasında Ersağ çamaşır tozları kullandığınız sürece makinenizin deterjan gözü daima pırıl pırıl olacaktır. Ölçülere sadık kalınmalı özellikle fazla kullanılmamalıdır. Ölçü harici kullanılması halinde çamaşırlarınızın renklerinde sorun yaşayabilirsiniz. Konsantre olduğu için marketten aldığınız 6kg lık çamaşır deterjanı ile aynı sürede kullanılır. Özellikle cilt rahatsızlıkları yaşayan kişilerin öncelikli değiştirmeleri gereken çamaşır deterjan grubudur.
🌀RİTHA (Sapindus mukorossi)🌀 Soapnut ağacı Ritha: Hindistan'da yetişen bir ağaçtır. Ayrıca sabun somun ağacı olarak bilinen asaya ve alt tropikal bölgelerde yetişir. Meyveleri temmuz , Ağustos görülür ve Kasım-Aralık aylarında olgunlaşır.
💠Antimikrobiyal özelliği sayesinde çamaşırda mikrop barındırmaz.
💠Doğal anti-fungal ( mantar karşıtı) özelliği vardır.
💠Hipoalerjeniktir. Kimyasal deterjanlar ve onların kokularının neden olduğu alerjilere neden olmaz.
💠Renklere zarar vermez ve narin çamaşırlara son derece naziktir.
💠Düşük köpürme oranıyla çamaşır makineleri için mükemmel bir üründür.
💠Diğer bir kimyasal madde olan yumuşatıcı kullanma ihtiyacını ortadan kaldırır.
💠% 100 geri dönüşümlüdür. İşi biten meyveler doğada gübre olarak kullanılabilir.
💠Hiçbir üretim süreci yoktur. Hiçbir kimyasal madde veya fosil yakıtın kullanılarak üretilmeye ihtiyaç duymaz.
💠Ekosistemi ve su kaynaklarımızı kirletmez.
💠Çevre dostudur.
💠Temelde sonsuz bir raf ömrü olan doğal bir meyvedir.
❇RiTHA NASIL TEMİZLER? Çok basit olarak anlatmak gerekirse, deterjan mantığıyla çalışır. Ancak Konvansiyonel deterjanlar, kimyasal yüzey aktif maddeler içerirken RiTHA Meyvesi doğal olarak Saponin içerir ve bu meyveler ılık veya sıcak su ile temas ettiğinde saponinleri (sabun) serbest bırakır. Saponinler suda doğal yüzey aktif (yüzey aktif madde) olarak dolaşır. Saponin su ve kileke arasındaki yüzey gerilimini kırarak lekelerin çamaşırlardan ayrılarak serbest kalmalarını sağlar. Daha sonra saponin kir ile kumaş arasında süspansiyon görevi görerek kiri çamaşırdan uzaklaştırır.
❇ÇOK HASSAS CİLDE SAHİP KİŞİLER RiTHA KULLANABİLİR Mİ ? Evet. Sentetik deterjanlarda kullanılan kimyasallar ve çamaşır katkı maddeleri hassas cilde sahip kişilerin yaşam kalitesini etkileyip birçok sorun oluşturmakta ayrıca kullanılan sentetik kokular da bu duruma katkı sağlamaktadırlar. Ritha hiçbir kimyasal madde ve sentetik koku içermez. Ritha tamamen doğal bir temizleyici olup cilt bakımı ve sağlığına da katkı sağlayarak yaşam kalitenizi arttırır.
❇RİTHA İLE YIKANAN ÇAMAŞIRLAR HİJYEN OLUR MU ? Evet. Ritha doğal olarak anti-fungal (mantar karşıtı) ve anti-mikrobiyal özelliklere sahiptir. Çamaşırlarda mantar ve bakterilerin üremesini engeller.
❇RiTHA SİRKE GİBİ KOKUSU VAR. BU KOKU ÇAMAŞIRLARA İŞLER Mİ? Hayır. Ritha'nın kokusu elbiselere geçmez. Çamaşırınız makineden tamamen taze ve temiz kokusuyla çıkar.
❇RiTHA İLE ÇAMAŞIR YIKARKEN ÇOK AZ KÖPÜK OLUŞUYOR. ÇAMAŞIRLARIM YİNE DE TEMİZ OLUR MU? Evet. Çok köpük eşittir çok temizlik anlamına gelmez. On yıllar boyunca yapılan reklam ve pazarlama taktikleriyle bizim böyle düşünmemiz sağlanmış ve beynimiz yıkanmıştır. Deterjanlarda gördüğümüz olağanüstü köpük birçok kimyasal madde ile elde edilmektedir. Ritha çok az köpük üretir ama yine de çok etkili çalışır. Yıkama sonunda elbiselerinizin temiz olduğunu ve ferah koktuğunu göreceksiniz.
💢Özellikle allerjik bünyesi olanlar için, nörodermetit den yakınan ve hassas ciltler için kimyasal deterjanlar azdırıcı bir rol oynarken Ritha dan üretilen, ERSAĞ Temizlik üreünleri bu kişilerde güvenle kullanılabilir. 💢Ritha, Egzema, kronik kaşıntı ve sedef hastalığı gibi cilt rahatsızlıklarında doğal bir iyileştirici olarak etki gösterir.
💢Ritha bitkisi, Etkin temizlik yapmada kullanılan bir bitkidir. 💢İçerisinde antibakteriyel, yumuşatıcı, kireç önleyici gibi bulunan 55 adet etken madde sayesinde ve yine kırmızı neons sayesinde renklileri daha canlı gösterip çamaşırların liflerini korumaktadır. Ritha bitkisi bu sayede çamaşırların yıpranmasını önlemektedir.
💢Ritha Antioksidan bir bitkidir.
❓Peki Antioksidan nedir ?
Aldığımız her nefeste vücutta serbest radikaller oluşur. Hava kirliliği, kronik hastalıklar, sigara, pasif içicilik, diyetsel kanserojenler, enfeksiyonlar, kuvvetli egzersiz, stres ve güneşe maruz kalma vücutta serbest radikalleri arttırabilecek faktörlerdir. Bu serbest radikaller vücuduuzda biriktikçe sağlık kötüleşir ve yaşlanma hızlanır. Kırışıklıklar ve ciddi hastalıklara kadar sizi her şeye karşı dayanıksız hale getirir.
❓Antioksidanlar Nasıl Yararlar Sağlar ? Faydaları nedir ?
✅Yaşlanma sürecini geciktirir. ✅Pek çok çeşit kanser riskini azaltır. ✅Tümörlerin büyümesini durdurmaya yardım eder. ✅Vücuda alınan kanserojenlerin zararlı etkilerini gidermeye yardım eder ✅Kronik akciğer hastalıklarına (astım, bronşit, anfizem gibi) karşı korunmaya yardımcı olur. ✅Çevresel kirliliklere karşı koruma sağlar.
⚠🆘ÇAMAŞIR DETERJANLARINDA Kİ TEHLİKE!🆘
📌 Çamaşır Deterjanları içinde yaklaşık %30-40 'a kadar bulunan sodyum - tripolifosfat ve diğer fosfat türlerinin yüzde miktarı insan ve çevre sağlığını tehdit etmektedir.
📌Deterjanların içindeki kimyasal maddelere karşı alerjisi olan kişilerde bazı rahatsızlıkların görüldüğünü belirten Dr. Abdulkerim Cirit, bunun yanında Otopik Dermotit denilen ve daha çok çocukluk çağında görülen hastalıklarda da deterjanların hastalığı şiddetlendirici etkilerinin bulunduğunu ifade etti.
📌 Fosfat kirliliği : Toz deterjanların temel maddelerinden birisi olan Sodyum polifosfatlar atık sularda yoğun olarak bulundukları zaman ortamda bulunması muhtemel azot bileşiklerinin de yardımı ile gübre etkisi göstermektedir. Bu ise, göllerde ve akıntısı olmayan deniz sularında bitkisel hayatı sağlıksız bir şekilde körükleyerek alg ve yosunların büyük boyutlarda artmasına sebep olmaktadır. Ötröfikasyon olarak isimlendirilen bu olay, daha ziyade İsviçre, İtalya, Finlandiya, İsveç, Hollanda gibi göl ve durgun suların önemli ölçüde yer aldıkları ve yerleşme merkezlerinin artıklarından etkilendikleri ülkelerde ciddi bir sorun halindedir. Su ortamında alglerin ve diğer bitkilerin büyümesi, sudaki inorganik element konsantrasyonlarında değişiklik meydana getirir. Bilhassa yaz aylarında güneş ışınlarının kuvvetli olduğu zamanlardaki fotosentez olayı sudaki karbondioksit konsantrasyonunun azalmasına sebep olur ve pH artar. Bu pH değişikliği ile birlikte kalsiyum karbonat çökelmesi olur. Geceleri ise fotosentez durup solunum devam ettiğinden karbondioksit konsantrasyonu artar ve pH düşer. Arıtmaya alınan sudaki bu pH değişiklikleri pıhtılaşma ve yumaklaşma verimini olumsuz yönde etkiler. Algler kum filtrelerindeki tıkanmalara sebep olabilir. Tesirli bir pıhtılaştırma ve çökeltme alglerin % 90 - 95 'ini gidermekle birlikte kalan miktar filtrelerde yük kayıplarına sebep olabilir. Filtrenin geri yıkama sıklığı dolayısıyla geri yıkım masrafları da artar. Bunu önlemek gerektiğinde ise pıhtılaştırma ve yumaklaştırmanın işletme giderleri artacaktır. Alg büyümesi ve daha sonra ölmesi sonucu ortamdaki organik madde konsantrasyonu artacağından suyun klor ihtiyacı da artacaktır. Bazen de rezervuarlarda alg kontrolü için klorlamaya ihtiyaç hissedilir. Suda çok miktarda alg bulunması, güneş ışınlarının ısı enerjisine çevrilmesi sonucu suyun sıcaklığını da arttırır. Üniform kalitede arıtılmış su için arıtma tesisine giren su sıcaklığındaki değişiklikler az olmalıdır. Algler aynı zamanda korozyona da sebep olmaktadır. 1970 yıllarında kullanılan deterjanlar sebebiyle suya karışarak ötröfikasyonu hızlandıran fosforun kontrol çalışmalarına başlanmıştır.
✅DETERJAN NEDİR?✅ Petro-Kimya ürünlerinden elde edilen, temizleme ve arıtma gibi işlemlerde kullanılan, toz, sıvı ya da krem şeklinde olabilen kimyasal maddelere ''Deterjan'' denilmektedir. Deterjan, kir sökücü anlamına gelmektedir ve sabun dışındaki temizliyicilerin tümü deterjan sınıfına girmektedir. Deterjanların yoğun bir şekilde kullanımına II. Dünya Savaşı sırasında başlanılmıştır. Fakat deterjan temizlik amacıyla değil, sabun yapımında kullanılan yağlar, askeri araç ve silahları yağlamak amacıyla kullanılmıştır. Deterjan, sabun gibi kirleri, yağ lekelerini sökerek bunların suda asılı durumda kalmalarını sağlamaktadır. Deterjan sabunun yaptığı her işi yapabilse de sabun birçok kullanım alanında deterjanın yerini alamamaktadır. Deterjan, suyun yüzey gerilimini azaltarak, temizlenecek nesnenin içine girmektedir. Bu şekilde kirler ve yağlar oldukları yerlerden çıkarak tekrar kirlerin nesneye yapışmasını önlemektedir. Deterjanın en önemli özelliklerinden biri de köpüklenmedir. Deterjanlar sert sularda bile kolayca köpürebilen bir yapıya sahiptir.
❗DETERJAN KATKI MADDELERİ❗ 🆘 Kompleksleştiriciler 🆘 Ağartıcılar ve Stabilizatörler 🆘 Korozyon önleyiciler 🆘 Optik beyazlatıcılar 🆘 Kolloidal taşıyıcılar 🆘 Köpük ayarlayıcılar 🆘 Dolgu maddeleri 🆘 Dezenfektanlar 🆘 Parfüm 🆘 Ovucular, enzimler ve diğer aktif madde katkıları
📍DETERJANIN ZARARLARI📍
Günlük hayatımızda temizlik ve hijyen amacıyla sıklıkla kullandığımız deterjanın zararları olduğu bilinmektedir. Cilt üzerinde egzama ve mantar gibi hastalıklara sebep olmasının yanı sıra, içme suları ve deterjanla temizlenen bulaşıklarda kalan deterjan atıkları yoluyla da sindirim sisteminde de rahatsızlıklara neden olmaktadır. Ayrıca, deterjanlar kullanıldıktan sonra biyolojik olarak parçalanmadıkları için çevre kirliliğine de sebep olmaktadır. Çamaşır deterjanlarında insan vücuduna zararlı amonyak ve petrol türevi birçok kimyasal bulunuyor. Bu maddeler suda çözülmüyor. Dolayısıyla fosfat ve formaldehit içeren deterjanlar çok zararlı.. Ayrıca astım hastaları ile alerjiye hassas bünyesi olanlar ve egzamaya yakalananların piyasadaki deterjanları kullanmaması, bunların yerine sabun tozu ve çamaşır sodasını tercih etmeleri önemli görülüyor.
Aynı şekilde zararlı pek çok kimyasaldan üretilen yumuşatıcılar da terk edilmeli... 🖇Deterjanlar 26 saniye de vücudumuzun bütün organlarına geçiyor.🖇 Çoğunlukla, deterjanla doğrudan temas halinde olan cilt bölgelerinde, kişilerin hassasiyet düzeyine göre değişen şiddette kızarıklık, yanma hissi, kaşınma gibi etkiler oluşabilmektedir. Fakat bu beklenen bir husus olup, deterjan denen temizleyici madde, derinin yağını alması sebebiyle deriyi zayıflattığından böyle alerjik durum oluşabilmektedir. Bu etkiler kişinin deterjan ile teması bıraktıktan bir süre sonra kendiliğinden yok olmaktadır. Zaman zaman bu temizlik ürünlerinin güçlü kokusunu gidermek amacıyla içlerine limon ya da başka bir ferah koku eklenebiliyor, bu yanlış bir uygulamadır. Çünkü, kötü koku o ürünü koklamanın kişilere zarar vereceğini gösteren bir uyarıdır.
📉Deterjan kalıntılarının tamamını temizlemek için, çamaşır makinesinde, çamaşırları 8 ton su ile yıkamak gerekir. İç çamaşırları bütün gün deriye temas ettikleri için sağlık açısından birçok tehlikeye sebep olabilirler. Göğüs, lenf, rahim, prostat ve deri gibi kanserlerinde son dönemde gerçekleşen hızlı artışın iç çamaşırlardaki kimyasal kalıntılar olabileceği söylenmektedir.
📉Deterjan kullanımının çevrede de rahatlıkla görülebilen etkileri de bulunmaktadır. Marmara Denizin de görülen ''kırmızı su'' olaylarında rol oynayan yoğun plankton üremelerinde denize boşaltılan diğer atıkların yanında sentetik deterjan atıklarının da önemli ölçüde etkisi olmaktadır. Deterjanlara temizleyici özellik veren yapısındaki yüzey-aktif maddelerdir. Üreticiler çoğunlukla deterjanlar içinde pahalı olan bu maddeleri düşük oranda (%10-30) kullanmakta, onun yerine ucuz olan bentonit, kaolin, değişik tuzlar, asitler ve silikatlar gibi temizleyici özellikleri olan suda az eriyen inorganik maddeler karıştırmaktadırlar. Bir deterjanın yapısındaki biyolojik bozulmaya (biyodegredasyon) uğratmayan maddelerin oranı onun çevre kirlenmesi ve sağlığa olan zararlarının göstergesidir. Bu maddelerin su ve toprakta bozulmadan kalıp, akarsularla göl ve denizlere ulaşması buralarda yaşayan canlıları ve onlarla beslenen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Son 25 yıl içerisinde birçok ülke deterjan üretiminde biyodegredasyonu hızlı yüzey-aktif maddeler ve katkı maddeleri kullanmaktadırlar. Yüzey-aktif maddesi Lineer alkil benzen (LAB) ve benzeri yapıda olan deterjanlar su ve toprakta daha hızlı biyodegredasyona uğradığından deterjan üretiminde öncelikle tercih edilmektedir. Örneğin A.B.D, 1963 yılından bu yana LAB dışında yüzey-aktif maddenin deterjanlara katılmasına izin vermemektedir.” Açıklamasını yapmaktadır.
Ülkemizde üretilen deterjanlara yakın zamana kadar katılan dedosil benzen (DDB) yüzey-aktif maddesi kimyasal yapısında sağlam halkalı gruplar içerdiğinden su ve toprakta bakteri ve enzimlerin etkisiyle oldukça güç çözünmekte dolayısıyla doğada giderek birikmekte idi. Bu tehlikeli gidişi durdurmak için DDB yasaklanmış ve onun yerine LAB kullanılmaya başlanmıştır.
Deterjan içerisinde bulunan yüzey-aktif madde dışında önemli oranda (%70-90) bulunan temizleyici, beyazlatıcı, yumuşatıcı, köpürtücü, parlaklık verici ya da antiseptik özellik veren katlı maddelerinin çoğu da yüzey-aktif madde gibi insan organizmasına gıdalardan ve diğer yollardan girdiklerinde dokularda iritasyon sonucu olumsuz etkilere neden olabilmektedirler. Bir çok kanser türünün ise dokuların sürekli iritasyonu sonucu oluşabildiği literatürlerde bildirilmektedir. Ayrıca akciğer tahribatı, akciğer iltihabı, alerjik reaksiyonlar, santral sinir sisitemi, kalp, böbrek ve kan damar rahatsızlıkları, endokrin ve bağışıklık sistemi bozuklukları gibi önemli rahatsızlıkların kaynağı üretimde kullanılan katkı maddeleri ve dolayısı ile deterjanlar olabilmektedir.
Deterjanın kullanım yerleri ile temas sonucu vücudumuza giren miktarı, yapacağı zarar yönünden önemlidir. A.B.D’de bir günde insan vücuduna giren deterjan yüzey-aktif maddesinin en çok 0.3-3 mg arasında olduğu belirtilmesine karşın ülkemizde bazı yörelerde yapılan çalışmalar içme sularında dahi çok yüksek miktarlarda deterjan bulunduğunu ortaya koymuştur.
Her ne kadar vücudumuza giren günlük deterjan miktarı bilinmese de, bunun çok yüksek düzeyde olması güçlü bir olasılıktır. Bu nedenle biyodegredasyonu en hızlı olan deterjan kullanılmasının özellikle ülkemizde önemi büyüktür.
Sonuç olarak medeniyet gereği olan temizlik işlerimizde kullandığımız deterjanların çevre kirlenmesi ve özellikle sağlığımız açısından zararlarından korunabilmek için üretimlerinin kontrol altında tutulması zorunludur. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlığa ve çevre kirlenmesine en az zararlı bileşimlerin saptanıp bu standardın dışında deterjan üretimine izin verilmemesi gerekmektedir.
Ayrıca üretici firmaların deterjan kullanımını özendirmek için giriştikleri reklam kampanyalarının abartılı ve gerçeği yansıtmaması da tüketicinin kafasında ‘madem süper ötesi temizlik sağlıyor, madem tüm zorlu kiri pası çıkarabilmekte o zaman neden her ay reklamlarda formülü yenilenir ya da geliştirilir olarak gösterilmeye çalışılmaktadır?’ Sorusunu tekrar ettirmektedir.
Gıda Mühendisi İsmail Erbay’ın bir makalesinde de:
“Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları, Çamaşır ve Bulaşık deterjanları, Sıvı sabunlar ve Şampuanlardır. Sıvı sabunlar, bulaşık deterjanları ile şampuan hammaddelerinin orantıları değiştirilmiş halidir. Sabunun sıvılaştırılmışı değildir.
Bu temizlik mamullerinin içerisindeki kimyasallar insan vücudunda karbon yapımızı kırarak veya oksijeni tüketerek tamiri imkânsız hastalıklara yol açarlar. Sentetik temizlik ürünleri vücuduma dokunmasın gitsinler istiyorsanız yapılacak bir şey vardır:
📌-Çamaşır makinesinde: Çamaşırlarınızı 8.000 kg ( 8 ton) su ile durulamanız gerekir. 📌-Bulaşık makinesinde: Bulaşıklarınızı 6.000 kg (6 ton) su ile durulamanız gerekir. 📌-Banyoda: Şampuan veya body jel kullanmışsanız 2.000 kg (2 ton veya 250 orta boy kova dolusu) su ile durulanmanız gerekir.
Küçük çocuğu olup da boğaz enfeksiyonu geçirtmeden, bademcik hastalığı geçirmeden büyütebilen anne var mı? İnanın bu işin baş müsebbibi bulaşık deterjanlarıdır. Yıkama sonunda çamaşırlarınızı yeni gibi temiz, yumuşak ve ferah bulursunuz.
📝Araştıran Hazırlayan Özlem Ayral
submitted by ersagburada to organikurunalisverisi [link] [comments]


Ormanda Bir Günlük Kamp Yapmak 2 ÇOCUKLA HAYATTA KALMA MÜCADELESİ GÜNLÜK VLOG - YouTube Mindfulness ve Anda Kalma alışkanlığı - Ders 21 Kağıt oynarken uyuya kalma sakın.. GECE GİZLİCE MARKETTE KALMAK! - YouTube Günlük : The Long Dark Hayatta Kalma Mücadelesi - 2 Ed Stafford ile Adada 60 Gün  Part I - YouTube

Kesirlerin Günlük Hayatta Kullanım Alanları Nelerdir - e ...

  1. Ormanda Bir Günlük Kamp Yapmak
  2. 2 ÇOCUKLA HAYATTA KALMA MÜCADELESİ GÜNLÜK VLOG - YouTube
  3. Mindfulness ve Anda Kalma alışkanlığı - Ders 21
  4. Kağıt oynarken uyuya kalma sakın..
  5. GECE GİZLİCE MARKETTE KALMAK! - YouTube
  6. Günlük : The Long Dark Hayatta Kalma Mücadelesi - 2
  7. Ed Stafford ile Adada 60 Gün Part I - YouTube

New Songs Alan Walker (Remix) Top Alan Walker Style 2020 Animation Music Video [GMV] - Duration: 11:29. EDM For You Recommended for you Günlük : The Long Dark Hayatta Kalma Mücadelesi - 3 - Duration: 25:12. Oyun Günl ... Mindfulness ve Anda Kalma alışkanlığı - Ders 21 Mindfulness Academy. ... İnformal egzersizler yani günlük hayatımızda yaptığımız kafamıza göre seçtiğimiz bir objeye dikkatimizi ... Ed Stafford'ın yanında yemek, su ve kıyafet yok! Ed Stafford ile Adada 60 Gün programında hayatta kalma uzmanı, bu kez tek başına bir Fiji adasında 60 gün bo... 2 ÇOCUKLA HAYATTA KALMA MÜCADELESİ GÜNLÜK VLOG #günlükvlog #vlog #tatil #tatildecorona #gerze #sinop #gerzecorona #sinopcorona #gerzekorona #sinopkorona Herk... ARAMIZA KATIL KANKA https://goo.gl/he44ko Hey Video Hakkında Yorum Yapmayı Like Atmayı Unutma Dostum Hergün Saat 20:00'de Yeni Video ABONE OL https://goo.gl/... Uzun bir aradan sonra tekrardan herkese merhaba bugün farklı bir konsept ile karşınızdayım. Güzel ve sıradan bir Ocak gününde ormanda kamp yapıyorum ve bulduğum güzel ilginç ...